
İnsan bir acıya -bile bile- razı oluyor veya o acıyı yaşıyorsa, ta derinlerine konuşlanmış bir duygu ile bunu hak ettiğine inanıyor, böylelikle -bir bakıma- kendini -en azından kendi gözünde- temize çıkarmaya çalışıyordur… Tam da bu yüzden, acıyı yaşaması/acının kendini bulması tesadüf değil, -bilinçsiz- bir seçim(i)dir
Kendimizi hak ediyor olarak görmek ve buna uygun şekilde düşünüp, duygulanıp, davranmak… İşte bizi hak ettiğimiz konuma taşıyacak olan anlayış.
Acı da, mutluluk da -bilinçli veya bilinçsiz- bir seçimdir; tesadüf ve/veya yazgı değil!
Eğer yüreğimizin derinlikleri; mutluluğu, huzru, neşeyi hak ettiğine inanmıyorsa, mutlulukla asla buluşamayız…
O halde inelim..! İnelim yüreğimizin derinliklerine ve ordaki duygularımızla yüzleşip teslim olalım ona ki, çekebilelim mutluluğu kendimize, çekilebilelim mutluluğa doğru!
Haziran 12th, 2008

Hepimiz, bir dünyada yaşamıyoruz; hepimiz kendi dünyamızda yaşıyoruz (mecazi anlamda değil)
Hepimiz, aynı dünyayı izlemiyoruz; hepimiz kendi (iç) dünyamızı izliyoruz… (gördüklerimiz, iç dünyamızın birer yansıması sadece)
Hepimize, hem izleyicisi hem oyuncusu olduğumuz, kendi (iç) dünyamız -üç boyutlu bir kurgu içerisinde- izlettiriliyor… ( “bak ve gör kendindekileri de dönüştür kendini” denircesine… buna inanın…)
Mücadele ettiğimiz/etmemiz, dönüştürmemiz gereken kendi (iç) dünyamız… Ancak, büyük bir gaflet içinde; başka dünyaları değiştirmeye çalışıyoruz…
(Bildiğimiz anlamda) Dünya’nın, bağımsız bir gerçekliği olduğunu sanıyoruz…
Oysa…
Oysa her birimiz-belli bir amaca hizmet eden- bir kurgu Dünya’nın içinde yaşıyoruz… Ve bilmiyoruz; başka dünyaları dönüştürmek, ancak, kendi dünyamızı dönüştürmekle mümkün… Yine bilmiyoruz; yıkıp yakmakla, hor görmekle, nefret etmekle, yermekle, kırıp incitmekle, dışlamakla vs. sadece ve sadece kendimize EDİYORUZ… Vee, yapmamız gereken tek şeyin -sadece- her şeyi ve herkesi SEVMEK gerektiğini ve bunun bize göklerin kapılarını açacağını idrak edemiyoruz!
Sevin.. İçinde güveni, huzuru, mutluluk, coşku ve neşeyi, sorumluluğu… barındıran bu duyguyu -gerçekçi bir şekilde- hissedin! Hissedin ve içinizdeki (içinde her rengi barındırdığını bildiğimiz) beyaz ışık/nur kaplasın bedeninizi ve o sarhoş ediciliği, o ışığın inanılmaz gücünü duyumsayın ki dünyanızda kesiştiklerinizi de ışığa boğabilesiniz…
not: bunun doğruluğunu hissediyor ve inanıyordum buna… şimdi ise, son haftalardaki farkındalıklarımın ve mücahadelelerimin bir sonucu olarak-gerçeğe çok yakın şekilde- tecrübe ettim… etkilerini de yaşıyorum… bilmem ki benim tecrübem sizleri ne kadar bağlar! her şey tıpkı -bildiğimiz şu film- Matrix’teki gibi; madde diye bir şey yok… Yookk! Her şey ışık/enerji… Beynimiz/duyularımız (sert-yumuşak sıcak-soğuk ekşi-tatlı şeklinde) öyle algılıyor sadece!
Haziran 4th, 2008

Tanrı Kavramı Üzerine Bazı Düşünürlerden Çeşitli Tanımlar ve Düşünceler… Buyrun okuyup değerlendirin; katılın ya da hayırlayın ve/veya kendi düşüncelerinizi, tanımlarınızı, varsa, bildiğiniz başka görüşleri paylaşın.
Ksenofanes
1)Tanrı birdir, her şeyi görür, her şeyi işitir, değişmez, ölümsüzdür ve soyut gücü ile evrendeki tüm davranışları ve değişimleri düzenler. Ancak Tanrı bir yaratıcı olmayıp evren ile özdeştir, evrene eşittir.
2)Tanrı, tüm insani özelliklerden münezzehtir.
Heraklit
Duyularımızla algıladığımız görünüş evreninin gerisinde gizlenen gerçek bir evren vardır ve o da ancak akıl ile algılanabilecek bir olgudur. Bu evrendeki sonsuz değişimler içinde tek sabit kalan şey, bu değişimleri yöneten yasadır. Ve Tanrı da, evrendeki tüm değişmelerin düzenleyici yasasıdır.
Parmenides
Değişme halinde bulunan evren aldatıcıdır. Değişmeyen, sabit duran ve bir olan evren gerçek evrendir. İşte bu “BİR”, tanrıdır ya da Tanrı ile özdeştir.
Anaksogoras
Nasıl bir taş yığınından ev, bir çamur yığınından heykel oluşamazsa; kaosta, kozmosa kendiliğinden dönüşemez. Bunun için bir plana göre çalışan yaratıcı zekaya gereksinim vardır. Tanrı da (Nus), evrenin mimarı ve yapıcısıdır ancak yaratıcısı değildir. Tanrı (Nus) bir vuruş ile evreni oluşturmuş ve sonra sahneden çekilerek evrenin oluşunu kendi haline bırakmıştır (Deizm). Evren, başlangıcından günümüze kadar, Tanrı’nın en başta ortaya koyduğu amaca ve plana göre hareket etmektedir.
Protagoras
1)Tanrılar var mı yok mu bilemeyiz
2)İnsan her şeyin ölçüsüdür. Tümel bir gerçek yoktur. Olsa olsa her insanın kendisine ait inançları vardır. O halde her görüşün karşıtı olabilir ve hangisinin doğru olduğunu göstermek için tek yol vardır. Bu da karşıdakini inandırabilme(hitabet) gücüdür.
Demokritos
Evrenin oluşumunda ortada bir amaç ve raslantı yoktur. (dolayısıyla Tanrı yoktur-H.N.) Gerçek (evren, dünya -H.N.) madde olan atomlardan oluşur.
Sokrates
Yaşam, yüksek bir gücün kontrolündedir. O kutsal güç de, dışımızda değil, içimizdedir. Bu noktada önemli olan dışarıyı, yani evreni, bilmek değil, insanın kendi kendini bilmesidir.
Eflatun(Platon)
İki evren vardır: biri; sürekli var ve yok olan, algılanabilen, nesnelerin sürekli değişmek zorunda olduğu evren; ötekisi başlangıcı ve sonu olamayan ide’lerin ya da ideallerin evreni. (Tanrısal evren) İçinde yaşadığımız duyular evrenini de ancak ide’ler evrenine katıldığı ölçüde bilmek mümkündür.
Aristo
Doğa ya da canlı güç “bir mimardır” çünkü doğa yaratabilendir. Bu mimar ya da canlı güç, belli bir plân ve amaca göre çalışır.
Scottus Eriugena
Tanrı; real töz, yani asıl gerçekliktir. Olgusal ve evrenseldir.
St. Anselmus
1)Tanrı; adalet, iyilik, bilgelik ve mutluluğun kendisidir.
2)Teklik, çokluktadır.
Aquino’lu Thomas
Tanrının düşünceleri en son olgusal nesnelerin kendileridir ve bu durumda Tanrı kendinde gerçekliktir.
İskoçyalı Duns Scotus
Felsefenin aracı olan us, vahiyle gelen Tanrı bilgisini doğrulayamaz. Din, bilimle açıklanamaz. Tanrı sözü (Din-H.N) dogmadır.
Hegel
1)Akıl ile doğa, ya da bilen ile bilinen özdeştir çünkü her ikisi de akıldır ve aynı yasalarla devinirler. İşte bu nedenle, aklın dış dünyayı kavraması aslında kendini kavraması, kendini bilmesidir. O halde gerçek, ussal olandır ve ussal olan da gerçektir. Algılarımız, tasarımlarımız ve kuramlarımız nesnel gerçeğe uygun oldukları oranda hakikat olurlar.
2) Tanrı, insan ve madde diye ayırım yapmak anlamsızdır. Evrensel cevher, saf bilinç olan ruhtur. Düşünce basamaklarını kateden insan sonunda kendisine döner. Gerçek ruhun kendisi olduğunu keşfeder. Aslında insan tanrı; tanrı da insandır.
Alexandre Dumas (baba)
Eğer Tanrı, insana yaşamaya zorladığı hayatı kendisi yaşamak zorunda kalsaydı, kendini öldürürdü.
Arthur Schopenhauer
Şu dünyayı tanrı yarattıysa, onun yerinde olmak istemem doğrusu. Çünkü, dünyanın sefaleti yüreğimi parçalar. Yaratıcı bir ruh düşünülürse, yarattığı şeyi göstererek ona şöyle bağırmak hakkımızdır: “bunca mutsuzluğu ve bu üzüntüyü ortaya çıkarmak uğruna, hiçliğin sessizliğini ve kıpırdamazlığını bozmaya nasıl kalkıştın?”
Dante Alighieri
Vaad etmemiş olsaydı, Tanrı cenneti bize, ona da etmezlerdi secde…
Franz Kafka
Ev halkını koruyan Tanrıya inanmaktan daha keyif veren ne olabilir!
Friedrich Nietzsche
1)İnsandaki güçlü ve ulu olan her şey insanüstü ve dışsal olarak düşünüldü. İnsan kendini çok küçümsedi. Kendindeki iki yanı birbirinden ayrı iki alana böldü insan; değersiz ve güçsüz yanı ile güçlü ve şaşırtıcı yanını.. İlkine insan dedi , ikincisine ise Tanrı!
2)Dünya bana bir Tanrı’nın buluşu ve rüyasıymış gibi görünüyor. Dünya canı sıkılmış bir Tanrı’nın gözleri önündeki boyalı buharlara benziyor. İyi ve Kötü, mutluluk ve acı, ve sen, ve ben, benim için bir yaratıcının gözlerinin önündeki boyalı buharlardır. Yaratıcı, gözlerini kendi üstünden çekmek istiyordu ve dünyayı yarattı. Acı çeken birisi için gözlerini kendi acısından başka bir yere çevirebilmek baş döndürücü bir mutluluktur.
Pir-i Galibi
1)Allah Ahat’tırr, zati sıfatı ile. Birdir, eşi benzeri olmayan birdir.
2)Dünyada en haliki mürşit ilimdir. İlim Allah’ı bilmektir. Kişi Allah’ı bildiği kadar alimdir. Alimse Mürşittir.
İmam Gazali
Gökte nice yıldızlar vardır ki, yerden yüzlerce defa büyüktürler. Uzak olduklarından nokta gibi görünüyorlar. Yıldızlar böyle olunca, feleğin, yani göklerin, büyüklüğü buradan anlaşılır. Bütün bu yıldızlar, bu büyüklükleri ile senin gözünde gayet ufak görünüyor. İşte bu sebeple bunları yaratanın(Allah’ın) azamet ve hakimiyetini anlayabilirsin.
Gerard de Nerval
Tanrı öldü. Cennet bomboş - Ağlayın çocuklar, artık babanız yok.
Hans Christian Andersen
Her insanın hayatı, Tanrı’nın yazdığı bir peri masalıdır.
Hz.İsa
Tanrı ruhtur, O’na tapınanlar da ruhta ve gerçekte tapınmalıdırlar.
Jean-Jacques Rousseau
Eğer insanlar Tanrı olsaydı, kendilerini demokratik olarak yönetebilirlerdi. İnsanlar Tanrı olmadıklarına göre, mükemmel bir devlet insanlara göre değildir.
Mihail Bakunin
Voltaire’in sözünü tersine çevirerek diyorum ki; eğer Tanrı gerçekten varsa, onu yok etmek gerekir.
Portekiz atasözü
Tanrı eğri çizgilerle, doğru yazar.
X. Alfonso
Tanrı tavsiyemi sormuş olsaydı, evren için daha basit bir tasarım önerirdim.
Woody Allen
1)Tanrı bana bir açık işaret gönderse -varlığına dair-! İsveç bankama benim adıma büyük bir deposit yatırmak gibi.
2)Eğer Tanrı varsa iyi bir mazereti olmalı.
H.N.–>Hazırlayanın Notu
Nisan 17th, 2007