
Yaşadığımız bir başarısızlık neticesinde içine düştüğümüz olumsuz duygu, düşünce ve davranışlar, başarısızlığımızın nedeni/nedenlerinden biri olabilir mi?
Yani sonucun çıktıları/bizde doğurduğu olumsuzluklar, aynı zamanda sonucun nedeni midir?
Şöyle anlatayım: iş arıyoruz. Aradığımız kapılar birbir yüzümüze kapanıyor. Ve biz, kapıyı bize kapatanlara (sesli-sessiz) küfürler ediyor, kendi talihimize sövüyor kaderimize isyanlar sergiliyor, derin ümitsizlik ve karamsarlıklara düşüyor, düştüğümüz keder ve üzüntünün etkisi ile ailemizi de yıpratıyor, bir çıkmaz duygusuyla umudumuzu şans oyunlarında, kumarda arıyoruz vs.
İş bulamamızın sebebi, zaten gösterecek olduğumuz bu davranışlarımız olabilir mi? Yaşadığımız başarısızlık sonucunda böyle davranacağımızı bilen (hikmetli) Allah, daha baştan, ilerdeki davranışımızı şimdiki istek ve hedefimize engel olarak gördüğünden mi bize başarısızlığı yaşatıyor?
-Gör, gör bak… Herkes görsün… Sen böyle yapacağın için ben sana bunu yaşattım…
Bu, şu anlama da geliyor: hayatta başarıyı(ve de mutluluğu) yakalayabilmek için, başarı öncesi hazırlık kadar, başarı sonrası hazırlığı da, başarı öncesi hazırlıkla beraber yapmalıyız.
Allah, çoklarının kalbini mühürlemiştir… Bunun bir sebebi, o kişilerinin geçmişlerinin tamamıyla küfür, şirk ve isyandan oluşmasıdır… Diğer ve en önemli sebebi ise, bu kişilerin iflah olmayacaklarını /gerçeği göremeyeceklerini Allah’ın zaten biliyor olmasıdır… Yani Allah, gelecekteki davranışımızı da, şimdiki durumumuza bir neden sayıyor…
Sonucun doğurdukları, nedeni yaratıyor…
Neden, gerimizde değil, geleceğimizde…
Hayatımızın içeriği ve niteliği aslında ellerimizde…
Başarı için her türlü donanıma sahip olabiliriz ama isteğimizin bize sunulması için, başarıyı yakaladıktan sonra da gerekli olan (ilahî yasalarla uyumlu) donanımı benliğimizde oluşturmadıkça, başarı bize kolay kolay tattırılmayacaktır…
Ağustos 4th, 2008

Go get Adobe Flash Player!
Sadece elde olana değil, olmasını dilediklerimize de –şimdiden- şükretmek; duyumsayarak… Teşekkürlerimizi göndermek Yaradan’a… Daha bir inanç kokan şükre sahip olmak böylece…
Verilene herkes teşekkür eder; en azından etmesi gerektiğini bilir… Ama verilmeden minneti göstermek ve duyumsamak, Yaradan’ın varlığına ve lütufkârlığına duyulan inancın daha net göstergesidir…
Arzumuza, henüz yaşamımıza sunulmadan, şükür duymanın diğer bir güzel yönü de, arzumuzun hayatımıza akışını hızlandırmasıdır… Henüz sahip olunmayan nimete yürekten/derinden, tam bir ihlasla edilen şükrü karşılıksız bırakır mı dersiniz Yaradan..?
Hem, kazanım öncesinde edilen şükür, kazanım gerçekleştikten sonra edilmesi gereken şükrün provası gibidir… Böylelikle dileğimize kavuştuktan sonra daha bir kolay ve layığıyla şükredebiliriz ki bu, Allah’ın hoşuna gidebilecek ayrı bir unsurdur…
Hadi; şimdiden şükretmeye başlayalım isteklerimiz için Allah’a…
(Bu yazıyı okuduğunuz ve birbirinden güzel ve farklı görüşlerinizi paylaştığınız için size teşekkürlerimi ve bu durumu yaratan Allah’a şükranlarımı yolluyorum.)
.
Temmuz 29th, 2008
Go get Adobe Flash Player!
Kendimize haksızlık/zulüm edilmesine izin vermek/boyun eğmek; zulmedenin, üzerine çıktığı idam sehpasına tekme atmaktır…
Yalnızca kendimizi korumak amacıyla değil; zulmedeni, zulmetmenin sonuçlarından korumak için de, zulme, havaya kaldırdığımız elimizle dur demeliyiz…
Zulme boyun eğmek; zulmedene zulmetmektir… Ve zulmedenin, kazandığı zaferin etkisi ile başkalarına zulmetmesine de daha baştan zemin hazırlamaktır…
Bu haksızlıkları bana yapmana ve kendine zulmetmene izin veremem… Hayatına, daha fazla musibet tohumları ekmene razı olamam… Seni, Yaradan’dan ötürü, halâ seviyorum ve etme-bulma yasasının çarklarına takılı kalarak mahvoluşunu izlemek istemiyorum…
……………………………….
zulüm: bu kavramı, en geniş anlamı ile kullandım… dedikodu, yalan, iftira, tehdit vs. de, birer zulüm aracı olarak kullanılabilir…
Temmuz 20th, 2008
Bizim evliliğimiz de birilerine teselli olacak artık…
Boşanıyorum… Hem eşimden hem de işimden.
“İşinden mi?” dediğinizi duyar gibiyim… Evet, işimden de boşanıyorum; bunun sebeplerini sizlerle daha sonra paylaşırım.
Ne mi hissediyorum?
Üzülmüyorum… Ama sevindiğimi de söyleyemem…
Şimdilik sadece canımı kurtarmaya çalışıyorum çünkü bu evlilik hem sağlığım hem de canım için tehdit oluşturmaya başladı; bana ve kızlarıma dua edin de bu işten sağlığımız yerinde ve sağ bir şekilde kurtulalım…
“Canın mı?” dediğinizi de duyar gibiyim? Bunun ayrıntılarını da sizlerle daha sonra paylaşırım.
Uzun süre buraya bir şeyler yazamam; belki kafamı dağıtmak için (şimdi olduğu gibi) girerim ama buranın artık uzun süre istikrarı ve tadı tuzu olmayacak… (ama iyiki burası var; eğer hala ruh sağlığım yerinde ise, bunu buranın sağaltımına borçluyum… boşanma sürecinde de bu sağaltıma daha çok ihtiyacım olacak)
Şubat 8th, 2008