Tedbirin Böylesi

Tedbirimizi, henüz vukuat ortaya çıkmadan alma ve belki de hiçbir zaman ve şekilde zihinlerde yer almayacak gerçekliği zihne yerleştirme gibi garip bir özelliğimiz var…
On yedisindeki kızını, işlettiği pastanede, yanına, yardımcı olması için alan anne, kızına tembihlerini daha baştan sıralar:
–Müşterilerle, gerekli haller dışında konuşma, laubali olma… Mümkün olduğunca tezgâhın gerisinde dur; sarkıntılık etmeye, seninle diyalog kurmaya çalışanlar olabilir; alâkasız soruları geçiştir.
Kaba tabirle “eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürme”, “uyuyan yılanı uyandırma” dır bunun adı… Henüz ortada olmayan bir sorunu olmuş, olabilir varsayarak bu tür tembihlere ve tedbirlere yönelmek, sorunun bedenlenmesi için gerekli zihinsel alt yapıyı hazırlamaktır…
Bir önyargı içine girilmeden ve art niyetli bir gözlemle hareket edilmeden izlense süreç… Ve sorun belirdiğinde müdahale ve tavsiyelerde bulunulsa; o zaman sürecin kahramanı kişi/kişiler de, hangi neden/ler/den dolayı böyle hareket edildiği konusunda daha bilinçli olacaklar ama… Yok işte…
Ortada hiçbir neden/sorun yokken tedbir almak, tembih ve tavsiyelerde bulunmak, sorunun ortaya çıkması için gerekli zihinsel alt yapıyı hazırlamanın ve felakete başlangıç yaratmanın yanında, kendi üzerinden tedbir alınan kişide de “kendisine güven duyulmadığı” düşüncesini, önü alınamaz bir tedirginliği, bu tedirginliğin yaratacağı hataları, ilginin tedbir hedefine yönelmesini doğurur ki zaten sorunu fiziksel dünyaya taşıyan da, kişideki bu etkilerdir.
İşte bunun adı, düşüncenin fiziksel gerçekliğe dönüşmesi, içte olanın maddi evrende karşılık bulmasından başka bir şey değildir…
Her zaman dediğim gibi; içimize doğmaz, içimizdeki doğar hayata.
not: üç ay kadar önce kaleme aldığım bir yazı… paylaşmak şimdiye kısmetmiş (vardır bir hikmeti )
14 yorum yapıldı.siz de yorumlayın Haziran 14th, 2008