Hayatı Askıya Almak

Haziran 25th, 2008

Yazının Yer Aldığı Kategori: Ayrıntı, Ruh Hali

Hayatlarımızı askıya aldığımız dönemler vardır… Ayrılıklar/boşanmalar bunların başında gelir; bir sürü şey, rafa  kaldırılır…

Hani ben de öyle bir dönemdeyim ya..! Dört buçuk aydır… Farkında olarak veya olmadan nasıl da birçok şeyi beklemeye alıveriyorum hemen…

*Tatile çıkmak lazım çocuklarla: Bekle, gerçekleşsin hele şu resmi boşanma… Daha rahat bir kafa ile gidersin (ne zaman bitecekse… o bitmeden biz gitmesek bari)

*Platon’un Devlet’ini okumalı bir an önce; aylardır  bekliyor: Yok yok, ağır gelir bu dönemde… Hele bir ayrıl; daha rahat bir kafayla okursun ( okursun okursun; mevtan kaldırılırken sırt üstü okursun artık)

*Çocuklara oda yapmak lazım; artık bunu hak edecek yaş ve olgunluktalar: resmi işlemler  bitsin hele, ondan sonra yaparsın… (sonra da çocukların ruhundaki boşluğu doldurursun artık)

*Sigarayı bırakmalı: Deli misin sen? Hem de bu dönemde… Asla kaldıramazsın ( bu evliliğin hala canına okumasına izin veriyorsun görüyorum da)

İngilizce öğrenmek, sürücü kursuna gitmek, Kuran bellemek vs. gerekli: Sonra sonra, boşandıktan sonra… (ya ya ya… hayat da senden boşanır belki bu arada…)

Ve ve ve ve… Bu hep böyle devam eder gider… Kendi ellerimizle kendi hayatlarımıza ipotek koyarız… Sonra da bir bakmışız aylar, belki de yıllar geçmiş; ve geçen zaman boşa gitmiş… Gökten üç elma düşmüş, üçü de askıdakilerin başına güm etmiş…

Teslim olmuşuzdur şartlara… Belli şeyleri yapmamaya bahane etmişizdir koşullarımızı… Zaten hep yapageldiğimiz gibi… (Güya) zor dönemlerimizde ertelediğimiz şeyler, bir bakmışız ki, yarattığı boşlukla bizi teslim almaya başlamıştır… Peki nasıl kapanacak o boşluk; yayılmış üstelik tüm bedene… Alışmış da artık ruh bahaneye… Ya çocukların ertelenen hayatları; onun telafisi nasıl mümkün olacak? İş içinde oluşan başka ve daha zor işler… Çık çıkabilirsen içinden!

İsterseniz siz, hayatınızın tamamını askıya alın… Beni ilgilendirmez… Ben hayatıma hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorum (böyle yapmam gerekliliğini, ayrılığımın birinci ayında fark ettim) Hiçbir şey olmamış gibi… Hiçbir şey..!

Biliyorum ki… Ben, bana Allah’ın sunduğu hayata her daim ve şartta sahip çıkarsam ve kurban etmezsem onu zorluklara, bir saniyesini bile zorlukların izbe köşelerinde çürümeye bırakmazsam; Allah da bana çok daha iyilerini sunacaktır… Çok daha iyilerini… Bu böyledir…

Merak mı ediyorsunuz; çocukların odası çoktaaannn hazır, sigarayı bırakalı (yaklaşık) iki hafta oldu, Eflatun’un Devlet’ini okuyorum, tatilimize de çıkacağız yakında… Diğerlerinin ve burda yer vermediklerimin de eli kulağında!

Oh miss!!!

Hayat beklesin beni; benim onu beklemeye ne niyetim ne de zamanım var!

Yazının Yer Aldığı Kategori: Ayrıntı, Ruh Hali

17 Yorum Yapıldı Siz de yorumlayın

  • 1. HErgunSince1983&hellip  |  Haziran 25th, 2008 at 1:31 pm

    Eyvallah be abicim.
    Ver hakkını hayatın!
    Sana verilen, lutfedilen hayatının..
    Bugün de dünün yarını değil mi zaten?
    O zaman an; dünün yarını için ertelediklerini yapma anıdır.
    Vesselam..

  • 2. e.d.&hellip  |  Haziran 25th, 2008 at 2:46 pm

    yazinin sonuna gelene kadar dedim ki ya bu yazinin sahibi de amma cok sey ertelemis :) ama sonunu okuyunca sevindim.

    e haklisiniz tabi bu konuda. yani ertele ertele nereye kadar. ah su hafta bi gecse, su ayi bi atlattsam, final zamanlarim bi bitse, hele bi okulumu bitirsem… ooo oo oo. bu erteleme konusunda cogu zaman yenik dusuyorum nefsime. halbuki arada kalan gunleri, saatleri degerlendirerek kim bilir ne guzel isler yapacagim ama illa ertelemek lazim iste :/

    nihat demirkol: biz senle tanışıyoruz de mi Emre :)

    hoşgeldin!

    Teşekkürler!

    vakit gectikten sonra da donup bakiyorum ve diyorum ki ”vay anasini be, gunler ne cabuk gecmis!”

    hayat hic beklemiyor bizi.. oyle ya da boyle gecip gidiyor. yakalayabilene helal olsun..

    yakalayabilenlerden olabilmemiz dilek ve umuduyla :)

  • 3. Arzu-hal&hellip  |  Haziran 25th, 2008 at 2:48 pm

    Ben de yazının başını okuyunca, siz zaten sigarayı bırakmamış mıydınız? diyecektim. Ayrıca Platon’un Devletini yıllar önce okumuştum. Ben pek beğenmemiştim.

  • 4. Ay-sima&hellip  |  Haziran 25th, 2008 at 7:24 pm

    Hadisi şerifde peygamber efendimiz ”Yarıncılar helak oldu” buyurmaktadır, bu zumreden olmayalım inşaallah…

    Selam ve dua ile

    nihat demirkol:

    yarıncılar helak oldu” ilk defa duyuyorum bu hadisi… ama özgün bir ifade olarak karşımızda duruyor… çok teşekkürler!

  • 5. Berceste&hellip  |  Haziran 25th, 2008 at 8:53 pm

    “yarıncılar helak oldu” hadisinde çok çarpıcı bir anlatım var. O da erteleyenlerin sonunda bunu alışkanlık haline getirerek hayatlarını zindana çevirmeleridir. Çünkü bu hadiste kullanılan “yarıncılar”, “-şucu, -bucu” şeklinde bir şeye mensup olan kimseleri ifade eder. Örneğin akşamcılar tabiri ne anlamda kullanılırsa yarıncılar anlamı da bu anlamda kullanılmış (olabilir)Tabii bu da helak sebebidir. Bu benim anladığım…

    Hepimiz az çok bu hastalıktan muzdaribiz. Fakat bu, yaşam tarzımız haline gelmedikçe, kendimizi oto-kontrollerle sürekli yeniledikçe Allah’ın izniyle “Yarıncılar” tabirinin dışındayız.

    * * *

    Bu arada Aman Allah’ım! Gökten düşen üç elma nihat bey ve çocuklarının çuvallarına düşmüş!

    Ne mutlu sizlere! İnşallah ciğerparelerinizle keyifli vakitler geçirirsiniz!

    Bol oksijenli, ferah günler diliyorum!
    Sevgiler…

  • 6. çii&hellip  |  Haziran 26th, 2008 at 12:53 am

    hiç bir şey olmamış gibi…
    doğru tercih bence, çok iyi yapmışsın…

  • 7. oblomov&hellip  |  Haziran 26th, 2008 at 8:28 am

    askıya almak bu hayat için söylenebilecek en komik cümle…sanki ben askıya aldığımda hayat durup beni mi bekleyecek???yanıldığımız nokta burası oluyor işte… hele bir şu sınavı geçeyim, sevgilimle o zaman daha çok ilgilenirim; hele bir askere gideyim ondan sonra severim,evlenirim,çocuk yaparım; hele bir işe gireyim ondan sonra…

    yapılacaklar hiç bitmez, her daim engeller çıkabilir, babamın yıllar önce hatıra defterime yazdığı gibi “hayat dikenli bir gül bahçesi” önemli olan o dikenlere rağmen o bahçenin güzelliğinin farkına varıp o güzellikleri muhafaza edebilmek…

    nihat demirkol: bakın kimler gelmiş… :) varlığını burda hissetmek çok hoş inan!

    destekleyen ve de tamamlayıcı yorumun için teşekkür ederim oblomov!

  • 8. E. Ali&hellip  |  Haziran 26th, 2008 at 9:56 am

    Tebrikler gerçekten ulvî bir tavır.
    Allah bu güzel hallerinizi daim ve bereketli kılsın. Âmin.

    nihat demirkol: dileğinin sonuna eklediğin âmin nasıl da bir sıcaklık katmış sözlerine Ali… Aynı şeyi, boşanma ile ilgili yazdığım ilk yazımda da yapmıştın ve aynı şeyi orda da hissetmiştim… (bu arada o iki yorumunun çıktısı halâ duruyor ve ara ara bakıyorum; ilk günlerdeki kadar ihtiyaç duymadığımdan olsa gerek, etkilenmem az, ama halâ güncelliğini koruyor bende)

    çok teşekkürler!

  • 9. nalan güler&hellip  |  Haziran 26th, 2008 at 10:33 am

    Dün yazına 3 kez yorum yapmaya çalıştım .kaydolmadan kayboldu.
    okuduklarım,eski nihatın döndüğünü gösteriyor.
    çok şükür,çok sevindim.
    sigarayı bırakmana da sevindim.şimdi detoks sana iyi gelebilir.
    ben http://mucizeiksirler.blogspot.com/dan aklıma yatan bir iki tarifi uyguladım sen de bak aklına yatanı dene .insanın kendisi için birşeyler yapması yetiyor.

    sağlık esenlik dileklerimi bıraktım.
    streste mantar, parmaktan daha iyi ,denedim

    nihat demirkol: aslında (ilk bir-iki haftam hariç) hiçbir zaman çok kötü olmadım… h afiften kendimi bıraktığım, daha doğrusu kendi gidişatımı kontrol edemediğim, olmuştur ama her zaman iyiydim ve de hep öyle olacağım; var mı ki başka yolu ki!!!

    evet, detoksu denemeli ve stresle başa çıkmanın başka yollarını da öğrenmeli… ve kendimize özel başka şeyler y apmalı; ben bunu hak ediyorum!!!

    çok teşekkürler!

  • 10. Arzu-hal&hellip  |  Haziran 26th, 2008 at 2:26 pm

    Ay-sima çok güzel bir örnek vermiş aslında, bu hadisle.
    ”Yarıncılar helak oldu”

    Çok güzel bir noktaya değinmiş ama biraz daha açsa daha iyi olurdu. Yarına bırakmak insanı helake götürür ama neyi yarına bırakmak? Kendi nefsimiz için yapacağımız şeyler mi? Yoksa Allah yolunda çalışmayı, hizmet etmeyi, Onun rızasını kazanmak için yapacağımız hayırlı işleri mi? İbadetlerimizi mi? Vereceğimiz zekat ve sadakaları mı yarına bırakmayacağız?

    Şu günlerde bir imtihan içerisindeyim. Ya dünya işini seçeceğim. Ya da biraz zahmete katlanıp ahiret işlerini. Bugün ucundan başladım. Allah sonunu getirmeyi nasip etsin inşallah. Bu sene geçsin de seneye yaparım diyordum ama seneye kadar ömrümün olduğunun garantisini nereden aldım? Dünya işlerinin sonu yok.

    Hz. Ebu Bekr (r.a.) efendimizin hâli aklıma geliyor böyle durumlarda. Sabah kalktığımda iki iş beni karşılarsa, önce ahiret işini sonra dünya işini yaparım, buyurmuşlar.

    nihat demirkol:

    Bir kişisel gelişim kitabında rastladığım ve hiç aklımdan çıkmayan ve de çıkmayacak olan bir söz var… Diyor ki: bir ağaç dikmek için en uygun zaman yirmi yıl öncesi idi. ikinci uygun zaman ise ŞİMDİ’dir.

    her şeyi özetleyen bir söz… başka söze ne hacet!

  • 11. Özkan ERDEM ( Yeniasya G&hellip  |  Haziran 27th, 2008 at 9:48 am

    güzel bir site ve güzel yazılarla nakşedilmiş..Tebrikler Nihat Bey…

    nihat demirkol:

    motive eden sözlerin için teşekkür ederim Özkan..! Sağolasın!

    Sevgiyle!

  • 12. duyusen&hellip  |  Haziran 28th, 2008 at 1:31 pm

    nihat bey ertelemeler beni de çok etkiledi.çeşitli nedenlerle ”o an mantıklı görünen” nedenlerle mesleğimi yapmayı erteledim ve 6 yıl sonunda geri dönmeye çalışmak imkansız gibi geliyor şimdi…
    kimse hayatı ertelemesin dileği ile …
    iyi çalışmalar

  • 13. Abds'in&hellip  |  Haziran 28th, 2008 at 5:52 pm

    Geçenlerde çalışırken radyoda şu şarkı sözlerini duydum:
    “[...]Şansım yok aşktan yana sevgiye rastlamadım
    Hani o gençlik var ya güldü geçti tutamadım[...]”
    Düşündüm yaş epey bir ilerlemiş fark ettirmeden.Ben bu yaşıma kadar ne kazandım diye düşündüm.Aklıma pek birşey gelmedi.Birşeyler olmalı ama ne?
    Hala gencim.Ama daha genç değil.Gençliğimde ne yapmalıydım; ne yaptım? O günden beri bir şeyler bulmak istiyorum akıp geçen maziden… Bulayım ki mutlu olayım…
    Siz en güzelini yapmışsınız.
    Allah kolaylıklar nasip eylesin…

  • 14. e.d.&hellip  |  Haziran 28th, 2008 at 10:48 pm

    evet tanışıyoruz nihat bey :)
    ara sıra uğrarım blog lara.. çok sık olmasa da bazen vakit buldukça uğrar ve o güne kadar birikmiş bi çok yazıyı okurum bazı sevdiğim bloglarda.. sizin blog unuz da o “bazı”larının içinde ;)

    güzel günler geçirmeniz dileğiyle..

    nihat demirkol: güzel bir pazar hediyesi bu sözler :)

    çok teşekkürler EmreDeniz ;)

  • 15. Aybike&hellip  |  Haziran 29th, 2008 at 12:54 am

    Nihat’cigim,

    Yazinin bas kisimlarini okuyunca “eyvah” dedim, ama sonradan anladim ki, eskiden rafa kaldirdigin bir cok seyi gerceklestirmissin, tebrik ediyorum, kocaman bir aferin:))

    Eminim ki bekleme sureci zor oluyordur, ama sonunda erecegin ic huzurunu dusunup ve sabredip ustesinden gelecegine eminim.

    Guzel bir hafta sonu diliyorum, sevgiler…

    nihat demirkol: beklemek, her defasında daha az acı ve yorgunluk veriyor sevgili Aybike… çünkü benim, beklemeyi bilmeyen/sabırsız bir tarafım vardı ve şimdi biliyorum ki, Allah, bu yönümü eğitmemi/geliştirmemi istiyor… o yüzden bana bu beklemeyi yaşatıyor… ne zaman ki bu sabırsız, istediğim şeylere hemen ulaşmak isteyen yönümü kırarım ve beklemek zor gelmez… o zaman ki Allah da beni bekletmez… Hem bekleyip beklememek arasında, içimde, bir fark olmayacağı için, Allah ın hemen verip vermemesi de pek önemli olmaz (zannımca) o zaman benim için!

    Çok teşekkürler!

  • 16. beyazgelinciik&hellip  |  Temmuz 1st, 2008 at 8:09 am

    günaydıınnnn :))

    olurmu hiç sevgisiz heleki çocuklar varsa işin içinde birde :))
    onların çoraplarını kuruturkenki halleri okadar içten okadar sevimliydi ki.. nasıl sevilmez minik yürekler o masum kalpler dimi..

    bu arada ohh oh diyorum bende ne güzel yapılan uygulamaya konulan şeyler..
    sigara bırakılmış tebrik ederim herkesin harcı olamıyor malesef.. ertelememmek lazım.. çünkü bir nefes sonrasına bile garantimiz yok..şu aldığımız her nefesi verebiliyorsak ne mutlu bize şükürlük..alıp da verememek var verip de alamamak var… yorumlarada şöyle bi göz attım .. çok hoş şeyler yazılmış çiziylmiş..

    nihat demirkol: sabah sabah yazdığın bu yorumdan anlıyorum/hissediyorum ki; güne güzel, neşeli, cıvıl… başlamışın…

    çok teşekkür ediyorum ve her gününün güzel, neşeli, huzurlu, dopdolu, canlı-capcanlı ve kapkanlı :) geçmesini diliyorum!

    sevgiyle!

  • 17. FZ&hellip  |  Temmuz 1st, 2008 at 10:36 pm

    Ben de hayatta bir çok şyi erteleyenlerdenim… Hep bi bahanem oldu, oluyor da… Ruh halim hep kötüyken geldi aklıma ertelediklerim, dur iyileşeyim dedim ama bir türlü iyileşemedim de… Web sitenizi ilk ziyaretim. Meraktan “ben” etiketli yazıyı da okudum, sonra yorumları da… Aynı gel-gitleri sık sık yaşayan ben de her gel- gitin sonunda “gel” de kaldım şimdiye kadar “git”de durma cesaretim olmadı… Bilmiyorum yanlış mı ama bu gel-gilerin içerisinde 2. bir çocuğun bişeyleri düzeltebileceğine bel bağlamam…Bilmiyorum ki….

    nihat demirkol: hoşgeldin FZ… nerden ve nasıl ulaştın sayfama ama çok iyi ettin ;)

    çok teşekkür ederim yorumların için. (diğer bloğuma bıraktığın yorum için de teşekkürler… o yazı çok eski bir yazı ve orda ortaya koyduğum düşüncelerimi şimdi tam olarak taşıdığım söylenemez)

    sevgiyle!

Yorum Yazın

Gerekli

Gerekli, Gizlenecek

İzin Verilen Bazı HTML Kodları:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Yazı Takvimi

Eylül 2008
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ağu    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930  

Son Yazılar

Yazı Takibi
E-Mail Adresini Gir:

Delivered by FeedBurner



Clicky Web Analytics