
Go get Adobe Flash Player!
(müzik eşliğinde oku: rüzgârın şarkısı)
Yaptıkların kuşatıyor seni,
Yapmadıkların da.
Adım adım…
Damla damla..!
Damlaya damlaya
ÇÖL oluyor… sun!
Anla;
Damla, damla..!
…
Sabır!
Israr!
İnanç!
Ümit!
Güven…
Kendi (gücü) ne güven,
Yaradan’a dayan…
Dayan…
Da kuşatsın seni
Yaptığın güzellikler
Ve korundukların…
Sonra;
Damla damla,
Damlaya damlaya
GÖL oluver!
(şşşhh!!! sakin ol… teslim ol akışa… unutma; damla damla..!)
Kasım 6th, 2008

Go get Adobe Flash Player!
(müzik eşliğinde oku: aze)
Hayatımızı biz mahvediyoruz…
Bütün kötülükleri biz yaratıyor ve yarattıklarımızı da yaşatıyoruz: terörü, derin devleti, mafyayı, doğal afetleri, torpili, rüşveti…
Nasıl mı..? Gidişatı yorumlayarak:
Torpilsiz, rüşvetsiz iş yürümüyor, bir yere gelinmiyor… Ergenekoncular yine sıyırır bu işten, yıllarca sürer davaları… Terörden kurtulamayacağız; daha çok can gider bu uğurda… Burası Türkiye; trafik kazaları bitmez, düşük şiddette bir depremde bile binlerce can kaybı yaşanır… Uluslar arası güçler izin vermez buna, şuna, ona; onlarla başa çıkamayız/çıkamazlar…
Her akılda aynı düşünce, her ağızdan dökülen aynı laf… Güçlü bir inanç bunlar içimizde; yüreğimizin en derininden çıkan…
Ve işte tam da bu yüzden varlığından rahatsız olduğumuz şey, sürdürüyor hükmünü üzerimizde…
İçimizdeki dünya böyle ve güzelin, iyinin, adaletin, barışın, sevgi ve güven dolu bir ortamın hayalini bile kuramaz, böyle bir yaşamın yaratacağı hislere bu derece yabancı iken, nasıl olur da dışımızda böyle bir dünyanın oluşmasını umabiliriz…?
Büyüksün Albert Einstein; nasıl da keşfetmişin yaşamın en büyük sırrını: hayal gücü, bilgiden daha önemlidir..! Keşiflerini; güzel, iyi ve faydalı olanı hayal etmene borçlu olduğun belli… Ve yine belli ki; bu hayallerinde hep ısrarcı, inançlı idin ve başarısızlıklarını, yaşadığın engelleri konuşup yorumlamadın; olumsuz gerçeklerini, sürekli gerçekliğin olarak kabul etmedin!
Allah’ım! Biz kullarına iyiyi, güzeli kurgulayıp, bunları her zerremizde duyumsamayı, bu kurgularımızda ısrarcı ve inançlı olmayı, her daim umutla hareket edip, yorumlamanın güzel olanına yönelmeyi nasip eyle!
Ekim 23rd, 2008

Ailecek (anam, ben ve iki kızım) tv’de film izliyoruz… Derken uygunsuz bir sahne: adam kadının boğazına sarılır ve öldürmeye çalışır kadını. Kadın, adamın kolları altında çırpınmakta ve boğuk, acı dolu sesler çıkarmaktadır…
Ben, işe yaramayacağını ve dikkatini olaya daha çok çektiğini bilmeme rağmen, hemen yanımda oturan (dört buçuk yaşındaki) kızımın gözlerini gayriihtiyari kapatıveririm.
Kızım beni rahatlatmaya çalışarak, hafif bir tebessüm ve kendinden emin, soğukkanlı bir tavırla:
-Korkmuyorum baba, korkmuyorum; valla korkmuyorum!
Bu sefer nefesi içinde sıkışan kadın değil, benimdir… Cümlem de, içimin duvarlarına çarparak yankılanır:
-Bu, daha korkunç yaaa!
(aile içinde ufacık da olsa şiddet yoktur bizde… çocukların izlediği programlara da özen gösteririm… demek ki, arada bir rast gelen bu tür sahneler bile yetiyor çocuğun şiddeti kanıksamasına)
STV!!! Lütfen çocukların uykuda olduğu saatlerde yayınla şu dizilerini… Hatta mümkünse kaldır ve kötünün/kötülüğün değil, iyinin/iyiliğin anlatıldığı diziler yap artık: sayende kötü olanı çok iyi tanıyoruz ama iyi nasıl olunur ondan bihaberiz…
Ekim 21st, 2008