Elde Olmayana Şükretmek

Temmuz 29th, 2008

Yazının Yer Aldığı Kategori: Ben

Go get Adobe Flash Player!

Sadece elde olana değil, olmasını dilediklerimize de –şimdiden- şükretmek; duyumsayarak… Teşekkürlerimizi göndermek Yaradan’a… Daha bir inanç kokan şükre sahip olmak böylece…

 

Verilene herkes teşekkür eder; en azından etmesi gerektiğini bilir… Ama verilmeden minneti göstermek ve duyumsamak, Yaradan’ın varlığına ve lütufkârlığına duyulan inancın daha net göstergesidir…

 

Arzumuza, henüz yaşamımıza sunulmadan, şükür duymanın  diğer bir güzel yönü de, arzumuzun hayatımıza akışını hızlandırmasıdır… Henüz sahip olunmayan nimete yürekten/derinden, tam bir ihlasla edilen şükrü karşılıksız bırakır mı dersiniz Yaradan..?

 

Hem, kazanım öncesinde edilen şükür, kazanım gerçekleştikten sonra edilmesi gereken şükrün provası gibidir… Böylelikle dileğimize kavuştuktan sonra  daha bir kolay ve layığıyla şükredebiliriz ki bu, Allah’ın hoşuna gidebilecek ayrı bir unsurdur…

 

Hadi; şimdiden şükretmeye başlayalım isteklerimiz için Allah’a…

 

(Bu yazıyı okuduğunuz ve birbirinden güzel ve farklı görüşlerinizi paylaştığınız için size teşekkürlerimi ve bu durumu yaratan Allah’a şükranlarımı yolluyorum.)
.

Tüm İnananların Miraç Kandili Kutlu Olsun!

Yazının Yer Aldığı Kategori: Ben

10 Yorum Yapıldı Siz de yorumlayın

  • 1. E. Ali&hellip  |  Temmuz 29th, 2008 at 1:31 am

    Meselâ cennete girecek olursam demez miyim dünyada iken hayatım nankörlüklerle şikâyetlerle of puflarla geçti. Allahın inayeti ile şimdi buradayım. Zaten inanıyordum ama o nasıl bir inanmakmış ki iki günlük dünyada sanki kalıcı imişim gibi hep dertlendim her şeyi dert ettim. Madem buraya geleceğime inanıyordum niçin sevinmedim niçin her gün Allaha şükürler sunmadım?
    Allah dostlarından hep anlatıldığını duymuşumdur: Çok pişman olacağız. Geri dönüp ibadetlerimizi yapmayı, çok daha iyi ve çok daha fazla yapmayı isteyeceğiz…
    Gerçekten nankörüm. Ben nasıl inanıyorum? Ben neredeyim?
    Madem inanıyorum, gerekeni de biraz olsun yapıyorum, o halde hâlihazırda kendimi cennette imiş kabul edip mutlu olmalıyım. Herkese bu güzelliği anlatıp teşvik etmeliyim. Herkesi müjdelemeliyim.
    Bu arada, Kuranı Kerimde müminleri müjdele diye çok emir var. Müjdelemek de bir farz olsa gerek. Ben kendimi müjdeliyor muyum ki başkalarına bu vecibeyi yapayım?
    Yazınız bana bunları düşündürttü. Teşekkür ederim. Allah razı olsun.
    Miraç kandiliniz mubarek olsun..

    nihat demirkol: yazı, güzel şeyler düşündürtmüş Ali… ama bu güzelliği yazıda mı yoksa düşünen’de mi aramak lazım bilemem ;)

    cennet’i, bahsettiğim konunun kapsamında hiç düşünmemiştim… kapsamı fizikötesine taşıdığın için teşekkür ederiz!

  • 2. Arzu-hal&hellip  |  Temmuz 29th, 2008 at 12:37 pm

    Şöyle bir hikaye anlatılır. Ben de aktarabilecek miyim bilemiyorum ama. Yanlışlarım varsa kusura bakılmasın artık. Burada asıl olan işin özünü anlayabilmek.

    Hz. Musa (a.s.) zamanında geçen bir olaydı sanırım. Hz. Musa yolda giderken kumun içinde olan birine rastlar. Hâlini sorar. Giyecek hiçbir şeyi olmadığı için bu şekilde durduğunu anlatır. Ve Hz. Musa’dan (a.s.) Allah’la konuşmasını ve biraz mal ve mülk vermesini ister. Bilindiği gibi Hz. Musa (a.s.) kelimullahtır.

    Hz. Musa (a.s.) yoluna devam ederken başka bir adamla karşılaşır. O da çok fazla malının olduğunu, bunlarla uğraşmaktan yeteri kadar ibadet edemediğini söyler. Allah-ü teala ile konuşmasını ve malının biraz azaltılmasını talep eder.

    Hz. Musa (a.s.) bunları Allah-ü telaya bildirdiğinde zengin olana ayakta, gezerek yemek yemesini söyler. Kumun içinde olana ise şükretmesini.

    Hz. Musa (a.s.) söylenenleri adamlara bildirdiğinde zengin olan söyleneni yapar ama kırıntıların yere düşmemesi için altına birşey tutar. Ama bu sayede malı eksilmez ve artar. Fakat Allahü teala onu bağışlar. (Bu tecrübeyle sabittir. Yani yiyecekleri kesinlikle atmamak.)

    Kumun içindeki ise - Benim hiçbir şeyim yok ki, neye şükredeyim.” der ve o sırada çıkan bir fırtınayla kumun hepsi uçarak açıkta kalır.

    Kısacası “benim neyim var da şükredeyim” demekten kaçınalım. Sağlığımız yerinde, gözlerimiz görüyor, aklımız yerinde. En çok da bunun için hamd etmeliyiz. Aklı olmayan kişi ne ibadet edebilir ne de bir ilim öğrenebilir.

    Sizin de kandiliniz mübarek olsun. Bütün kardeşlerimize dua edelim.

  • 3. yansma&hellip  |  Temmuz 29th, 2008 at 1:26 pm

    elde olmayana şükretmek yazısını görünce aklıma Nijer halkı geldi..
    bu yıl Fahrettin Er adında Manisa lı bir doktor beyin konferansına gitmiştik..
    Kendisi bir grup doktorla birlikte Nijer’e sağlık yardımında bulunmaya gitmişti,bize orada çektiği fotoğraflarla afrika’nın bildiğimizden de öte aç halini resmetmişti..
    Ancak bir farkla..
    Nijer Müslüman bir ülke hatta yüzde doksan oranında…
    Nijerya ile karıştırmamak gerekiyor..zira Nijerya zengin,Nijer fakir bi ülke..
    Beni en çok etkileyen bu insanların,yiyecek süpürge tohumundan başka hiçbir şeyleri olmadığı halde şükürlerini çok ciddi yerine getirmeleri..
    arabaların üzerinde yazan’şükran lillahi taala”yazısı gözümün önünde hala…
    Bütün salon hıçkırıklara boğulmuştu..
    Onların fakirliğine üzüldüğümüzden çok sanırım şükretmekteki pervasızlığımıza ağlamıştık..
    ve sonra şeytan aklıma geldi;
    Allah’tan müddet isterken söz veriyordu şeytan,onları şükürsüzlerden bulucaksın..
    uzun oldu ama mutlaka bakmanızın gerektiğine inanıyorum

    http://www.doktorfahrettin.com/resim/Nijer

  • 4. HErgunSince1983&hellip  |  Temmuz 29th, 2008 at 3:51 pm

    Sizin de kandiliniz mübarek ola..

    Kendini açlığâ ve çeşitli mahrumiyete pek fazla alıştırıp tam bir nefis cihadı veren İbrahim bin Edhem bir ara kendi ayarında bir tasavvuf eri olan dostu Şâkik-i Belhi’ye rast gelir ve onun yaşadığı mahrumiyeti merak ederken şöyle sorar:
    -Ey Şakik, nâsıl geçiniyorsun?..
    *Nasıl olacak, bildiğiniz gibi. Bulduğumuz zaman yiyoruz, bulmadığımız zaman ise sabrediyoruz!
    -Belh’in köpekleri de öyle yapalar. Bulurlarsa yerler, bulamazlarsa sabırla beklerler.
    *Ya sen nasıl yaşıyorsun ey İbrahim?
    -Ben bulmazsam sabrediyorum, bulursam bulamayana veriyorum!
    Bu cevaba boynunu büken Şâkik-’i tecrübe etmiş olan İbrahim bin Edhem, onu kucaklar. “Benim sabır ve tevazu kahramanı kardeşim” diyerek iyi bir imtihan verdiğini imâ etmek ister.

    Eyvallah…

  • 5. Ay-sima&hellip  |  Temmuz 29th, 2008 at 7:47 pm

    “…Andolsun şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.”
    ibrahim suresi 14/7

    Miraç kandiliz mübarek olsun

  • 6. e.d.&hellip  |  Temmuz 31st, 2008 at 11:20 am

    sizden cikan oldukca ilginc bir yaklasim daha.
    bu dini konularda olaylara bakis acinizi ve bunlari anlatis biciminize hayranim. tebrik ederim (amacim sizi ovup de goklere cikarmak degil, kabaran koltuk altlarinizi indirin lutfen :P saka yapiyorum tabiki de, oyle iki iltifat aldiniz diye gozunuz donmez biliyorum).

    sukretmekte hep yetersiz kaldigimi hissediyorum. ama bu boslugu da hic bi zaman dolduramadim. belki de doldurmaya da tesebbus edemedim ya neyse. ama yaziyi okuduktan sonra bayagi bi seyi aklimdan gecirip de sukurlerimi sundum sayilir. kismet artik.. gerceklesirlerse ne ala. gerceklesmezlerse de hayirlisi diyip devam etmek gerek.

    iyi gunler.

  • 7. beyazgelinciik&hellip  |  Temmuz 31st, 2008 at 12:40 pm

    geçmiş kandiliniz mübarek olsun.. bir selam bırakayım dedim,..

  • 8. emelsen&hellip  |  Ağustos 2nd, 2008 at 3:57 pm

    yeni döndüm tatilden..ancak dolaşabiliyorum blog arkadaşlarımı…geçmiş kandilini yinede kutlamak istedim…

    Şükretmek gerekiyor Yaradan’a, razıyız ondan gelen her musibete ve güzelliğe….

  • 9. Kayra&hellip  |  Ağustos 3rd, 2008 at 6:51 pm

    Arzu-hâl’in yorumun yazdığı hikayenin sonunda anladım ki ne yapsak Allah’ın verdiği güzelliklerin karşılığını ödememiz mümkün değil.
    Ben de aklıma gelen bir hikâyeyi anlatayım.
    Adamın biri bir adada 500 yıl (belki daha fazla) bir adada tek başına her ibadetini yerine getirerek yaşamış.Harama yaklaşmamış,Sürekli doğru olanı yapmaya çalışmış.Hesap gününde Ona:
    -”Allah’ın rahmetine mi sığınmak istersin, yoksa ibadetlerinin karşılığını mı istersin?” denmiş.Adam düşünmüş, düşünmüş.Bir yanda onca yıl yerine getirdiği ibadet, bir yanda Allah’ın rahmeti…İbadetlerinin karşılığını istemiş.Mizan kurulmuş.Bir kefede adamın 500 yıllık ibadeti, diğer kefede Allah’ın verdği göz nimeti.Ama bakılmış ki verilen nimet yapılan ibadeten ağır basıyor.Adamın akibetini hatırlayamıyorum.Benden de bu kadar.Bir yerlerde hatam varsa affola.
    Kandilinizi vaktinde kutlayamadım.Gelecek kandilleriniz bereketli ve hayırlı geçsin inşallah…

  • 10. tuana&hellip  |  Eylül 12th, 2008 at 4:48 pm

    İnsan şükretmeden nasıl mutlu olabilir ki..
    Hep kendinden yukarıdakilere bakarak ömür geçirilir mi hiç , geçirilirsede sahip olunan şeylerde gider, ve mutsuz bir ömür biter.
    Mutlu olmak için her gece yıldızlara bakıp şükrediyorum, yaşadığım her nefes için binlerce şükürler olsun…

Yorum Yazın

Gerekli

Gerekli, Gizlenecek

İzin Verilen Bazı HTML Kodları:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Yazı Takvimi

Ocak 2009
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Son Yazılar

Yazı Takibi
E-Mail Adresini Gir:

Delivered by FeedBurner



Clicky Web Analytics