Posts filed under 'Çocuk Eğitimi'

Tedbirin Böylesi

Tedbirimizi, henüz vukuat ortaya çıkmadan alma ve belki de hiçbir zaman ve şekilde zihinlerde yer almayacak gerçekliği zihne yerleştirme gibi garip bir özelliğimiz var…

On yedisindeki kızını, işlettiği pastanede, yanına, yardımcı olması için alan anne, kızına tembihlerini daha baştan sıralar:

–Müşterilerle, gerekli haller dışında konuşma, laubali olma… Mümkün olduğunca tezgâhın gerisinde dur; sarkıntılık etmeye, seninle diyalog kurmaya çalışanlar olabilir; alâkasız soruları geçiştir.

Kaba tabirle “eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürme”, “uyuyan yılanı uyandırma” dır bunun adı… Henüz ortada olmayan bir sorunu olmuş, olabilir varsayarak bu tür tembihlere ve tedbirlere yönelmek, sorunun bedenlenmesi için gerekli zihinsel alt yapıyı hazırlamaktır…

Bir önyargı içine girilmeden ve art niyetli bir gözlemle hareket edilmeden izlense süreç… Ve sorun belirdiğinde müdahale ve tavsiyelerde bulunulsa; o zaman sürecin kahramanı kişi/kişiler de, hangi neden/ler/den dolayı böyle hareket edildiği konusunda daha bilinçli olacaklar ama… Yok işte…

Ortada hiçbir neden/sorun yokken tedbir almak, tembih ve tavsiyelerde bulunmak, sorunun ortaya çıkması için gerekli zihinsel alt  yapıyı hazırlamanın ve felakete başlangıç yaratmanın yanında, kendi üzerinden tedbir alınan kişide de “kendisine güven duyulmadığı” düşüncesini, önü alınamaz bir tedirginliği, bu tedirginliğin yaratacağı hataları, ilginin tedbir hedefine yönelmesini doğurur ki zaten sorunu fiziksel dünyaya taşıyan da, kişideki bu etkilerdir.

İşte bunun adı, düşüncenin fiziksel gerçekliğe dönüşmesi, içte olanın maddi evrende karşılık bulmasından başka bir şey değildir…

Her zaman dediğim gibi; içimize doğmaz, içimizdeki doğar hayata.

not: üç ay kadar önce kaleme aldığım bir yazı… paylaşmak şimdiye kısmetmiş (vardır bir hikmeti )

14 yorum yapıldı.siz de yorumlayın Haziran 14th, 2008

Çocuklarda Küfür Sorunu

cocuklarda-kufur.jpg

kızlarım kavgaya tutuşurlar ve Asya (2.5) ablasına (3.5) -burnunu  kırıştırıp, kelimenin de üstüne basa basa- koyverir küfürü:

eşşek, eşşeksin sen eşşek!

anneeeee, Asya bana eşşek diyooooorrr!!

annemiz:

aaaa, Asyaaa, ablaya öyle denir mi kızıııımmm? Çok ayııpp, çokk… ablan o senin!

ve ben devreye girerim, yine üslupta bir hata yakalar alıcılarım :)

ya kime öyle denir? ablaya ayıp da başkalarına caiz mi yani? şimdi bu sözün üzerine Asya ablasına küfretmemesi gerektiğine inanacak ve bu vb. küfürleri ablasına karşı bir daha kullanmayacak ama  küfrü, kimseye etmemesi gerektiğini bilmeyecek… tutup Ömer’e (komşunun beş yaşlarındaki oğlu) edecek belki de… küfrün sadece aile içinde değil, her yerde ve herkese karşı kullanılmasının yanlışlığını anla-ya-mayacak. Bu yaptığın, çocuklardaki küfür sorununu ancak aile içinde çözebilir. (o da çözerse…)

Annemiz:

“aaaa, Asyaaa, küfür edilir mi kızım; çok ayıp! kimseye söyleme böyle bir daha.”

ve gözlerini bana dikerek kötü kötü:

oldu mu şimdi …becerebildim mi..?

ben odama geçeyim biraz… görüşürüz!

(bu kadın beni öldürecek… :) ne desem, nasıl desem batıyor bu sıralar… var ortada bir hata ama, onu da yakalar alıcılarımız bir gün :D  )

not: Lütfen yorumlarınızı sadece, samimi bir şekilde yazının içine yerleştirdiğim, yan konu üzerinden yapmayın… ben sadece sıcaklık katmak istedim yazıya.

9 yorum yapıldı.siz de yorumlayın Ocak 25th, 2008

Çocuk ve Oyun

degirmenlerekarsi_cocuguz__biz.jpg

Oyun olsun oyun!

Bayramlarımızda oyun olsun; prosedür değil…

Devlet görevlileri için değil, bizler için bir platform hazırlansın; ayakta değil, oturarak seyredelim hazırlanan etkinlikleri… Koca koca teyzelerin, amcaların bacakları arasından sokarak başımızı, izlemek zorunda kalmayalım bayramımızı…

Biz, günün anlam ve önemine değinen yazılar dinlemek, şiirler duymak istemiyoruz; yılın dokuz ayı zaten duyuyoruz, okuyoruz onları… Boğmayın bizleri sıkıcı, uzun ve sadece sizin algılamanıza hitap eden metinlerinizle n’olur; boğmayın, boğuluyoruz…

Sabahın köründe uyanmak ve, hiç olmazsa Atamız’ın bizlere armağan ettiği bu bayram gününde, uykulu gözlerle sıraya sokulmak, sırf halkta coşku ve vatan-millet sevgisi uyandırmak için bir asker gibi uygun adım yürütülmek istemiyoruz; bizler, bir oyunun içinde rap rap yürümek, koşmak, eğlenmek istiyoruz; sizlerin kurguladığı bir programın dahilinde değil…

Bizleri aylar öncesinden bu kurgunun hazırlığına sokuyor, kendi eğlence anlayışınıza uygun bir hedefe doğru at gibi koşturuyorsunuz… Bizler, bir günlük eğlence için aylarca yorulmak ve hazırlık yapmak istemiyoruz; siz hazırlayın, biz izleyelim bari ya da rahat bırakın bizi ; bizler eğlenmek istiyoruz; saatlerce ayakta durarak bellerimizin ağrımasını, bacaklarımızın sızlamasını değil…

N’olur rahat bırakın bizi;

Çocuğuz biz!

Çocuksu dünyamızda mutluyuz biz…

………………………..
Ben bir öğretmenim ve bir çocuğun ağzından yazdığım bu seslenişi ve bu seslenişin içerdiği tüm duygu ve düşünceleri, tüm yoğunluğuyla hissettim ve gözledim bu 23 Nisan’da… Çocuklarımız, dile getiremeselerde, aynen burdaki gibi düşünüyor…

İlçe ve şehirlerin aksine köy yerlerinde nasıl da çocuklara özgü kutlanıyor bayramlar… Yukardaki resimdeki gibi, yumurta yarışlarıyla geçti benim bayramlarım ve her 23 Nisan’ı bu yüzden iple çekerdik çocuklar olarak biz…

Tüm ilçe ve şehirlerdeki çocuklar da hak etmiyor mu yani böyle bir anıyı..?

İlgili Sayfalar:

Çoçuklarda Paylaşma Sorunu

Çocuk Paylaşmayı Nasıl Öğrenir

Çocuklarda Şikayet Etme Sorunu  

Çocuklarda Soru Sorma

7 yorum yapıldı.siz de yorumlayın Nisan 24th, 2007

Çocuklarda Şikayet Etme Sorunu

cocuklardasikayetsorunu.jpg

Şirin(Eşim): Babası bak kızın n’apmış? Böyle yapıyor bunlar işte; bol buldular mı saça saça yiyorlar… Şu yerdeki mandalinalara bak… Alma bunlara bir daha bir şey.

Nihat(Ben): Sen henüz on dakika önce Asya’ya, Asya bana gelip “babaaa, annem bana vurdu!” deyince, “beni mi şikayet ediyorsun babanaa?” diyerek kızmıyor muydun?

Şirin: …………….

Nihat: Şimdi de tutup -kendisinin yanında- onu bana şikayet ediyorsun ve o da bu sayede, şikayet etmenin şeklini-şemalini iyice öğrenmiş oluyor. Çocuklar seni bana şikayet ettiklerinde sakın bir daha kızma onlara… Onlar bunu senden öğreniyorlar… Yanlış -ve bilmem gereken- bir davranışları varsa, bunu bana ayrı bir köşede söyle…

Şirin: Ay tamam tamam… Sana söyleyende hata zaten!

Nihat: :=))

Şirin: Ama haklısın yanii!

Nihat: Bir ayrıntı: Gizli de söylesen şikayet şikayettir… Bence şikayet eder gibi değil de, halledilmesi gereken bir sorun olarak düşün ve bana bu niyetle aktar olayı… Yoksa yaptığın şey, sendeki şikayet etme davranışını içinde yaşatacağı için, o davranışın da eninde sonunda dışarıya yansıyacaktır…

Şirin: Peki efendiim, başka bilmem gereken bir şey var mıydı?

Nihat: Tek bir şey daha: yalnız başına üstesinden gelebileceğin nitelikteyse, sorunu bana hiç söyleme… Böylece olası bir şikayet etme tehlikesi de taa başından yok olmuş olur!

Şirin: Olduuu… Mandalina ister misin (kafana?)

Nihat: Sözlerimin önemini kavradıysan, buna değer :=))

Şirin: All o zaman..!

Nihat: Acıtmadı kiiiiiiiiii :=))))

İlgili Sayfalar:

Çoçuklarda Paylaşma Sorunu

Çocuk Paylaşmayı Nasıl Öğrenir

 Çocuk ve Oyun 

Çocuklarda Soru Sorma

3 yorum yapıldı.siz de yorumlayın Nisan 24th, 2007

Çoçuk Paylaşmayı Nasıl Öğrenir?

degirmenlerekarsi_paylasmak.jpg

Bir önceki yazımda, anne-babaların çocuklarında yaşadıkları paylaşma sorununa değinmiş ve yaşanan problemlerde özellikle “yapılmaması gerekeni” vurgulamıştım… Ancak sorunların çözümünde yapılmaması gerekeni bilmek kadar, ne yapılması gerektiğini bilmek de önemlidir…

Aşağıda, tümüyle kendi gözlem, tecrübe ve bilgilerime dayanan, (çocuğa paylaşma alışkanlığı kazandırmak için neler yapılması gerektiğine ilişkin) öneri ve uyarılarım, madde madde yer almaktadır… Dilerim anne-babalar bunlardan istifade edebilirler…

Öneriler:

1-Çocuk görerek, duyarak, yaşayarak öğrenir… Çocuğun, paylaşma davranışını görmesini ve yaşamasını sağlayın… Mesela akşam pişirdiğiniz yemeği, onu da yanınıza alarak -ve tabağı da onun eline vererek- komşuya götürün; gezmelerinizde yanınızdaki arkadaşlarınızla/tanıdıklarınızla yediğiniz, içtiğiniz şeyleri paylaşın…

2-Yukardaki davranışları sırf çocuğa iyi örnek olmak adına göstermeyin; gerçekten kendiniz de yürekten istemez ve bu davranışlarda süreklilik göstermezseniz, çocuk bu yapmacıklığı hemen hissedecektir…

3-Çocuğunuzu sık sık parka götürün; ister istemez salıncağı, tahtaravelliyi diğer çocuklarla paylaşmak zorunda kalacaktır…(tabii en başta, benim kızım/oğlum binecek diye siz diretmezseniz)

4-Çocuğunuza bisküvi, iki-üç tane sakız, çikolata, iki tane aynı oyuncak gibi şeyler alın… Çocuk tek oyuncağı, tek çikolatayı paylaşmak istemeyebilir ama aynısından birkaç tane varsa elinde, büyük ihtimal paylaşacak ve bu sayede yavaş yavaş ve zorlanmadan paylaşmayı öğrenecektir…

5-Evde çocuğunuza/çocuklarınıza, elinizdekileri paylaşmayı önerin… Mesela yediğiniz bir elmayı dilimleyerek, on/lar/a doğru uzatıp; “ister misin/iz” demek çocuğun üzerinde müthiş bir etki yaratacaktır… (Hem bu sayede paylaşmanın adâbını da öğrenir…)

6-Tek çocuk sahibi iseniz ve durumunuz, duygularınız, düşünceleriniz de müsaitse, hemen bir çocuk daha yapın (Ama tabii bir önceki yazımda da değindiğim gibi, büyük çocuğu, “o senin kardeşin, kardeşinle elindekini paylaşmalısın” şeklinde bir yaklaşımla paylaşmaya zorlamayın, paylaşmak istemediği için ayıplamayın, yargılamayın…)

7-Mümkünse konu ile ilgili tv’den veya cd’den uygun çizgi filmler izlettirin ve akabinde, çocuğunuzla tema üzerinde sohbet edin…

8-Paylaşma davranışına uygun olan ve olmayan resimler hazırlayarak/hazırlatarak veya varsa hazır satın alarak, resimler üzerinde, soru-cevap, tartışma ve sorgulama yöntemlerini kullanarak çocuğunuzla konuşun…

Uyarılar:

1-Birden fazla çocuğu olan ailelerin, paylaşma sorununa getirdikleri pratik ama çok yanlış bir çözüm olan “birine aldığını diğer/ler/ine de alma” davranışına sık sık başvurmayın… (Ya da başvurun; çok rahat edersiniz ama çocuk bu arada paylaşmayı hiç öğrenemez…)

2-Esas olan, “gerektiğinde” paylaşmanın önemini çocuğa kavratmaktır… Elindekileri gereksiz yere başkasına vermek; paylaşmak değil, “salaklık”tır… Bu ayrımın farkına varın ve çocuğunuzun da varmasını sağlayın…

3-Misafirliklerde, çocuğunuzun elindekini diğer bir çocuk ağlayarak istiyorsa; çocuğunuzdan, elindekini onunla paylaşmasını istemeyin…Hatta mümkünse paylaşıma engel olun… Bu gibi hallerde çocuğunuz; ağlama, sızlanma, yalvarma davranışları karşısında hep vermeye alışacak ve vermediğinde vicdan azabı çekecek; diğer çocuk da, ağlayarak, yalvararak başkalarını etkilemeyi taktik olarak kullanacaktır…

4-Hayatta paylaşma duygusu kadar, sahiplenme duygusu da önemlidir… Çocuğunuzun, kendine ait olanı paylaşmama/ koruma davranışını da zaman zaman takdir edin…

İlgili Sayfalar:

Çoçuklarda Paylaşma Sorunu

Çocuklarda Şikayet Etme Sorunu  Çocuk ve Oyun 

Çocuklarda Soru Sorma

7 yorum yapıldı.siz de yorumlayın Nisan 23rd, 2007

Çocuklarda Paylaşma Sorunu

degirmenlerekarsi_cocuk.jpg

Anne-babaların peş peşe iki çocuk dünyaya getirmelerinin/getirmek istemelerinin çeşitli sebepleri vardır;

“Birlikte büyüsün, birbirlerine arkadaş olsunlar!”

“Birinin giydiğini öbürü de giysin!”

“Zaten başka çocuk düşünmüyoruz; yıllar sonra yeniden uğraşmak zorunda kalmayalım rahata alışmışken!”

“Büyük, küçüğe koruyuculuk ve öğretmenlik yapsın!”

“Paylaşmayı öğrensinler!”
………………………………………….
Hoş ve mantıklı nedenler!

Ama bu nedenlerden “paylaşma” konusunda yaşanması muhtemel sorunlar, ikinci çocuğun dünyaya gelmesiyle ortadan kalkmamakta, hatta büyük çocuktaki paylaşamama sorunu daha bir derinlik kazanmaktadır…

Bunun nedeni de, çocukların paylaşmaya eğilimli olmamasından çok, ebeveynlerin, özellikle büyük olana, “O küçük, kardeşin o senin; ver hadi elindekini yavrum!” şeklinde sarfettikleri ısrarlı tümcede ifadesini bulan tutumdur…

Paylaşmada esas olan gönüllülüktür ve paylaşım olacaksa bu, doğal bir şekilde olmalıdır…

Çocuğu, “O senin kardeşin, elindekileri kardeşinle paylaşmalısın!” gibi ısrarlı bir yaklaşımla paylaşmaya çağırmak/zorlamak ancak, çocuğun paylaşmaktan ve kardeşinden nefret etmesine yol açar…
………………………………………
Duygularıyla, anne-babasının kendisinden istediği ve yapılması gereken şey olarak gösterdikleri davranış arasında sıkışan çocuk, yaşadığı/yaşayacağı vicdanî rahatsızlık içerisinde, paylaşma duygusunu özümsemek şöyle dursun, o duygudan ve kardeşinden psikolojik olarak kopacak ve büyük bir depresyona girip; öfke, nefret gibi duyguların içine saplanacaktır…

İşin başında, “paylaşmayı öğrensinler” gerekçesiyle ardarda iki çocuk dünyaya getiren anne-baba, paylaşma olayını doğal akışına ve çocuklar/ın/ın gönlüne bıraksalar, onlar kendiliğinden içselleştireceklerdir bunu zamanla ama; süreci hızlandırma ve sonucu hemen görme kaygılarından olsa gerek, yaptıkları -ve yanlışlığının farkında olmadıkları- müdahale ile, çocuklar üzerinde ciddi hasar/lar/a yol açmaktadırlar…
……………………………………….
İster müdahale olsun ister olmasın, çocuk paylaşmak istemiyorsa bile kesinlikle zorlanmamalı ve
çocuktaki paylaşmak istememe davranışı normal karşılanmalıdır…

Bu noktada birçok ebeveyn şöyle diyecektir;

“Ee biz ikinciyi, paylaşmayı öğrensinler diye yaptık ama!”

Bu sözleri, paylaşmaya yanaşmayan çocuk duysa ve düşüncelerini dile getirebilse aynen şunları söyleyecektir;

“Bana nee! Bana mı sordunuz bunu? Bu benim değil, sizin sorununuz! Sorununuzu kendiniz halledin; sırf kardeşim diye paylaşmak mı zorundayım?”
…………………………………………
Yıllar, hatta ömür de sürse çocuğun paylaşmak istememesi; onu, vicdanına yüklenen ifadelerle paylaşmaya davet etmek ve daha da ötesi zorlamak, ayıplamak; yapılabilecek en büyük hatadır…

Masum ve samimi bir teklifte bulunmak, sonra geriye çekilmek yeterli…

Buna rağmen paylaşmak istemiyorsa elindekini, bu doğal kabul edilmeli…

Ne de olsa ikinci bir çocuğun varlığı onun değil, anne-babanın sorunu…

Gönül de onun, mal da…

İster paylaşır, ister paylaşmaz!!

İlgili Sayfalar:

Çocuk Paylaşmayı Nasıl Öğrenir

Çocuklarda Şikayet Etme Sorunu  Çocuk ve Oyun 

Çocuklarda Soru Sorma

8 yorum yapıldı.siz de yorumlayın Nisan 22nd, 2007

Previous Posts


Takvim

Eylül 2008
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ağu    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930  

Aylara Göre Yazılar

Kategorilere Göre Yazılar



Clicky Web Analytics