Bu Dünya Gerçekten Gerçek Değil
Haziran 4th, 2008
Yazının Yer Aldığı Kategori: Ayrıntı, Din, Felsefe, Ruh Hali

Hepimiz, bir dünyada yaşamıyoruz; hepimiz kendi dünyamızda yaşıyoruz (mecazi anlamda değil)
Hepimiz, aynı dünyayı izlemiyoruz; hepimiz kendi (iç) dünyamızı izliyoruz… (gördüklerimiz, iç dünyamızın birer yansıması sadece)
Hepimize, hem izleyicisi hem oyuncusu olduğumuz, kendi (iç) dünyamız -üç boyutlu bir kurgu içerisinde- izlettiriliyor… ( “bak ve gör kendindekileri de dönüştür kendini” denircesine… buna inanın…)
Mücadele ettiğimiz/etmemiz, dönüştürmemiz gereken kendi (iç) dünyamız… Ancak, büyük bir gaflet içinde; başka dünyaları değiştirmeye çalışıyoruz…
(Bildiğimiz anlamda) Dünya’nın, bağımsız bir gerçekliği olduğunu sanıyoruz…
Oysa…
Oysa her birimiz-belli bir amaca hizmet eden- bir kurgu Dünya’nın içinde yaşıyoruz… Ve bilmiyoruz; başka dünyaları dönüştürmek, ancak, kendi dünyamızı dönüştürmekle mümkün… Yine bilmiyoruz; yıkıp yakmakla, hor görmekle, nefret etmekle, yermekle, kırıp incitmekle, dışlamakla vs. sadece ve sadece kendimize EDİYORUZ… Vee, yapmamız gereken tek şeyin -sadece- her şeyi ve herkesi SEVMEK gerektiğini ve bunun bize göklerin kapılarını açacağını idrak edemiyoruz!
Sevin.. İçinde güveni, huzuru, mutluluk, coşku ve neşeyi, sorumluluğu… barındıran bu duyguyu -gerçekçi bir şekilde- hissedin! Hissedin ve içinizdeki (içinde her rengi barındırdığını bildiğimiz) beyaz ışık/nur kaplasın bedeninizi ve o sarhoş ediciliği, o ışığın inanılmaz gücünü duyumsayın ki dünyanızda kesiştiklerinizi de ışığa boğabilesiniz…
not: bunun doğruluğunu hissediyor ve inanıyordum buna… şimdi ise, son haftalardaki farkındalıklarımın ve mücahadelelerimin bir sonucu olarak-gerçeğe çok yakın şekilde- tecrübe ettim… etkilerini de yaşıyorum… bilmem ki benim tecrübem sizleri ne kadar bağlar! her şey tıpkı -bildiğimiz şu film- Matrix’teki gibi; madde diye bir şey yok… Yookk! Her şey ışık/enerji… Beynimiz/duyularımız (sert-yumuşak sıcak-soğuk ekşi-tatlı şeklinde) öyle algılıyor sadece!
Yazının Yer Aldığı Kategori: Ayrıntı, Din, Felsefe, Ruh Hali
15 Yorum Yapıldı Siz de yorumlayın
1. mikado&hellip | Haziran 4th, 2008 at 2:33 am
Doğduğumuzda ruhlarımız özgürdü belki, sonradan ona kattığımız dünyevi duygular onu derinliklerimize itti, kirletti, bedenimize köle etti. Evet kendi dünyamızda yaşıyoruz ama bir olan dünyada yaşama arzusundayız. Çok eskiden beri zihnimde beliren bir durum var. Bir arsa düşünün etrafı çevrilmemiş, ama bir kenarında kapı var. O arsanın içine herkes girebiliyor, ama kimisi kapıdan giriyor, kimisi yanından! Karışık bir dünya tasavvuru… ben anlam veremedim nasıl bir dünya bu, herkesin herkesi etkileyebildiği, kendine ne ettiğini bilemediği…
2. Arzu-hal&hellip | Haziran 4th, 2008 at 10:15 am
” Vee, yapmamız gereken tek şeyin -sadece- her şeyi ve herkesi SEVMEK gerektiğini ve bunun bize göklerin kapılarını açacağını idrak edemiyoruz! ”
Ben Musa a.s. seviyorum ama, Firavun’u da seviyorum.
Ben Peygamberimi s.a.v. seviyorum ama, Ebu Cehil’i, Ebu Leheb’i de seviyorum.
Ben Allah’ı c.c. seviyorum ama, şu putları da seviyorum.
3. HErgunSince1983&hellip | Haziran 4th, 2008 at 12:46 pm
Biraz karmaşık bir mesele! Biraz felsefik biraz da metafiziki bir mesele. Fazla derinlere de dalmamak lazım bence.
Ehliyet alacak kişinin bilmesi gerekenlerle arabanın motorunu geliştirecek bir mühendisin bilmesi gerekenler arasında kıyaslanamayacak kadar fark vardır. Bizim -insanoğlunun- de bilmemiz gereken, görmemiz gereken şeyler sınırlıdır bence. Yüzeysel kalmamız kafidir, derinlere dalarsak çıkamayabiliriz.
Sağlıcakla…
4. darkspy&hellip | Haziran 4th, 2008 at 12:46 pm
O zaman koca bir avuntudan ibaret olmuyor mu yaşam?
Bu kadar aza indirmek doğrumu ben bilmiyorum…
Daha çetrefilli daha ayrıntılı ve daha içinden çıkılmaz değilmidir hayat düşündükçe…
Algıladığın yada algılandığın şekliyle anlamlandırmak konusunda hem fikirim…güzeldi kaleminiz dert görmesin…
5. Batuhan Doğu Alkaya&hellip | Haziran 7th, 2008 at 6:45 pm
Olasılıksız isimli kitabı okudun mu ? Kitabın sayfalarından birinde , sadece bir insanın dünya üzerinde nasıl dalgalar yaratacağını anladığım bir bölüm vardı … Tecrübe edindiğin şey son derece doğru ve herkesin inanması gerekende bu bence ..
nihat demirkol: bu kitabı alıp okuyacağım… çok teşekkür ederim… internetten biraz baktım ve evet, tam da öyle düşünüyorum; yaşamımız zannettiğimizden daha fazla güce sahibiz… Allah bu gücü bize vermiş ama bunu kullanmasını bilmiyoruz… bu ise “Allah’tan isteyin, o size verir” hadisinde ortaya konmuş… tek sorun, nasıl isteyeceğimizi ve isteme sürecinde uygulayacağımız şeyleri bilmek!
teşekkürler!
6. safak&hellip | Haziran 8th, 2008 at 1:34 am
Yalnızlık aldatıcıdır, karış doğaya, toprağa, suya…
nihat demirkol: üzerinde düşünülmesi gereken bir ihtar
sahi… gerçek nerde gizlidir; içimizin bazen kaybedip boğan, bazen derinliği ile sarhoş eden gizeminde mi yoksa onun dışa yansıyan görüntülerinde mi..?
tüm bakışlarımı içime yönelttiğim dönemlerde bu yaşamın o kadar dışına çıktım ki… her şeyi çok yukardan görebildim… korktum da… nasıl davranacağımı ve düşüneceğimi bilemediğim bir noktada idim…
şimdi tüm o şeyler ne kadar doğru veya aldatıcı idi..?
ne kadar..?
bu dünya ne kadar gerçekçi..?
yoksa yalnızlığın/içimize yönelmenin bize sundukları; alışılmamışlığı ve dengeyi sarsan yönü yüzünden mi aldatıcı geliyor… doğa, toprak ve suyun gerçekliği ise, alışmış olmamızdan dolayı mı daha az aldatıcı geliyor..?
ya bebekler..? acaba onlar bu dünyaya doğduklarında şaşkınlık ve bocalama yaşıyorlar mı? düşünebilseler, burasını aldatıcı, boğucu vs. bulurlar mıydı?
aman herneyse; gittim ben yine derinliklere…
çok teşekkürler şafak!
7. Arzu-hal&hellip | Haziran 8th, 2008 at 10:01 am
Şafak’a katılıyorum.
İçimiz Hak ile, dışımız halk ile.
nihat demirkol: bu durumda hak, aldatıcı mı..? ortada bir yanlış anlama var sanırım! ya da ben anlayamadım!
8. Arzu-hal&hellip | Haziran 8th, 2008 at 10:12 am
Belki de Şafak’ın dediğini ben yanlış anlamışımdır. Çok yalnızlık insana pek faydalı olmayabilir. Yanlış düşüncelere kapılabilir. İnsanların arasına karışmalı ama Hak’tan ayrılmadan. Cemaatten ayrılmayın buyurmuş Peygamberimiz. Nefs ve şeytan insanı yalnızken daha fazla etkiler.
nihat demirkol: aslında her şey denge meselesi… tamamı ile dışımızda yaşamak ne kadar yanlış ise, içimizde yaşamak da (idrakimizi aşması nedeni ile) o kadar yanlış… ancak bazen dengeyi aşıp, yaşanılanlara hakk’tan bakabilmek için derinlere dalmayı sakıncalı bulmuyor ve de seviyorum…
9. Yağmur&hellip | Haziran 8th, 2008 at 3:15 pm
bazen kafamla konuşurum
etrafımızda olan biten şeyler kurgumu acaba?
ben tek yaratıldım her şey beni denemek için etrafıma çevrildimi
benden başka yaşayan kimse yok ,ben sınava tutuluyorsam diğerleri de sınavın öğelerimi ?
saçma değilmi:))
biliyorum
ama işte eşsiz kurgu alemimizin kurgusunda biri bu da…
herşey üstüme üstüme gelince engel olamıyorum bu tür vesveselere…
nihat demirkol: hoşgeldin yağmur…
işte aynen bu… önceleri, hepimiz aynı kurgunun içine yerleştirildik diye düşünürken ve bunu yaşarken; sonradan, birden, her bir insanın ayrı ayrı dünyalar içine tek tek yerleştirildiği fikrine kapıldım
sonra bunu derinden hissetmeye başladım, çok derinden… her şey ve herkes, kendimden bir şeyleri bana gösteren canlı veya cansız ögeler gibi görünmeye başladı; senin de dediğin gibi…
kendimi yapayalnız ama aynı zamanda kendi dünyamın düzenleyicisi, yaratıcısı gibi hissetmeye başladım… ne anam anamdı, ne tanıdığım herkes… her şey ayrı bir varlığa sahipti; sadece bir öğretme aracı idi… üstelik, ben ölünce, hepsi birden benimle birlikte ölecekti… bu zan, sevdiklerimi kaybetme korkusunu silip atarken, beraberinde üzüntü de yaratıyordu…
tv izlerken kendimi çok garip hissettim; tam tv yi açtığım esnada görüp duyduklarımın bir anlamı vardı; bana özel bir şeyler söyleniyordu… ve gerçekten de buna göre düşündüğümde, tam da kendime ait bir şeyler gördüm… çok garipti…
sonra bir de şey; acaba ben arkamı döndüğümde arkamda kalan şeyler gerçekten de orada mıydı? o an her şey donuyor ve dönmemle birlikte, aradaki boşluğu, Yaradan tamamlayıp, benim dönmeme uygun şekilde mi sürdürüyordu… ve ben bu şehirde iken, diğe şehir ve ülkelerde olup bitenler gerçekten olup bitiyor muydu yoksa benim oralara ulaşmamla ve oraların, duyularımın etki alanına girmesiyle mi varlığı beliriyordu
tabii bu anlattıklarımın bir de en başı var… ordaki herkes benim gibi gerçek ve sınavdalar… bir kurgunun içinde ve anlamlı şekilde bir araya getirilmişler… ona ilişkin tecrübem çok daha farklı ve çok daha sarsıcı idi…
10. Sertalp Bilal&hellip | Haziran 8th, 2008 at 3:44 pm
Bu konuda böyle düşünüyor olman şaşırttı beni Nihat Abi. Descartes’in “Metod Üzerine Konuşmalar” kitabında tartıştığı bir konu bu. Orada Descartes önce Yaratıcı’nın tanımını, sonra da fiziksel bir dünya olup olmadığını tartışıyor, ve sonunda dünyanın gerçekten var olduğuna, bir “matrix’imsi dünya” içinde olmadığımızı söylüyor. Açıkçası ben de öyle düşünüyorum.
Diğer yorumları okudum, düşünceler ilginç biraz tabi. Olasılıksız’ı ben de okudum, insanın bir düşünce gücünün olup olmadığına dair bir yazı yazmıştım, benim o konuda kafam karışık. Neyse, ellerine sağlık Nihat Abi, uğrayamadım uzun zaman,kusura bakmayasın.
nihat demirkol: bu benim tecrübem ve nesnel bir görüş ortaya attığımı iddia etmiyorum sertalp… decartes’inki de ne kadar nesnel bilemem…
aslında her tecrübe kendi içinde doğrudur belki de; ne de olsa her şey, inanmana göre zihninde şekilleniyor… gerçekten de inandın mı, gerçekmiş gibi yaşıyorsun zihninde..?
bu durumda gerçek mi içine girdiklerim… her şeyi dışarıdan, taa tepeden görebildim… çok gerçekçi idi… çookk!!! ama buna rağmen asla diyemem, asıl gerçek budur diye… ben sadece yaşadım ve (kendi adıma şimdilik) inanıyorum böyle olduğuna ve dine de ters bulmuyorum; hatta dinle örtüşmeyen tarafı yok…
teşekkürler!
11. Kayra&hellip | Haziran 8th, 2008 at 4:20 pm
Bir şeyi, herhangi bir şeyi sevmemek her şeyi kabullenmek değil midir?
Sevmek ayrı kabullenmek ayrı diyecekseniz insan neden bir şeyi sevsin?
12. emre&hellip | Haziran 8th, 2008 at 7:48 pm
Yaşadıklarımız, başımızdan geçenler hepsi düşüncemizin ürünü, neye inandıysak onları yaşadık desek kabul edilebilir. Ama şimdi desem ki siz yoksunuz, ben böyle bir yazı okumayı istediğim için varsınız, veya vardınız da ben böyle birşey tasarladığım için size yazdırıldı, koskoca alemde yalnız bir kulum, herşey benim etrafımda şekilleniyor anlayışı, bana göre inandırıcı olmadığı gibi bir süre sonra kendinizi tanrı yerine koymanız veya kendinize özel
“benim Allah’ım gibi” ayrı inanç türleri çıkarmaya sebebiyet verir.
Yaşam, madde, hakikat üzerine birçok özlü söz inceledim hepsinde insanın sınırları hakkında öngörülmüş fikirler yer alıyor.
13. Sertalp Bilal&hellip | Haziran 9th, 2008 at 8:35 am
Ben de Descartes’in veya sizin nesnelliğinizi bilemem, ben kaynak olarak bakılabilinir diye not düşmüştüm. Tecrübeniz bu yönde olabilir, buna da bir dediğim yok. Ben sizden duygudan gelen bir düşünce içinde olmanıza şaşırdım. Bana düşündüğünüz her şeyi bir temele dayandıran biri gibi görünmüştünüz. Tabi isterse insan ispatsız da inanır ama küçük bir tepeyi aşamadan bü inancını kaybedebilir.
Dine ters dememiştim, neden açıkladınız anlamadım ama inancınıza sığdırabiliyorsanız hiç problem yok demektir.
14. zehra&hellip | Haziran 9th, 2008 at 10:49 am
aslında ben su sekılde dusunuyorum ınsan dısında hersey ne sekılde davranacagını neye hızmet edecegını ıyı bılıyor asıl amacını unutup baska baska yonlere sapan ınsanoglu
……………………….
yasasın pazartesi cumanın gelmesıne 5 gun kaldı
mutlu guzel bır hafta dılıyorum
15. zeynep&hellip | Temmuz 4th, 2008 at 5:53 pm
Sayin yazar; matrixe hukmedin isimli kitabi okumanizi tavsiye ederim. Ancak imani acidan ayaklariniz saglam basarak okursaniz bir sorun olmadan O’na c.c .yaklasacak tefekkuri bir ufuk acilimi saglayabilirsiniz.
nihat demirkol: matrix e hükmedin…
okuyacağımdan emin olabilirsiniz zeynep; çok teşekkür ederim!… dile getirdiğiniz temkin için de ayrıca teşekkür ederim!
Yorum Yazın
İzin Verilen Bazı HTML Kodları:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>
Trackback this post | Subscribe to the comments via RSS Feed