Archive for Mart, 2008

İlk Adımın Zorluğu

ilkadim.jpg

En zor şeyin süreç olduğunu varsayardım; değilmiş…

Zor olan ve insanda daha fazla enerji gerektiren şey, adım atmakmış… O adımı attıktan sonra gerekli olan şey ise sadece sebat, istikrar ve istikrarı yönetmek…

Uzaya gönderilen roketlerin, kalkışlarını takip eden 2-3 dakikada harcadıkları yakıtın Dünya’nın etrafını bir sefer dolanmaya yetecek kadar olduğunu biliyor muydunuz?

Çoğunlukla korkularımızın ve tereddütlerimizin etkisi ile herhangi bir konuda karar vermede ve istediğimiz alana yönelmede hep zorlanırız; korkularımız ve tereddütlerimiz -ve bizi sınırlayan tüm diğer şeyler- yerçekiminin roketi zorlaması ve fazla enerji harcamasına yol açması gibi, bizlerin de zorlanmasına yol açarlar…

Son derece basit ama pratikte de bir o kadar zor olan “bir adım at, gerisi gelir” düşüncesine bağlı aslında her şey: tıpkı sabahın beşinde kalkmamız gerektiği zaman en zor şeyin yataktan fırlamak olması gibi… Sonrası ise çok kolaydır; birkaç dakika içinde dağılıverir uykumuz…

………………………….

Boşanma davası açma konusunda adım atmam aylarımı almıştı; çok sancılı ve acılı bir dönemdi… Hayalimden bile geçiremeyeceğim şeyler yaşamıştım… Korkuyordum: çocuklarımı kaybetmekten, altı yıllık emeği bir tarafa koymaktan, yeni bir hayat kuramamaktan, kursam bile mutlu olamamaktan, boşanma sürecinde -çoğunlukla kendi içimde yarattığım- sorunların üstesinden gelememekten, çocuklarımdan ayrı görevimi sürdürememekten vs…

Korkularım ve öngörülerim dayanaksızmış; ilk adımı attıktan sonra bilinçli ve dik bir şekilde yürüdüğüm yolda sisler öyle hızlı dağılmaya başladı ki… (bu aşamada okuyucularım olarak sizlerin de çok çok yardımı oldu)Bu arada kendi gücümü ve yapabildiklerimi de farketmeye başladım: meğer ben ne kadar güçlü imişim… (aslında içimizde her şeyin üstesinden gelebilecek inanılmaz bir güç var; önemli olan onun etrafında örülü kozayı yok etmek)

Yalnız da değiliz: bir şeye karar verip ilk adımı attıktan sonra gizli bir güç (buna ister Allah, isterseniz evren deyin) sürekli  yardım ediyor bize; yeter ki  o güçle sürekli iletişim halinde olup, evrenin/Allah’ın kurallarına uygun hareket edelim…

Tabii tüm bunların sonucunda her şeyin istediğimiz gibi olması gerekmiyor; zaten evrenin /Allah’ın bize sunduğu şey de isteklerimiz değil, hazır olduğumuz, hak ettiğimiz şeyler… Yani bize sunulan/sunulacak şey de esas alına ölçüt, ruhsal yönümüz…

…………………………

Kurallara uygun bir şekilde elinden gelenin en iyisini/doğrusunu yap, gerisini O’na bırak: bırak ve sana sunulana -istemediğin şey olsa da- razı ol… Zaten geldiğin nokta, gelmen ve yaşaman gereken noktadır…

Bakalım bana sunulacak şey ne olacak: çocuklarımla mı yoksa çocuklarımsız bir hayat mı süreceğim… Elimden geleni -hakkıyla- yapacağım; ne sunulursa artık; O, her şeyin en doğrusunu ve hayırlısını sunacaktır bana; buna yürekten inanıyorum…

Sağlıcakla ve doğruda kalın!

17 yorum yapıldı.siz de yorumlayın Mart 16th, 2008

İnan ve Gör

 inanvegor.jpg

Çoğumuz inanmak için görmeyi/dokunmayı bekler… Oysa ki asıl -ve çok daha fazla- gerçeği, ancak inanmayı seçince görürüz…

Bu, sadece Allah inancı ile alakalı bir durum değil; sosyal ilişkilerimizde de böyle… Ne zamanki bir şeylere güvenmeyi, inanmayı tercih eder ve inandığımızı yaşamaya başlarız, ancak o zaman inandığımız şeyin gerçekliklerini-iyi veya kötü- daha açık ve her yönlü görme şansımız olur…

Kurtuluş ve -önü acı da olsa- mutluluk, İNANMAK’ta yatıyor.

Buna inanın!

not: boşanmanın başlangıcında bilgisayarımı memlekete götürmüştüm… halâ da orda… bu yüzden cafelerden giriyorum ve bloglarınızla -ziyaret etsem de- yorum yazarak ilgilenemiyorum… buna inanın :) ve hoşgörün beni.

6 yorum yapıldı.siz de yorumlayın Mart 6th, 2008


Takvim

Mart 2008
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Şub   Nis »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  

Aylara Göre Yazılar

Kategorilere Göre Yazılar



Clicky Web Analytics