Archive for Mayıs, 2008

Övgü Ve Yergilerimiz

Başkasında görüp bizi rahatsız eden ve  onda eleştirip değiştirmeye çalıştığımız yönler; bizde olan ve -ama farkında olduğumuz ama olmadığımız-  değiştirilmesi gereken, değiştirilmesi gerektiğine inandığımız yönlerdir… Bir başkasını değiştirmeye çalışmakla aslında umutsuzca içimizdeki o yönü değiştirmeye -yok etmeye ya da yaşatmaya-çalışıyoruzdur… Bir başkasını yergi, her bakımdan kendimize yergidir! Kötü bir niteliği başkasında görebiliyorsak, mutlaka ama mutlaka bizde de vardır; sadece henüz ondan kurtulamamışızdır!

Başkasında görüp takdir ettiğimiz, beğendiğimiz ve övdüğümüz yönler de; aslında bizde olan ama henüz gün ışığına çıkaramadığımız -övülesi- yönlerdir… Başkasına övgü her bakımdan kendimize bir övgüdür! İyi bir niteliği başkasında görebiliyorsak, mutlaka ama mutlaka bizde de vardır; sadece henüz onu doğur(a)mamışızdır!

not: bu konuda daha geniş kapsamlı bir yazı yazılacaktır… şimdilik iki pargrafta özetledim… bekleyin…

not2: bloğuma artık evimden yazabiliyorum… yazı ve yorumlarımla  daha sık görüşeceğiz!

7 yorum yapıldı.siz de yorumlayın Mayıs 30th, 2008

Geleceğ(imiz)e Yatırım

İçinde irademizi yeteri kadar barındırmayan başarısızlık ve kaybedişler, çok daha hüzün, acı ve pişmanlık vericidir…

Bir kaybediş yaşasak da verdiğimiz mücadelenin sonunda; irade, akıl ve yüreğimizi tam olarak ortaya koymanın ve mücadelemizi doğru vermiş olmanın huzru bizde oluşacak yıkım ve üzüntüleri azaltacaktır… Çünkü o zaman biz sadece kazanma savaşı vermeyip, akıl irade ve kalbimizi tam olarak ortaya koyarak ve mücadelemizi doğru vererek geleceğimize ve kişiliğimize de yatırım yapmış olmaktayız..

EK:                                                                                                                      

Montaigne: İnsanoğlunun en büyük ve en harikulade şahaseri, doğru yaşamaktır. Başka şeylerin hepsi önemsiz destek ve uzantılardır.

2 yorum yapıldı.siz de yorumlayın Mayıs 27th, 2008

Yardımın Niçini

yardiminniçini

Yardım etmek gibi erdemli bir davranışı ifa etmeyi “başkalarının yapmıyor olması ya da o davranışın çok az kişide yaşıyor olması” nedenine bağlamak ne kadar doğrudur?

Böyle bir sebeple yardım edersem bu nereye kadar sürer..? Yormaz mı bir süre sonra bu nedenden dolayı yardım etmek insanı..?

Çirkin/kötü bir davranıştan, başkası öyle yapıyor diye kaçınmak ne kadar yapmacık ve samimiyetten uzaksa, “yapılmıyor diye iyi davranışları yaşatmaya/yerine getirmeye çalışmak” da o derece samimiyetten uzak ve insanın üzerine yüktür!

İyi davranışlara yönelip kötü davranışlardan kaçınmamızı, kendi içimizdeki bir nedene bağlamalı ve erdemli hareket etmemizi -mümkün olduğu kadar- dış nedenlerden bağımsız kılmalıyız…

Şüphesiz ki bir dış nedene bağlı olarak da olsa iyi/hakka uygun davranışlar sergilemek ve iyiyi yaşatmak; iyiye hiç sahip çıkmamaktan evladır ama iyiyi içimizde ve dışımızda mutlak hakim kılmak için bunun da ötesine geç(ebil)meli ve -başkasının yapmasına ya da yapmamasına bakmadan- sadece doğru/hakka uygun olan o olduğu için yapma/ma/lıyız…

İşin biraz daha elim tarafı, insanları iyiliğe çağırırken onlara yapılan seslenişte yatıyor:

–Kimsenin kimseyi düşünmediği, bananeciliğin hüküm sürdüğü şu çağda elinizi önce vicdanınıza koyun sonra cebinize sokun..!

Burda seslenişin hedef aldığı tarafımız çoğunlukla nefsimiz, biraz da vicdanımız… İyilik yapmamız sonucunda dünyayı sarmış bencil güruhtan farklı ve onlardan üstün olacağımız ima ediliyor ve nefs, kendini daha üstün ve farklı görme adına iyilik yapmaya davet ediliyor… (zekice)

–Ben, bananeciliğin hüküm sürdüğü bu çağda başkalarını düşünebiliyorum. Ben, o bencil güruhtan ayrı ve daha üstün bir insanım… Ben, halâ, yardımseverlik vb. erdemleri içinde yaşatabilen biriyim… Ben 1 şeyim, 2 şeyim, 3 şeyim :)

Diğer yandan kendini “bananeci”, “bencil” kümeye dahil olmuş görmek istemeyen vicdan “yardım etmeliyim, yoksa ben de bunun bir parçası olurum… Oysa olmamalıyım” diye düşün(dürtül)erek, birazın da ötesinde epey bir zorlama ile yardım etmeye itiliyor… (bu da zekice)

Durum böyle olunca, insanın içinde hak ettiği yere oturup, sürekliliğini koruyamıyor bu güzel erdem tabii… (ama kimin umrunda; yeterki gelsin paralar) Kendini sağlam bir kaynağa/nedene dayandır(a)madığı için de zamanla yoruluyor, bıkıyor, anlamsız buluyor yaptığını…

Peki o zaman n’apmalı..? Nasıl davranmalı…? Ve insanları yardıma- daha geniş anlamda iyiliğe- nasıl davet etmeli..?

Orasını da varın siz keşfedin

………………………

Bu Yazı, Kainatyolcusu adlı blog sahibinin bu yazısı okunduktan sonra yazılmıştır

4 yorum yapıldı.siz de yorumlayın Mayıs 25th, 2008

Previous Posts


Takvim

Mayıs 2008
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis   Haz »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Aylara Göre Yazılar

Kategorilere Göre Yazılar



Clicky Web Analytics