Doğum Günüm ya da Hesap Vakti

Mayıs 15th, 2008

Yazının Yer Aldığı Kategori: Din, Güncel, Ruh Hali

 hesap-vakti1.jpg

Bugün benim doğum günüm/Ne sarhoşum, ne de yastayım/

Ne de bir bar taburesi üstünde /Babamın öldüğü yaştayım/

Bildiğim tüm hayatlar (mı..?) (Evet;) paramparça…

Belki -şu aşamada- kendi hayatım da…

Ama yaşadığım her bir yıkımı, yaptığım ve bana karşı yapılan her bir hatayı bir derse dönüştürebilmiş ve kendi küllerimden yeniden doğmayı başarabilmiş durumdayım… “Hayatta, hatalar yoktur, dersler vardır” sözünün gerçekliğini sembolize eden -canlı- bir abideyim…

Kendimi seviyorum…

Otuz iki yıl önce bugün içine düştüğüm imtihan dünyasını seviyorum… Beni o dünyaya bırakan Yaradanım’ı, doğumuma ve büyümeme aracılık eden anamı seviyorum!
………………………………….
Bambaşka bir doğum günü bu benim için… Bambaşka bir yaşın başlangıcı… Doğum günlerine bakışımın ve doğum günlerini yaşayışımın da (epey) farklılaştığı bir başlangıç…

Bu sefer yanımda biram yok, birama eşlik eden herhangi bir müzik de… Bir eğlence mekanına takılacak ya da dost ve arkadaşlarımı kutlamama davet edecek de değilim… Mum filan da üflemeyi hiç düşünmüyorum…

Sadece, bir hesap günü olarak görüyorum (ve de hep böyle göreceğim) doğum günlerini artık… Oturup, üç boyutlu bir hesaba dalacağım bir gün… Kendimle, çevremle/dünyayla ve Allah ile ilişkilerimdeki geldiğim noktayı, gelişimimi ve/veya gerilememi ortaya koyup ölçeceğim bir gün… Kendimle ve çevremle olan ilişkimi, Allah’ın sınırları çerçevesinde ele alıp değerlendireceğim bir gün…

Ne o..! Çok mu sıkıcı buldunuz..?

Sizi çok iyi anlıyor ve yargılamıyorum… Çok değil, henüz bir yıl kadar önce ben de, içinde “Allah” vb. kavramları barındıran bir kutlamaya kuvvetle muhtemel “ıyyhh!” derdim ve doğum günlerini hep içkili, mumlu-pastalı, sazlı-sözlü şekilde kutlayan bir arkadaşımın/tanıdığımın; artık, doğum günlerini böyle bir içerikle kutlamaya başlamasını -dillendirmesem de- yadırgar ve garipserdim…

Şimdi ise bambaşka bir şekilde görüyor ve değerlendiriyorum her şeyi; -Mümkünse- hayatımı O’na uydurmaya -bu mümkün değilse- O’nu hayatıma giydirmeye çalışıyorum… O’nla nefes alıyor, düşünüyor, O’nla yaşıyorum… O’na göre yaşıyorum… (bu bir tercihtir… bunun dışındaki yaklaşım ve açılımları yargılıyor değilim; lütfen kimse kendini tarafımdan dışlanmış hissetmesin.)

İzninizle; şimdi hesap vakti… Sonrasında ise bol bol şükür, bol bol tevbe, bol bol ibadet ve tefekkür VE beklentilerim için bol bol dua…

***
Ey verdiği dert, ahiret rahatlığından bile hoş olan!

Senden başka başım varsa yok olsun; sensiz varsam yak, yandır varlığımı.

Yarabbi! Sen beni dünyayı istemekten de, ahiret zevkini istemekten de kurtar. Yokluk tacını başıma giydir de, beni manen yücelt. Vuslat hareminde aşk sırrına erdirmekle beni kendine mahrem et. Has kullarının arasına karıştır. Sana doğru gitmeyen yoldan beni geri çevir. Nefsin isteklerinden beni kurtar.
(Mevlana)

Yazının Yer Aldığı Kategori: Din, Güncel, Ruh Hali

11 Yorum Yapıldı Siz de yorumlayın

  • 1. doğancan&hellip  |  Mayıs 15th, 2008 at 7:47 pm

    Nice yıllara inşallah :)

  • 2. çii&hellip  |  Mayıs 15th, 2008 at 9:12 pm

    doğum günün kutlu olsun :)
    farklı bi kutlama evet… umarım hepapta borçlu çıkmazsın…

  • 3. Arzu-hal&hellip  |  Mayıs 15th, 2008 at 9:29 pm

    :-)

  • 4. beyazgelinciik&hellip  |  Mayıs 17th, 2008 at 12:11 am

    oı zaman bizde Allah hayırlı nice uzun ömürler nasip etsin diyelim..
    her doğum gününde biryaprak daha döküyoruz.. ve koşar adımlarla ilerliyoruz ömür geçiyor hayatın telaşı içinde ve bir gün tükendiğimizde yolun sonuna geldiğimiz hissettiğimizde hiçbir şey yapmamış yapamamış olduğumuzu farkediyoruz..
    yaplımsaı gerekenler yapılamadan bir çok eksikle geçip giden bir ömür.. sonrasında serzenişler ah vahlar.. ama gitmiş ömür elden ne gelir.. geride gelmez ki yıllar..
    yeni biryaş için güzel bir muhasebe.. hem nedir ki yeni bir yaş?
    yeni bir nefestir izin verilen.. bu yüzden şükrü hakeder..
    gösterdiğiniz gayret muhakkak yerini bulacaktır .. siz böyle gönülden olduktan sonra.. yolunyarısına az kalmış :) ben diyorum zaten 18 yaştan sonrası rüzgar gibi esip geçiyor anlamıyor bile insan …

  • 5. E. Ali&hellip  |  Mayıs 17th, 2008 at 3:58 pm

    Doğum gününüz kutlu olsun.
    Doğum gününüzü çok anlamlı ve verimli bir şekilde değerllendirmeyi düşünmüşsünüz.
    Yazınızı okuyunca düşündüm de bence bu muhasebeyi başka vesilelerle tekrarlamak da iyi olur.
    Mesela her Ramazan ayında.. Her 1 Muharrem’de.. gibi. Ve hatta bilinen yılbaşı günlerinde.
    Özellikle de Ramazan ayında:
    “ayın kıymetinin bilinerek değerlendirilmesindeki” idrak düzeyinin eski Ramazan aylarındakilerle kıyaslanması, sonuçlarının gözlemlenmesi, muhasebesinin yapılması…

  • 6. Nihat Demirkol&hellip  |  Mayıs 17th, 2008 at 10:17 pm

    DoğancanÜlker:
    seni özlemişim :) Teşekkürler!

    Çii:
    Ben sadece hesabı yapmakla mükellefim… Hesabın hesabı ise O’na ait… Bunu net bir şekilde anlayabilmek de mümkün değil sanırım… :)

    arzu-hal:
    Sadece gülücükten ibaret yorumunuzu nasıl yorumlamalıyım bilmiyorum… Yok yani; benim de size son yorumum aynı şekilde idi de :) Ve ayrıca bu sentez hoşunuza mı gitti garibinize mi tam anlayamadım :)

    beyazgelinciik:
    Acaba gayret göstermek ve gönülden olmak yeterli mi verim ve lehimize bir sonuç elde etmek için (gerçi sonucu düşünerek hareket eden kim..) Ama yine de evet, inşallah gayretlerime ve gönlüme göre olur her şey!

    E.Ali:
    Bilmiyorum ki muhafazakar kişi ve kesimler benim, “ecnebi adeti” olarak görülen doğum günlerini dinimizle böyle bir sentez içine sokmama ne diyecekler :D

    Ayrıca burda ben de kendi adıma bir tespite yönelmek ve kendi yazımı yorumlamak istiyorum…

    Şimdi ben, doğum günü özelinde ele alacak olursak, önceki kendimden tümüyle vazgeçemediğim için mi böyle bir sentezle her iki ben’i de memnun etmeye çalıştım acaba..?

    Bu hep böyle mi gidecek yoksa yeni kimliğimin tamamı ile içine daldığımda bu sentezi saçma ve gereksiz görüp, bir kenara bırakıp; tamamı ile dini emir, yasak ve teamüllere mi teslim edeceğim kendimi..?

    Bu bir gelişim sürecinin parçası olan bir uygulama mı yoksa son derece normal bir şey mi?

    Hııı..? Ne dersin :)

  • 7. E. Ali&hellip  |  Mayıs 18th, 2008 at 1:47 pm

    Sorularınıza ve sentezlerinize kendimce cevaplar vereyim:
    1- İslam dini kişinin islam şeriatında olan kanun ve yasaklar dışında hiçbir şey düşünmemesini öngören bir din değil. Şeriat kısmı trafik kurallları gibidir. Bununla beraber kişi düşünsel alanda kendisini devamlı geliştirmek zorunda. ilim ve teknikte de öyle..
    Kuranda bunların üstünde çok fazla durulmuş. ama islam toplumlarında devlet kavgaları, taht mücadeleleri, mezhep çatışmaları çok sık yaşandığından olsa gerek halkın eğitimine gereken hassasiyet gösterilmemiş. o kavgalar ve çatışmalar ise bir şekilde iktidar sahibi olmak isteyen padişahların, sultanların ihtiyacı olan şeyler olarak dikkati çekiyor. varsa yoksa “devlet zeval bulmasın” anlayışı en ön planda tutulmuş. o devleti yükseltebilecek halk ihmal edilmiş. bu da faşizm adı verilen yönetim şekillerine benziyor. İslami olmayan şeyler islam yerine konmuş. sonuçta normal olarak halk içgüdüsel özelliklerinin de etkisiyle “bizden olmayan” düşmanlığı ile hareket eder olmuş. her türlü yeniliği, farklılığı şiddetle yadırgar ve dışlar olmuş. bunun islam diniyle ilgisi yok. içgüdüler ile ilgili sosyolojik bir olgudur.
    insan deveyi, dağları bile görünce üzerinde tefekkür etmek, o şeyleri incelemek araştırmak zorunda. Kuran bunu gösteriyor. günümüz müslümanları ise ise tam tersine her şeye gözlerini kapatmayı tercih ediyor.
    2- “Bilinmek istemek” iyi olarak da gerçekleşebilir kötü olarak da.
    “Nimetlerin açıklanması” riya olabilir de olmayabilir de. ama riya olsa bile bunda hikmet var. insanda iyi gelişmeler olur, bunun bilinmesini isterse, bu bir riya şeklinde ise, bu riyalar insanı ihlasa götüren basamaklardır. kişi her birinde acı çeker çünkü. o acı ise bir tür “hatayı tamir” olayıdır. Bir sonraki kazanılan güzelliklerde kişi aynı hataya düşmeyecek anlamına gelmez. çünkü yeni yazınızda ele aldığınız ayette olduğu gibi inanın nefsi hemen o güzellikleri kendisine mal etmeye çalışır. ama yeni yazınızda değil buradaki konuya göre aynı hatayı tekrarladığında daha fazla acı çekeceği pişmanlık duyacağı muhakkak.
    insan yükseldikçe yükseldiğinin farkında olmayabilir. tam tersine gerilediğini sanabilir.
    Pislikten kirden lekelerden gerçek rengi ve deseni tamamen kaybolmuş bir kumaş düşünelim.
    bu kumaşı temizledikçe lekeler daha iyi anlaşılır, daha fazla göze batar. daha da temizleyince gerçek renk ve desenler fark edildikçe o lekeler kirler çok daha fazla insanı rahatsız eder. Temizleme aktivitesi devam ettikçe, gerçeğe yaklaşıldıkça insan en küçük bir lekeye dahi tahammül edemez hale gelebilir. işte burada kişi hırsına hakim olabilmeli. Burası zor. Acele etmemeli.
    Küçük bir çocuğu birkaç yılda bilimadamı edemeyiz. kendi nefsimizi de bu örnekte olduğu gibi bir çırpıda hizaya sokamayız. Elimizde olmadan hiç beklenmedik zikzaklar çizsek de, düşe kalka devam etsek de elimizden geleni yapmalı, vazgeçmemeliyiz. Ama kesinlikle hırsa kapılmadan.
    3- Düşünsel kanalları açılan, zamanla yeni tefekkür ve hissel kanalları açılan insanlarda skolastik batağına saplanıp kalmak asla mümkün değildir. boşuna endişelenmeyin.
    4- Peygamber efendimize gelen ilk vahiyde “oku” emri var. o ilk vahiyde “kalem ile öğreten odur” cümlesi de var. bunları düşünelim unutmayalım. Oku’dan maksat çok geniş kapsamlıdır. Tefekkür et, araştır, incele, sentezle, analiz yap, sorgula… gibi ve daha birçok şeyler çıkarılabilir. Sonuç ise karşılıklıdır. Kişi varlıkları ve olayları anlamaya çalışırken kendisini aşıp kendisini tanıma yolundadır aynı zamanda. Kendisini, kendi nefsini tanımayan insanın ise Rabbini tanıması mümkün değil.

    nihat demirkol: tatil dönüşünde yine cevap yazacağım Ali…! inşallah! Yine başıma iş çıkardın :) söyleyecek bir sürü şeyim var.

  • 8. duyuşen&hellip  |  Mayıs 18th, 2008 at 2:02 pm

    dualarınıza, hesaplaşmanıza ve arayışınıza katılıyorum…Allah tan imanlı hayırlı bir ömür ve imanlı huzurlu bir ölüm diliyorum…

    nihat demirkol: teşekkür ederim duyuşen! şu an en çok istediğim ve dualarımda ve gayretlerimde yer edinmiş şey, senin de benim için dilediğin, imanlı bir yaşam… imanımı ne kadar güçlü tutar, güncellersem biliyorum ki diğer her şey de bunun yarattığı zincirleme etki ile daha iyi olacak…

    lütfen aklınıza düştükçe kızlarımın -bana inanıyor ve güveniyorsanız eğer- mahkeme sonunda bana bırakılması için dua edin… şimdilik -dava sonuna kadar- hakim her ikisinin de ben de kalmasına karar verdi ise de; henüz her şey belirsiz…

    teşekkürler!

  • 9. Arzu-hal&hellip  |  Mayıs 19th, 2008 at 8:56 am

    Yeniden doğmanız ve doğduğunuzun farkına varabilmeniz.
    Bana yazdığınız yorumun aynısı olması da doğru. Çünkü konunun devamı gibi gördüm ben.

    nihat demirkol: evet, eski ile yeninin birbirine karışmasını adeta örnekledim… ama sakıncasız bir sentez gibi görünüyor şu an bana… sonrasını ise bilemem…

    teşekkürler!

  • 10. açıkdeniz&hellip  |  Mayıs 21st, 2008 at 3:51 pm

    Geç kalmış bir kutlama ama doğum günün kutlu olsun abi, Allah hayırlı uzun ömürler versin.İyi ki doğdun;)

    nihat demirkol: teşekkür ederim Meryem… ama lütfen özürü kaldıralım; senden yana bir gecikmeyi ben asla tersine yor(a)mam!

  • 11. nalan güler&hellip  |  Mayıs 24th, 2008 at 8:17 pm

    geciken bir tebrik,yeni yaşın sana mutluluk getirsin.
    beylik gibi görünsede içten bir dilek.
    hezeyanlı dönemi atlattığını hissediyorum ve haddim mi bilmem senin için seviniyorum,zira bu yazdıklarını okumak yerine ;dağıttığını okumak da vardı.Allh hidayetini artırsın ,inayetini esirgemesin senden ve hepimizden.
    Tekrar ,yeni yaşın sana hayırlı,sağlıklı mutluluklar getirsin.

    nihat demirkol: Dağıtmak denilen şey artık bana (inşallah diyelim yine de tedbiren) yabancı Nalan Hanım… Sırtımı dayandığım, güvendiğim, koruyuculuğuna teslim olduğum, sığındığım… O çok güçlü Allah var çünkü… Bu o kadar özel bir şey ki; sadece (bir zamanlar yorumladığım şekliyle) bu psikolojik bir kandırmaca felan değil…

    Yoksa öbür türlü, bir yiazımda da dediğim gibi bu zorlu süreci kolay kolay ve bu kadar hatasız atlatamazdım… Bunu O’na sığınmama borçluyum… Ve içinde yer aldığım sürece rağmen burası ile ilgilenebilmeyi de…

    GErçi halâ internet bağlantım yok ve cafelerden giriyorum ama buna rağmen ilgilenebiliyorum… Sizler de bu ilgimi canlı tuttuğunuz için teşekkür ederim.. İnşallah (haftaya) interneti yeniden bağlattığımda ben de sizlerin ilgisine daha bir cevap verebileceğim!

    Teşekkürler!

Yorum Yazın

Gerekli

Gerekli, Gizlenecek

İzin Verilen Bazı HTML Kodları:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Yazı Takvimi

Ocak 2009
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Son Yazılar

Yazı Takibi
E-Mail Adresini Gir:

Delivered by FeedBurner



Clicky Web Analytics