Posts filed under 'Araştırma'

İnternetten öğrendiklerimi, doğrularımın onayından geçirip kendi düşünce ve bildiklerimle harmanlayarak (iki günde) böyle uzun bir liste oluşturdum. Dilerim zevkle okursunuz.
Aydın İnsan Nedir..? Aydın İnsan, Nasıl Olmalıdır..?
1-Aydın insan; okur, gözler, araştırır, inceler, düşünür, analiz eder, sorgular, yorumlar, sonuca varır ve vardığı sonucu birilerinin tartışmasına, hizmetine sunar…
2-Aydın insan; sözü ve/veya kalemi ile birilerini aydınlatan insandır.
3-Aydın insan; sözel ve/veya yazınsal yolla tepkisini ortaya koyar.
4-Aydın insan; kimsenin göremediğini görebilen, fark edebilen ve bu farkı paylaşıp insanları düşünmeye ve düşünce ve olayların tartışılmasına yol açan insandır.
5-Aydın insan; bireysel ve/veya toplumsal sorunlara karşı duyarlıdır.
6-Aydın insan; farklı şekillerde ortaya koyduğu bir cesaret sahibidir.
7-Aydın insan; sınırlı, durgun, donuk, sabit fikirli değildir; önceki hali ile çelişmeyi ve dışlanmayı bile göze alarak, hareketinden, düşüncesinden gerektiğinde sapabilir.
8-Aydın insan; ilerici ve/veya gerektiğinde var olan maddi-manevi değerleri koruyandır.
9-Aydın insan; kendi toplumunun çıkarlarını, diğer toplumların çıkarları ve hakkaniyet ölçüleri ile çelişmeyecek şekilde savunur ve korur.
10-Aydın insan; tüm şiddet unsurlarına karşıdır… O, savaşımını sözü ve kalemi ile verir. (”medenilere galebe ikna iledir, icbar ile değil” sözü, aydın’ın tam da bu yönünü anlatır)
11-Aydın insan; eleştiriye açık insandır…
12-Aydın insan; bölücü değil, birleştiricidir.
13-Aydın insan; sadece kendi (içinde yer aldığı toplumun/kesimin)doğrularını, sorunlarını değil, tüm insanlığın sorunlarını da gündeme taşır… Bu anlamda sınıflar üstüdür.
14-Aydın insan; en az bir disipline hakim ve yetkin olduğu disiplin(ler)le kendini, çevresini ve toplumu daha ileriye taşıyan insandır…
15-Aydın insan; bireyin ve/veya toplumun ihtiyaçlarını analiz eder, analizlerini çözüme dönüştürür… Bu sebeple, bireyi ve/veya toplumu konu edinen disiplinlerden (psikoloji, felsefe, sosyoloji, tarih vs.) birine, birkaçına veya hepsine karşı ilgilidir.
16-Aydın insan; objektif düşünmesini gerektiren hallerde objektif düşünebilen , objektifliğini koruyabilen insandır ve objektifliğine engel oluşturacak şeyleri (aydın olmasından doğan bir hakla) yok sayma insiyatifi vardır. (ve bunu yapması da, onun yargılanmasını gerektirmez)
17-Aydın insan; hem bir sınıfı temsil eder hem de sınıflar üstü özelliğe sahiptir.
18-Aydın insan; bir tarafın ya da tarafların (ateist, teist, sosyalist, kapitalist, kominist, milliyetçi, dinci vs.) içinde yer alabilir; Ama bu aidiyetliğini -yukarda sıralanan- aydın insanın özellikleri ile çelişmeyecek şekilde sürdürür.
19-Aydın insan; toplumsal ve kültürel mirası korumak konusunda bile ilerici hareket eder… Var olanı yaşamak/yaşaYmak isterken eskiyi, (mümkün görünüyorsa, uygunsa) günün şartlarına uyarlar da yaşar/yaşanmasını ister… Bu bağlamda aydın, hep bir dinamizm içindedir.
20-Bazen geçmişe dönmek de ilerlemektir. Aydın insan ilerlemenin iki uçlu olduğunun farkındadır (–> <–) Bu yüzden yeni olandan (gerekiyorsa) vazgeçer ve (doğru ise) eskiye sarılır… Geçmişe dönmek de aydın insan için “ilerlemek”tir.
21-Aydın insan da bir insandır ve bu yazıda anlatılan aydın tanımlarına zaman zaman ters düşen hareketler de bulunabilir…
Aydın insan ne değildir..?
1-Aydın insan sadece top sakal bırakan, kadehindeki içkiyi yudumlayan, solcu, bekar yaşayan insan değildir… “Tam sakal” bırakıp sarık takan, milliyetçi, dinci insandan da aydın olur ve vardır da. :) Günlük alışkanlıklar, giyim-kuşam, bilumum diğer tercihler; aydın olmanın, aydınlatmanın önünde engel değildir.
2-Aydın insan taraf tutmayan, tarafı olmayan (milliyetsiz, dinsiz, mezhepsiz vs.) insan değildir.
3-Aydın insan; hoşgörüsünde, anlayışında sınırsız insan değildir… Aydın insanın hoş görmedikleri, gördüklerinden daha da fazla olabilir. (hoşgörüsünü dile getirişinde , insanlardan ayrılır sadece)
4-Aydın insan; akademik eğitim almış, gazetelerde yazıp çizen, kitapları çıkmış insan değildir sadece… Aydınlık, kişinin duruşu, hali, tarzıdır… Bu açıdan, herkes aydın olabilir; aydın bir komşu, aydın bir esnaf, aydın bir blogcu, aydın bir ev hanımı, aydın bir öğretmen, aydın bir şoför, aydın bir şarkıcı, aydın bir çoban… Yeter ki, dar da olsa küçük çevresini, aydınlatsın kişi.
5-Aydın insan; topluma her bakımdan örnek olması gereken insan değildir… Aydın, yaşam biçimini içinde yaşadığı topluma bakarak ayarlamak zorunda hissetmez kendini…
6-Aydın insan, çevresini her bakımdan aydınlatan insan değildir; yetkin olduğu alan/lar/da üstlenir bu görevi… (bu yüzden tutup da sizinle futboldan, politikadan, sinemadan, tiyatrodan, magazinden, arkeolojiden, dinden konuş-a-mayan aydın’a; “ne biçim aydın bu laaannn, mal gibi” demeyin
)
7-Aydın insan, aydın olmaya çalışmaz… Aydınlık, onun yaşam biçiminin yarattığı doğal bir sonuç ve/veya birilerinin ona biçtiği roldür. (ben, aydın olacağım diyemezsiniz, deseniz de olamazsınız… bunu ancak başkaları size uygun görür)
not: Başlıkları farklı şekilde kullanmak, yazının sadece bir kısmını yayımlayıp “devamını oku” diyerek okuyucuyu buraya yönlendirmek şartı ile bloglarınızda/sitenizde bu yazıyı kendi okuyucularınızın paylaşımlarına açabilirsiniz… (aydın insan kopyala-yapıştır yapmaz
)
Ocak 24th, 2008

İnternetten sizler (ve kendim) için affetmek konulu çeşitli yazılar derledim… Hepsinde farklı bakış açıları yakalayacağınızı ve (az veya çok) zevk alacağınızı zannediyorum.
Buyrun!, okuyun! (fare imlecini başlıkların üzerine yaklaştırırsanız, yazı ile ilgili kısa tanıtımımı görebilirsiniz)
1-Affetmek Üzerine Güzel Sözler 2- Bağışlamak Ve Affetmek
3-Affetmek 4- Herkesi Affet, Kendini Asla 5-Affetmek Şifa Getiriyor
6-Uzun ve Sağlıklı Yaşamın Anahtarı: Affetmek 7-Affetmek İyi Midir?
8-Affetmek, İyinin İntikamıdır 9-Affetmek Bir Seçimdir
10-Affetmek ve Sağlığa Faydaları 11-Affetmek ve Sağlığa Faydaları-2
12-Affetmek mi Zor 13-PKK’lıları Affetmek
14-Rüyada Affetmek, Affedilmek, Af, Af Dilemek
15-Bayramlarda Affetmek Kolay mı? 16-Sağlığımız ve Bağışlama
17-Affetmek, Unutmak ve İntikam
18-Affetmek Konulu Şarkı Sözleri (1, 2, 3)
Ocak 12th, 2008

Tanrı Kavramı Üzerine Bazı Düşünürlerden Çeşitli Tanımlar ve Düşünceler… Buyrun okuyup değerlendirin; katılın ya da hayırlayın ve/veya kendi düşüncelerinizi, tanımlarınızı, varsa, bildiğiniz başka görüşleri paylaşın.
Ksenofanes
1)Tanrı birdir, her şeyi görür, her şeyi işitir, değişmez, ölümsüzdür ve soyut gücü ile evrendeki tüm davranışları ve değişimleri düzenler. Ancak Tanrı bir yaratıcı olmayıp evren ile özdeştir, evrene eşittir.
2)Tanrı, tüm insani özelliklerden münezzehtir.
Heraklit
Duyularımızla algıladığımız görünüş evreninin gerisinde gizlenen gerçek bir evren vardır ve o da ancak akıl ile algılanabilecek bir olgudur. Bu evrendeki sonsuz değişimler içinde tek sabit kalan şey, bu değişimleri yöneten yasadır. Ve Tanrı da, evrendeki tüm değişmelerin düzenleyici yasasıdır.
Parmenides
Değişme halinde bulunan evren aldatıcıdır. Değişmeyen, sabit duran ve bir olan evren gerçek evrendir. İşte bu “BİR”, tanrıdır ya da Tanrı ile özdeştir.
Anaksogoras
Nasıl bir taş yığınından ev, bir çamur yığınından heykel oluşamazsa; kaosta, kozmosa kendiliğinden dönüşemez. Bunun için bir plana göre çalışan yaratıcı zekaya gereksinim vardır. Tanrı da (Nus), evrenin mimarı ve yapıcısıdır ancak yaratıcısı değildir. Tanrı (Nus) bir vuruş ile evreni oluşturmuş ve sonra sahneden çekilerek evrenin oluşunu kendi haline bırakmıştır (Deizm). Evren, başlangıcından günümüze kadar, Tanrı’nın en başta ortaya koyduğu amaca ve plana göre hareket etmektedir.
Protagoras
1)Tanrılar var mı yok mu bilemeyiz
2)İnsan her şeyin ölçüsüdür. Tümel bir gerçek yoktur. Olsa olsa her insanın kendisine ait inançları vardır. O halde her görüşün karşıtı olabilir ve hangisinin doğru olduğunu göstermek için tek yol vardır. Bu da karşıdakini inandırabilme(hitabet) gücüdür.
Demokritos
Evrenin oluşumunda ortada bir amaç ve raslantı yoktur. (dolayısıyla Tanrı yoktur-H.N.) Gerçek (evren, dünya -H.N.) madde olan atomlardan oluşur.
Sokrates
Yaşam, yüksek bir gücün kontrolündedir. O kutsal güç de, dışımızda değil, içimizdedir. Bu noktada önemli olan dışarıyı, yani evreni, bilmek değil, insanın kendi kendini bilmesidir.
Eflatun(Platon)
İki evren vardır: biri; sürekli var ve yok olan, algılanabilen, nesnelerin sürekli değişmek zorunda olduğu evren; ötekisi başlangıcı ve sonu olamayan ide’lerin ya da ideallerin evreni. (Tanrısal evren) İçinde yaşadığımız duyular evrenini de ancak ide’ler evrenine katıldığı ölçüde bilmek mümkündür.
Aristo
Doğa ya da canlı güç “bir mimardır” çünkü doğa yaratabilendir. Bu mimar ya da canlı güç, belli bir plân ve amaca göre çalışır.
Scottus Eriugena
Tanrı; real töz, yani asıl gerçekliktir. Olgusal ve evrenseldir.
St. Anselmus
1)Tanrı; adalet, iyilik, bilgelik ve mutluluğun kendisidir.
2)Teklik, çokluktadır.
Aquino’lu Thomas
Tanrının düşünceleri en son olgusal nesnelerin kendileridir ve bu durumda Tanrı kendinde gerçekliktir.
İskoçyalı Duns Scotus
Felsefenin aracı olan us, vahiyle gelen Tanrı bilgisini doğrulayamaz. Din, bilimle açıklanamaz. Tanrı sözü (Din-H.N) dogmadır.
Hegel
1)Akıl ile doğa, ya da bilen ile bilinen özdeştir çünkü her ikisi de akıldır ve aynı yasalarla devinirler. İşte bu nedenle, aklın dış dünyayı kavraması aslında kendini kavraması, kendini bilmesidir. O halde gerçek, ussal olandır ve ussal olan da gerçektir. Algılarımız, tasarımlarımız ve kuramlarımız nesnel gerçeğe uygun oldukları oranda hakikat olurlar.
2) Tanrı, insan ve madde diye ayırım yapmak anlamsızdır. Evrensel cevher, saf bilinç olan ruhtur. Düşünce basamaklarını kateden insan sonunda kendisine döner. Gerçek ruhun kendisi olduğunu keşfeder. Aslında insan tanrı; tanrı da insandır.
Alexandre Dumas (baba)
Eğer Tanrı, insana yaşamaya zorladığı hayatı kendisi yaşamak zorunda kalsaydı, kendini öldürürdü.
Arthur Schopenhauer
Şu dünyayı tanrı yarattıysa, onun yerinde olmak istemem doğrusu. Çünkü, dünyanın sefaleti yüreğimi parçalar. Yaratıcı bir ruh düşünülürse, yarattığı şeyi göstererek ona şöyle bağırmak hakkımızdır: “bunca mutsuzluğu ve bu üzüntüyü ortaya çıkarmak uğruna, hiçliğin sessizliğini ve kıpırdamazlığını bozmaya nasıl kalkıştın?”
Dante Alighieri
Vaad etmemiş olsaydı, Tanrı cenneti bize, ona da etmezlerdi secde…
Franz Kafka
Ev halkını koruyan Tanrıya inanmaktan daha keyif veren ne olabilir!
Friedrich Nietzsche
1)İnsandaki güçlü ve ulu olan her şey insanüstü ve dışsal olarak düşünüldü. İnsan kendini çok küçümsedi. Kendindeki iki yanı birbirinden ayrı iki alana böldü insan; değersiz ve güçsüz yanı ile güçlü ve şaşırtıcı yanını.. İlkine insan dedi , ikincisine ise Tanrı!
2)Dünya bana bir Tanrı’nın buluşu ve rüyasıymış gibi görünüyor. Dünya canı sıkılmış bir Tanrı’nın gözleri önündeki boyalı buharlara benziyor. İyi ve Kötü, mutluluk ve acı, ve sen, ve ben, benim için bir yaratıcının gözlerinin önündeki boyalı buharlardır. Yaratıcı, gözlerini kendi üstünden çekmek istiyordu ve dünyayı yarattı. Acı çeken birisi için gözlerini kendi acısından başka bir yere çevirebilmek baş döndürücü bir mutluluktur.
Pir-i Galibi
1)Allah Ahat’tırr, zati sıfatı ile. Birdir, eşi benzeri olmayan birdir.
2)Dünyada en haliki mürşit ilimdir. İlim Allah’ı bilmektir. Kişi Allah’ı bildiği kadar alimdir. Alimse Mürşittir.
İmam Gazali
Gökte nice yıldızlar vardır ki, yerden yüzlerce defa büyüktürler. Uzak olduklarından nokta gibi görünüyorlar. Yıldızlar böyle olunca, feleğin, yani göklerin, büyüklüğü buradan anlaşılır. Bütün bu yıldızlar, bu büyüklükleri ile senin gözünde gayet ufak görünüyor. İşte bu sebeple bunları yaratanın(Allah’ın) azamet ve hakimiyetini anlayabilirsin.
Gerard de Nerval
Tanrı öldü. Cennet bomboş - Ağlayın çocuklar, artık babanız yok.
Hans Christian Andersen
Her insanın hayatı, Tanrı’nın yazdığı bir peri masalıdır.
Hz.İsa
Tanrı ruhtur, O’na tapınanlar da ruhta ve gerçekte tapınmalıdırlar.
Jean-Jacques Rousseau
Eğer insanlar Tanrı olsaydı, kendilerini demokratik olarak yönetebilirlerdi. İnsanlar Tanrı olmadıklarına göre, mükemmel bir devlet insanlara göre değildir.
Mihail Bakunin
Voltaire’in sözünü tersine çevirerek diyorum ki; eğer Tanrı gerçekten varsa, onu yok etmek gerekir.
Portekiz atasözü
Tanrı eğri çizgilerle, doğru yazar.
X. Alfonso
Tanrı tavsiyemi sormuş olsaydı, evren için daha basit bir tasarım önerirdim.
Woody Allen
1)Tanrı bana bir açık işaret gönderse -varlığına dair-! İsveç bankama benim adıma büyük bir deposit yatırmak gibi.
2)Eğer Tanrı varsa iyi bir mazereti olmalı.
H.N.–>Hazırlayanın Notu
Nisan 17th, 2007

Fransız düşünür ve yazar Voltaire; “düşündüklerinize zerre kadar katılmıyorum ama, sizin düşündüklerinizi özgürce söyleyebilmeniz için hayatımı ortaya koyarım” demiş. Ne de güzel demiş! Düşünme özgürlüğüne olan inancını ne de güzel bir şekilde gözler önüne sermiş; bu beyinlerde yer eden sözüyle.

Voltaire’den iki yüz elli yıl kadar sonrasına bakıyoruz; atalarının bıraktığı düşünsel mirası bir kenara iten Fransa ile karşı karşıyayız. Bırakın o mirasa sahip çıkmayı, Fransa şimdilerde -hepinizin de malumu- kendi insanlarının düşündüklerini ifade etme hakkını, meclisin aldığı bir kararla resmen engelleme yolunda; “Ermeni soykırımı yoktur diyenler cezalandırılacak” Bu, Fransa için tarihi bir çelişki ve utanç kaynağı.

Sadece Fransa’ya has bir durum değil ki bu! Tarih boyunca düşünce hep engellenmeye çalışılmamış mıdır? Kendi tarihimiz olsun, dünya tarihi olsun hep düşünce mahkumları ile dolu değil midir? Hatta bırakalım tarihi; günümüzde bile, sırf düşüncelerini dile getirdikleri için tehdit edilen, yargılanan, suikaste uğrayan, öldürülen düşünür ve yazarların sayısı az mıdır? Az değil!!! Sayamayacağımız kadar çok. Ben aşağıdaki sayfaya, düşünce mahkumlarından sadece en bilinenleri koydum! Bu insanların hepsi; ağızlarırına kilit vurulmaya, gözlerine bant takılmaya çalışılan insanlar!!! Bu düşünce insanları düşüncelerinden ötürü ya yargılanmış, ya hapis yatmış, ya da öldürülmüşlerdir… Ama hiç birinin de düşüncelerine engel olunamamıştır; sağ duyulu takipçileri yaşatmışlardır onları ve düşüncelerini!!!
Daha yaşanır ve zengin bir dünya için, ne olursa olsun, düşünce mahkumiyetinin son bulması; herkesin, düşüncelerini her platformda açıkça ifade edebilmesi, kendini yaşayabilmesi lazım! İnsanların düşüncele- rinden değil, eylemlerinden dolayı yargılanması, totaliter güçlerin ellerimizdeki kelepçeyi, ağzımızdaki kilidi, gözümüzdeki bandı ve üzerimizdeki takibi kaldırması lazım! DÜŞÜNCEYE ÖZGÜRLÜK LAZIM!
Nisan 16th, 2007
Abdi İpekçi: Gazeteci-yazar. 25 yıl Milliyet gazetesi genel yayın müdürlüğünü, 20 yılda, baş yazarlığını yapmıştır. 1 Şubat 1979′da, 50 yaşındayken, İstanbul’da bir suikast sonucunda öldürüldü. Eserlerinden bazıları :”Afrika”, “İhtilalin İç Yüzü”, “İnönü Atatürk’ü Anlatıyor”, “Liderler Diyor ki”
Ahmet Altan: 1950 doğumlu, yazar. Halen yaşıyor. Ünlü yazar ve eski milletvekili Çetin Altan’ın oğlu. Birçok yazısından dolayı yargılandı ve 1995 yılında bir buçuk yıl hapse mahkum edildi. Bazı kitapları toplatıldı ve yargılanarak mahkeme kararınca yakıldı. Eserlerinden bazıları: “Dört Mevsim Sonbahar, Sudaki İz”, “Yalnızlığın Özel Tarihi”, “Tehlikeli MAsallar”, “İsyan Günlerinde Aşk”
Ahmet Taner Kışlalı: Türk siyaset bilimci. Yenigün gazetesinde yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1977′de, CHP listesinden İzmir milletvekili seçildi. Ankara Üniv. İletişim Fakültesi’nde, siyaset derlseri verdi. Cumhuriyet Gazetesi’nde “Haftaya Bakış” başlığıyla köşe yayımladığı yıllarda, 21 Ekim 1999 günü, 60 yaşındayken, evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Başlıca eserleri: “Öğrenci Ayaklanmaları”, “Siyasal Çatışma ve Uzlaşma”, “Kemalizm, Laiklik ve Demokrasi”, “Siyaset Bilimi”, Seçimsiz Demokrasi”
Bahriye Üçok: 1989′da TV’de, İslam’da örtünmenin ve oruç tutmanın zorunlu olmadığını açıklamasının ardından, “İslami Hareket” adlı örgütün yoğun tehditlerine maruz kaldı. Tehditlerin ardından 6 Ekim 1990 günü, Ankara’da evine gönderilen kitap paketini kapısının önünde açmaya çalışırken, içine yerleştirilen bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Eserlerinden bazıları: “İslam’dan Dönenler ve Yalancı Peygamberler”, “İslam Devleti’nde Kadın Hükümdarlar”, “İslam Tarihi
Çetin Emeç: 7 Mart 1990′da İşine gitmek üzere, İstanbul Suadiye’deki evinden çıktığı sırada şoförü Sinan Ercan’la birlikte öldrüldü. 38 yıllık gazeteci olan Emeç, Hürriyet Gazetesi yönetim kurulu üyesi ve yazarıydı. Çetin Emeç, Gazeteciler Cemiyeti, Uluslararası Basın enstitüsü üyesiydi.
Deniz Gezmiş: 1966 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakultesi’ne girdiğinde, kısa sürede gençlik eylemlerinde öne çıktı. TİP’te çalıştı. 1968′de, Devrimci Hukuıkçular örgütünü kurdu. DÖB’ün kurucuları arasında yer aldı. Samsun’dan Ankara’ya, MustafaKemal yürüyüşünü tertipledi. Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan’la birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde ANkara Merkez Kapalı Cezaevi’nde idam edildi.
Malcolm-X: ABD’li siyaset adamı ve siyah hakları savunucusudur.1952′de Malcolm X adıyla Black Muslims hareketine girdi. Elijah Muhammad’in yolunu izledi ve ona ABD içinde tümüyle bağımsız olacak bir zenci cumhuriyetinin kurulması fikrini benimsetti. Ancak Mart 1964′de iki önderin arası açıldı; Malcolm X, Afrika - Amerika Birliğiörgütünü kurdu ve 1964′de Afrika ile Ortadoğu’ya (Mekke’de hacc için bulundu) iki gezi yaptı. Dönüşünden kısa bir süre sonra da öldürüldü.
Metin Göktepe: Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe, 8 Ocak 1996 tarihinde Ümraniye E Tipi Cezaevi’nde yaşamını yitiren Orhan Özen ile Rıza Boybaş’ın Alibeyköy’de yapılacak cenaze törenini izlemekle görevliydi. Yoğun polis ablukasının olduğu Alibeyköy’de 500′ün üzerinde kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında Metin Göktepe de bulunuyordu. Gerekçesi ise “sarı basın kartı”nın olmaması ve polise itiraz etmesiydi! Metin diğer gözaltına alınanlarla birlikte Eyüp Kapalı Spor Salonu’na götürüldü. Burada kendinden geçinceye kadar Metin’e dayak atan polisler, cansız bedenini Spor Salonu’nun büfesinin yanına bıraktı.
Nazım Hikmet: Türk şair ve oyun yazarıdır. Dünyada en bilinen Türk şairi sayılmaktadır.Eserleri birçok dile çevrilmiş, birçok ödül almıştır. Ancak Türkiye’deki yaşamının çoğunu hapiste geçirmiştir. Bu gibi durumlardan ötürü Moskova’ya kaçmış ve Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır.1925 yılından başlamak üzere şiirleri ve yazıları yüzünden bir çok kere yargılandı. 1938 yılında orduyu ayaklanmaya kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın kaldı. 1950 yılında bir af yasasıyla salıverildi. Ancak sürekli izlendiği ve çürüğe ayrıldığı halde 48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılması ve öldürüleceği yolundaki duyumlar üzerine yurtdışına kaçtı. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi.
Orhan Pamuk: Postmodern tarzda eserleri bulunan yazar.Türkiye’yi kastederek “Bu topraklarda bir milyon Ermeni, otuzbin Kürt öldürüldü” iddiasında bıulunduğu için hakkında davalar açıldı.
Said Nursi: 20. yüzyılda yaşamış İslam bilgini. I. Dünya Savaşı’nda Teşkilat-ı Mahsusa’da çalıştı. 1915-1917arasında Ruslar tarafından savaş esiri alındı. Savaştan sonra ülkeye döndü, Darül Hikmetül İslamiye’de görev aldı. 1925 Şeyh Said isyanından sonra tutuklandı. Sonra serbest bırakıldı. Cumhuriyete ve çağdaş rejime karşı olduğu iddiasıyla; önce Isparta yakınlarında Barla adında bir köye, ardından Eskişehir(1935), Kastamonu (1936), Denizli (1943) ve Afyon Emirdağ’a (1945) sürüldü. 1950′de Demokrat Parti iktidarınca serbest bırakıldı. Hayatı sürgünlerde ve hapislerde geçen Said Nursi, 23 Mart 1960′da Şanlıurfa’da vefaat etti.
Turan Dursun: Yazar ve düşünür.İslam Dini’ni eleştiren yazıları ve kitapları yüzünden, hakkında çıkarılan fetvayla, 4 Eylül 1990 yılında, uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti
Uğur Mumcu: Gazeteci, araştırmacı yazar.Askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada 12 Mart dönemi’nde bir yazısında kullandığı “ordu uyanık olmalı” sözleriyle, “orduya hakaret etmek”, “sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak” suçunu işlediği iddasıyla gözaltına alındı. Mamak Askeri Cezaevi’nde pek çok aydınla birlikte bir yıla yakın kalan Uğur Mumcu, bu davadan dolayı 7 yıl hapse mahkum edildi. Fakat Yargıtay’ca karar bozuldu ve serbest bırakıldı. Bu olaydan sonra Mumcu askerliğini, 1972-1974 yılları arasında Ağrı’nın Patnos ilçesinde, resmi tanımıyla “sakıncalı piyade eri” olarak tamamladı. Patnos’ta, ağır koşullar altında askerliğini yaparken, zaten uzun zamandan beri var olan ülseri yüzünden mide kanaması geçirdi. 1993 yılında uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir.
Elif Şafak: Yazar… Son yazdığı kitabı “Baba ve Piç” teki Ermeni Soykırımı ile ilgili ve Türklüğe hakaret içeren sözlerinden dolayı yargılanmaktadır.
Abdurahman Dilipak: Gazeteci, yazar. 27 Şubat 1998 tarihinde Malatya’da düzenlenen bir toplantıda yaptığı konuşma sebebiyle 312′den yargılandı ve 1,5 yıl hapse mahkum oldu.
Galileo: Modern fiziğin ve teleskobik astronominin kurucularından olan İtalyan bilim adamı. Dünya’nın döndüğü iddiasını ortaya attığı için kiliseden yoğun tepkiler aldı.1618′de üç kuyruklu yıldızın görülmesiyle kiliseyle münakaşaya girdi.Arkadaşının Sekizinci Urban olarak Papa seçilmesinden cesaret alarak yazdığı “İki Kainat Sistemi Üzerine Konuşmalar” adlı eserini 1632′de yayınladı. Ancak kitabı daha önce yapılan uyarılarla çeliştiği söylentilerine rağmen Roma’da mahkemeye çağrıldı. 1633′te bu kitap yasaklandı ve kendisi müebbet hapse mahkum edildi.Yetmiş yaşında hapsedilen Galileo’nun gözleri kör oldu ve 1642 yılında hapiste öldü.
Martin Luther: Alman din reformcusu. Kilisenin endülüjans uygulamasına karşı çıkarak bu konuda karşı tezler hazırladı.1518 yılında Roma’da Luther’in fikirlerine karşı bir papalık davası açıldı. Bu engizisyon davasında Luther gıyabında yargılandı. İmparator Maximillian onu dinden çıkmış, sapkın ilan etti.15 Haziran 1520 günü Papa X. Leo, Luther’i bir bildiriyle aforoz etti. Hakkında bir sürü yasaklamalar getirildi.
Ferhat Tunç: Müzik sanatçısı. “Niyo” adlı şarkısına Türkçe alt yazılı Kürtçe klip çektiği için yargılamaya alınmıştır. Konserlerinde pek çok defa izinsiz konuşma ve açıklamalarda bulunduğu için yargılanmış ya da hapis yatmıştır.
Nisan 15th, 2007



Uğur Mumcu, Turan Dursun, Said Nursi



Orhan Pamuk, Nazım Hikmet, Metin Göktepe



Martin Luther, Malcolm-X, Galileo


Ferhat Tunç, Elif şafak


Deniz Gezmiş, Abdi İpekçi



Çetin Emeç, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı


Ahmet Altan, Abdurahman Dilipak
Ve daha niceleri: Gülay Göktürk, Ali Bayramoğlu, Prof. Dr. Emre Kongar, Akın Birdal, Mehmet Şevket Eygi, Eren Keskin, Necmettin Erbakan, İlyas Salman, Hasan Celal Güzel, Neşe Düzel, Mehmet Kutlular, Fehmi Koru, Emine Şenlikoğlu, Eşber Yağmurdereli, Recep Tayyip Erdoğan, Mehmet Yıldırım, Celal Başlangıç, Ali Bulaç, Etyen Mahçupyan, Kürşat Bumin vd.
Nisan 14th, 2007