Posts filed under 'Diğer'

Renkler; onlar her yerdeler, her yerimizdeler…
Kimi zaman yarin ince beline kadar uzanan düz saçlarında davetsiz bir rüzgârın yarattığı tatlı bir esinti, gözlerinde kırıtkan bir bakış iken, kimi zaman gördüğümüz bir mevtadan üzerimize doğru akan korku ve ürpertidir… Bazen totalitarizmin uykuya çekilip, üzerimizdeki zorlamalarına ara verdiği gecede rahatlama hissi ve içimizde koşar adım ilerleyip, ruh çeperlerimizi darbeleyen günahlarımızın nefeslendiği gönenç halleri, bazen de çolpa hallerimizle sürüklendiğimiz çıkmazlarımızda, soluklanma uzuvlarımızı kapatan nasırlı, devasa bir eldir SİYAH
Korkusunu ve tereddütlerini aşmak isteyen bir ergenin gitttiği günah yuvasındaki yoğun atmosferin, o yoğun atmosferin baş kahramanının pörsümüş dudaklarının sentetik, yetilerini iptilalarının kıskacında gölgeleyenlerin, zaman mefhumunu yitirmişlerin yarı günahkâr gözlerinin; yok sayışların, terk edişlerin, umursamayışların, tacizlerin, aldanmışlıkların, aldatılmışlıkların, talihsizliklerin yüreklerdeki doğal izdüşümlerinin yarattığı hallerin; acıyı da mutluluğu da, huzru da tedirginliği de, güveni de kuşkuyu da bağrında nemalayan şehvetin rengidir… KIRMIZI
Renkler; onlar her yerdeler, her yerimizdeler…
……………………………………………………………………………………..
Nüfusa kayıtlı olduğum ilçenin resmi bir sitesinde yazılar yazan -ve yeni tanıştığım- Erkan’ın, renkleri anlattığı “Hüzün Sarısı” adlı yazısına yazdığım bir yorumdu bu… Kendisi de bunu yorum olarak tutmamamı ve bloğuma yazı olarak ekleyip herkesle paylaşmamı istedi… Dilerim hepiniz beğenirsiniz ve böylesi bir denemeyi sizler de yaparsınız… Renkleri yazı ile anlatmak biraz yorucu ama gerçekten çok zevkli bir iş… Devamı gelebilir…
meraklısına meraklısına meraklısına meraklısına meraklısına
Renklerin Etkileri renklerin insan psikolojisine etkisi
Renkler ve Etkileri Renklerin Yaşam ve İnsan Üzerindeki Etkileri
Renklerin Tarihi (Sarı, Yeşil) Renklerin Tarihi-2
Renkleri Anlatan Şiirler Renklerin Hayatımızdaki Yeri ve Önemi (video)
Rüyalarda Renklerin Anlamı
Ocak 20th, 2008

Bu alan adını Kasım 2006′da aldım ama burda yazmaya başlamam Ocak 2008′e kısmetmiş.
Ama yeter artık blog servislerinin bir parçası olduğum; kendi evimde konaklamaya ve üretmeye, ürettiklerimi evimden sizlerle paylaşmaya benim de hakkım var.
Alt yapısını kullandığım wordpress hakkında henüz hiçbir bilgi ve becerim yok ama anladım ki, bir başlangıç yapıp içine dalmayınca bir şey de öğrenemeyeceğim.
Bu sefer taşınmam, blogcu’dan blogger’e geçerkenki kadar sancılı ve zahmetli olmayacak; şimdilik (nedense) çalışmıyor ama wordpress’in “içe aktar” özelliği sayesinde yeldegirmenlerinekarsi’deki bütün yazı ve yorumları beş dakkada buraya aktarabileceğim. (inşallah wp forumunda yardım eden çıkar)
Evet arkadaşlar; artık bir alt sayfa/kiracı değilim(darısı başınıza) Kendi evimde söyleşip tartışacağız bundan sonra…
Hepimize (başta bana) hayırlar getirsin!
Ocak 2nd, 2008
hbasak
adankana
hepsimasal
dogancanülker
clamclam
koyukahve
beyazkedi
sokakkızı
oblomov
alpersarı
zehraninevi
sertalpbilal
duyuşen
haylazyağmur
Tamer Müftüoğlu
İkiKent
emelsen
f-blog
türklokumu
nalanevi
kuaybe
ayza
vivaforever
bünyaminakkaya
figoltx
dilsizmutercim
yagmur-damlası
çekirge
false
ciiyuww
ahcihatah
okyanustarüzgar
teknomurat
beyazgelinciik
edebisevda
Tılsımlıkedi
Becauseofyou
Aralık 31st, 2007

Daha önce bir arkadaşın sitesinde birlikte köşe yazarı olarak çalıştığım ve benim bloğu keşfetmemle birlikte kendisini de blogcu yaptığım, o gün bugündür de, blog tutma konusunda benim kadar istikrarlı davranan -blogcu adı ile- koyukahve, blog yazılarından oluşan bir kitap çıkardı sonunda
Çeşitli nedenlerden dolayı, kitap siparişini çok geç verdim ve kitap ancak bugün geçti elime…Oysa ki, kitabı ilk önce benim almam gerekirdi; üzgünüm :=((
Kitabı elime almamla birlikte, yayımlandı haberini aldıktan sonra hissedemediğim, inanılmaz duygular içine girdim… İnsanın bir arkadaşının/dostunun kitabını elinde tutması, onu okuması o kadar güzel ve insana farklı şeyler hissettiren bir duygu imiş ki…
Bir de kendi kitabıma dokunsam acaba neler hissederim? (inşallah diyelim :=)) )
Yalnız, o tür yazıları sürekli bloglarda okuduğum için, yazı sayfalarında yorum linkini ve player’i aradı gözlerim hemen :=)) Aslında elektronik bir kitap olsa ve (deneme kitapları için) her yazının en üstünde bir “player,” yazının sonunda “yorum yaz linki” bulunsa… Player’i -bunun için tasarlanmış- bir kalemle yürütsek ve yazarın, yazının ruhuna uygun olarak seçtiği müzik çalsa. Yorum kısmına tıkladığımızda ise ayrı bir sayfa açılsa ve yorum yazsak; yine kalemle, açılan sayfaya eklenmiş tuşlara dokunarak. :=)) Sonra da o yorum, yazarın mail adresine gitse. (hahaha, ne güzel hayal)
Evet, hem tanıdık birinin kitabını eline almanın ve okumanın heyecanı, hem de akla gelen bu hayaller… Hoştu cidden…
Gelelim Koyukahve’nin kitabına; 71 sayfalık, ince bir kitap. 22 tane deneme türü vb. yazıdan oluşuyor… Sevgi ve aşkı yücelten, hüzün dolu, umudu elden bırakmayan, yorgun ama halâ ayakta durmaya çalışan, dostluk sevdalısı bir yüreğin izdüşümü yazılar… Kitabı okurken, ağır basan hüzün belki sizi biraz kaçırabilir yazılardan… Ama kitabın tamamına, inanılmaz yoğunlukta, sinmiş ruhu yakaladığınızda, o ruhun içine dahil olduğunuzda müthiş zevk alacaksınız; ki çok ender rastlanır deneme kitaplarında tüm yazıların uyumunun yarattığı bu ortak ruha…
Koyukahve’nin kitabı, okuyana adeta şunu dedirtiyor; bu yazılar tek bir yürekten çıkmış… Evet, kelimenin tam anlamı ile, tek bir yürekten çıkmış yazılar…
Kendisini burdan bir kez daha tebrik ediyorum ve hayırlı olsun diyorum!
Ellerinize, yüreğinize, ruhunuza ve de kaleminize sağlık Koyukahve…
…………………………………
Kitap online satışta… Buraya tıklayarak, online sipariş verebilirsiniz… Ben, bu şekilde aldım kitabı.
Nisan 20th, 2007

Blogcu arkadaşım false nasıl da onore etti beni, nasıl da kimliğine uygun bir jestle yüzüme bir tebessüm yerleştiriverdi…
N’aptı mı?
Blogcu kullanıcı adımla (degirmenlerekarsi)bir akrostiş şiir yazdı bana; bundan daha fazla ne memnun edebilirdi ki beni, bundan daha büyük bir sevgi ve saygı gösterisi olabilir mi?
Buyrun false’nin benim için yazdığı akrostiş şiiri ve yorum alanında benim ona aynı şekilde verdiğim karşılığı okuyun…
bu da benden tilsimlikedi’ye
Tahammülün de vardır sınırları,
İradenin de bir noktası.
Lakin acı da
Sancılı da olsa hayat
İlla hayat demek gerek…
Marifet bunda;
Latif bakmada hayata,
İronik belki de… Kedi ironisiyle;
Esprisini yakalayaraktan
Düttürü dünyanın,İlla ve tilla hayat…
İlla ve tilla hayat…
Becauseofyou!!! Sıra sen de; başlasın yeni bir sobeleme oyunu
Nisan 19th, 2007
Mimleme.
Hıhı. Yanlış duymadınız.
Mimleme. Yani sobe oyunu; blogcular olarak blogger’i de mimledik
Benim gibi blogcu’dan firar eden beyazkedi(m), beni mimlemiş.Demiş ki; işe yaramaz/dandik olarak gördüğün teknolojik aletler hangileri..?
Aslında hiçbir teknolojik alet “kendi zamanında” işe yaramaz değildir ve onu dandik kılan, icadının üzerinden geçen zamandır.
Mesela kömürle çalışan bir ütüye hiçbir günümüz kadını/erkeği katlanamaz ama bu icadın ilk yapıldığı zamanda yaşasalardı, eminim veli nimet olarak görürlerdi…
Ya da merdaneli makine, takoz benzetmesi yapılan cep telefonları, tonlarca ağırlığı olan ilk bilgisayarlar, özellikle kırsal kesimlerde kullanılan ve içinde bir şeyleri tokmakla ufalamaya yarayan havan, çevirmeli ve santralli sabit telefonlar… Bu bakımdan diyebiliriz ki, teknolojik aletlerin değerini belirleyen en önemli ölçüt zamandır.
Bunun dışında işlevsellik, pratiklik, o teknolojik aygıta duyulan ihtiyaç da; kendisini diğerlerinden daha tercih edilir, diğerini de kendisine göre daha işe yaramaz/dandik kılar.
Burda kıyas söz konusudur ve kıyasla da bir t. alete dandik denemez bence :=)))
Ben de sobenin suyunu çıkardım heee :=))
Beyazkedi kusura bakmadın de mi?
Neyse; bu şekilde düşündüğüme göre ben kimseyi mimlemiyorum demektir….
Teşekkürler!
Nisan 18th, 2007