Plânlı Plânsızlık
Buraya bir şeyler eklemek hiç içimden gelmiyor ama hadi kısacık bir şeyler karalayayım…
Son haftalarda kişisel gelişim kitapları ile haşır neşirim; bu tesadüfü bir durum değil… Kendimi iyi ve dik tutma çabalarımın doğal bir sonucu.(zaten tesadüf ve şans diye bir şey var mıdır; zorunluluklar ve ihtiyaçlar doğurur her şeyi; “can sıkışmayınca hızır yetişmez”ve “öğrenci hazır olunca öğretmen gelir” sözlerinde de ifade edildiği gibi)
Oldukça etkileyici ve beni derinden sarsan kitaplar okuyorum; bundan sonraki hayatımı epey farklılaştıracak türden bilgiler sunan kitaplar…
Kişisel gelişim kitaplarınının baş doktrini “plânlı yaşam” dır… Bir yerde tamam diyorum plânlı yaşama ama yazarımız plânlı yaşama konusunda inanılmaz bir paradoksun içine düşmüş…
Diyor ki: “haftada bir gününüzü plânsız yaşayın, o gün saat takmayın, yapılacak işler defterinizi bir tarafa bırakın”
Bu plânsız günü de, bir plân dahilinde yaşamamız gerekiyor doğal olarak
Adı üstünde plânsız yaşam… Plansız şekilde, kendiliğinden ortaya çıkan ve herhangi bir zihinsel sürecin katkısı olmadan beliren yaşamdır…
Eğer ben “şu günümü plânsız yaşayacağım” dersem ve bunu da kâğıda aktarırsam, bu, plânsızlığın özüne ters düşmez mi? Bu durum bir paradoks değil midir?
Ya da plânlı yaşamı hayatında takıntıya dönüştürmüş insanların içine düştükleri ironik bir vaka mı; öyle kaptırmışlar ki kendilerini plânlı yaşama… Plânsızlığı bile plân dahilinde yaşamaya çalışıyorlar
not: bu, plânlanmış bir yazı değildir; şimdi’nin ürünüdür
***”plânlı yaşam” ı eleştirdiğim başka bir yazım için tıklayın
7 yorum yapıldı.siz de yorumlayın Nisan 8th, 2008
