Lâ İlahe İllallah

Sen hiç kendi heva ve heveslerini tanrılaştıran [birin]i düşündün mü? (Furkan 43)

Ya bloğunu, yazma eylemini, fikir paylaşımını…

Oysa ki;

Lâ ilahe illallah, Lâ ilahe illallah, Lâ ilahe illallah..!

Go get Adobe Flash Player!

Yüzünü O’na dön sadece ey müslüman, her işin O’na götürsün seni, yakın kılsın.

Hevana değil O’na hizmet et yalnızca, hevânın değil, O’nun ağzı ol.

Otur hesabını yap sık sık; neye hizmet ediyorum ben, neremden konuşuyorum, yaptıklarımla O’nu ne kadar hoşnut edip, ululuyorum… Benden çıkanlar ne kadar köklü ve nereye akıyorlar, bu yaptıklarım beni dünümden, bir hafta/ay/yıl öncemden ne kadar farklı kıldı VE BU FARKLILIK ne ifade ediyor O’nun nazarında? Varlığım nereye koşuyor böyle, neleri besliyor; gerçekte neye tapınıyorum  ben?

Ve sonra cevaplarını al, düş yola, O’nun yoluna; O’na doğru, O’nunla…

–son yazımdır bu… Allah’a emanet olun, helal edin hakkınız–

15 yorum yapılDI.siz de yorumlayın Nisan 3rd, 2009

Ölmek Çok Güzel

SON KADIN

Ben,
Seninle ölecem
İn
Şal
Lah!

Eli elime değen,
Nefesini nefesimde
Hissettiğim,
Yüzünü ellerimin arasında
Isıttığım,
Sofrasına diz çöktüğüm
Son kadın
Olacaksın;
Son
Kadınım,
Son bölümü
Aşklarımın,
Ölümü öpüşlerimin.

Ben,
Seninle ölecem
İn
Şal
Lah!
(2007)

Go get Adobe Flash Player!

Ben öldüm şirin… Yeniden doğdum… Ben; seninle öldüm, son kadınım oldun, son bölümü aşklarımın… Tam da dediğim gibi… Temennim kabul edildi; izin verdi Allah…

O Nihat öldü Şirin… Bunu sana o değil, ben yazıyorum… Onun yerine… Beni tanımıyorsun Şirin, seninle henüz tanışmadık, yollarımız hiçbir zaman da kesişmeyecek; ne sen bende kendini, ne de ben kendimde seni bulacağız artık; sen de ölmezsen şayet…

Ama… Sen de öl Şirin, sen de öl, o Şirin ölsün, ölmesi gerekiyor…

Ölmek çok güzel Şirin, çok güzel… Ölmekten korkma… Unutma; ölmek yeniden doğmaktır… Yeniden… Çok acılı, sancılı, kıvrandırıcı bir şey ama çok güzel Şirin, çok güzel… Buna değiyor, fazlası ile değiyor; hafif oluyorsun, çok hafif… Ölmek hafiflemekmiş, kuş gibi, tüy gibi olmakmış…

Ölebilmen, yani yeniden doğabilmen için, vazgeçmen gerekiyor Şirin… Her şeyden, benim gibi, önceki tüm sahipliklerinden, yani dünyandan, yani Dünya’dan vazgeçmen gerekiyor… Vazgeçmeden ölemiyorsun… Yani yeniden doğamıyorsun… Eski dünyanı tamamı ile silmeden ölemiyorsun; hep kıvranmaya mahkum oluyorsun, bir şeyler hep eksik kalıyor, yarım yaşıyorsun hayatı(nı)…

Ben, pek çok şeyi, vazgeçmesi zor olan pek çok şeyi, nefretimden ve karşı olduğumdan da değil tam, sadece eski dünyamın, eski ben’in bir parçası ve seçimi olduklarından dolayı tek tek kovdum: müzikler, filmler, arkadaşlar, kitaplar, resimler, fotoğraflar, onca yazım, giyim şeklim, yeme içme adetlerim, oturma biçimim, kullandığım kelimeler vs. vs. vs… Bunlara dair tüm izleri tek tek arayıp, tarayıp bulup yok ettim, ediyorum… Daha da bir yerlere gizlenmişlerdir belki, devam ediyorum… Eskiye muhalefet, yeniyi daha güçlü ve sağlam kılma adına, mantıklı- mantıksız olsun her şeyi, yok ediyorum… Ve şimdi de bloğumu, blogculuğumu…

Öl Şirin; yeniden doğabilmek için öl… Ölmeden önce öl… Cennet(in)e doğuşunun direkt veya kolay olması için öl… Vazgeç… Dünya’dan, dünyandan vazgeç… Ve boşalttığının yerleri O’nunla, O’nun sistemi İslam ile doldur; vazgeçişlerin daha kolay olması ve eşsiz nimetlerle donanmak için… O’nun ahlâkı ile ahlâklan ve O’nun tüm evreni yönettiği sistemi, -İslam’ı- kur kendine…

Ölmezsen Şirin, ölmezsen; yeni hayatında gülemezsin… Gülebilmek, helak olmamak için öl ve O’nun dosdoğru yoluna doğ…

7 yorum yapılDI.siz de yorumlayın Mart 20th, 2009

Yeniden Doğabilmek İçin…

alışmanız için söylüyorum Kİ benim de alışmaya ihtiyacım var; bloğumu ve yaklaşık üç yıldır yürüttüğüm blogculuğu yakında terk ediyorum, bırakıyorum, kovuyorum hayatımdan, siliyorum, çıkarıyorum, öldürüyorum…

zaten yenilenen bir hayatım var… önceki dünyama ait pek çok şeyi terk ederken, yok ederken; önceki ben’in -kendi gözümde ve başka gözlerde- nerdeyse simgesi haline gelmiş bu ismi ve bu uğraşıyı yeni hayatıma taşımam, yeni hayatımda da korumam ve yaşatmam, büyük bir tutarsızlık ve Rabbi’min bana sunduğu lütuflara nankörlük, sunacaklarının önünde de büyük bir engel olurdu…

bu sebeple; daha güçlü, taze bir şimdi ve gelecek, öğeleri birbiri ve yeni dünyam ile daha tutarlı ve uyumlu bir ben, geçmişin -güzel de olsa- negatif yüklü her değerini geçmişte bırakabilmiş ya da kendinden tümüyle kovabilmiş BİR HAYAT için… öldürüyorum, gömüyorum bloğumu ve blogculuğu… izninizle…

Go get Adobe Flash Player!

ölmeden, ölmek gerek… ölmekse, vazgeçmek demek…

vazgeçmeden ölemez, ölmeden doğamazsın…

yani muhterem; yeni dünyana, yeni bir dünyaya daha güçlü doğabilmek, kendini bambaşka bir biçimde algılayıp tanımlayabilmek için; eski’den, eskimişten, eskitenden, eskittiğinden vazgeçmek zorundasın… kurtulmak…

otur, kendi ölümüne ağla şimdi… ağlasınlar… iyi gelir…

9 yorum yapılDI.siz de yorumlayın Mart 13th, 2009

Allah’ım; Ben Bunları Hak Edecek Ne Yaptım?

bazen düşünüyorum…

Allah’ım, ben bunları;  bu imanı, bu güzelim halleri… bu, bu lezzetleri hak edecek ne yaptım..? ne, ne..? de bana kendini tanımayı ve kendinle yakınlaşmayı nasip ettin,  sırat-ı mustakim’e çıkardın beni…

düşünüyorum, düşünüyorum, düşünüyorum… ve kayda değer pek bir şey bulamıyorum, şüphesiz boşuna değil ama, boş geçirdiğim on altı-otuz bir yaş aralığımda…

Go get Adobe Flash Player!

“belki de bu nasipliğin sebebi geçmişinde değil, şimdindeydi… yani geleceğinde gizliydi” diyorum sonra kendime… öyle hevesli, heyecanlı, öyle coşkulu ve gayretli…sin ki bu yolda… belki de, belki de bu yüzden nasip etti Sahip’in sana imanı…bu…

nedeni, geçmişinde değil geleceğinde gizliydi belki de bu yola çıkarılışının… içinde, gizillerinde…bir şey olduğun değil, olacağın için -ki sen bile ne olacağın bilgisine yabancı idin- getirildin bu noktaya belki de…

belki de…

–tüm Müslüman aleminin Mevlid Kandili’ni en içten dileklerimle kutluyorum–

9 yorum yapılDI.siz de yorumlayın Mart 7th, 2009

İradeni Hakk’a Teslim Et

İradeni çek şeytanın elinden ve Hakk’a teslim et…

Sen zaten O’nunsun; O’ndan bir parça… İradeni O’na teslim etmekle zaten kendin olacaksın, kendin gibi… olabileceksin… Bunu, zamanla daha güçlü idrak edeceksin…

Go get Adobe Flash Player!

Öbür türlüsü, diğer her türlüsü teslimiyetin, gönül vermişliğin; zulmete, hüsrana, acı ve sancıya yuvarlar ruhunu… Ateşe, aşağılayan acı(klı) bir azaba…

Kendini yalnızca O’na teslim et, O’ndan ibaret ol yalnızca…

Sen zaten O’nunsun; O’ndan bir parça…

10 yorum yapılDI.siz de yorumlayın Şubat 26th, 2009

Önceki Yazı


Yazı Takvimi

Temmuz 2009
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

Son Yazılar

Kategoriler


Bağlantılar

Google Reader

RSS(besleme)



Clicky Web Analytics