İnanmak Anahtardır

Ekim 5th, 2008

Yazının Yer Aldığı Kategori: Ayrıntı, Din, Felsefe

Go get Adobe Flash Player!

(müzik eşliğinde oku)

Bazı şeyleri hayatımızda inanarak var ederiz; beklenen/imgelerimizde yaşayan sevgilinin, evin, mesleğin vs. bir müddet sonra yaşamımızda belirmesi gibi…

Bazı şeylerin ise varlığı, inansak da inanmasak da, bizim dışımızda mevcuttur; hiç görmemiş ve dokunmamış olsak da Avustralya diye bir kıta ve (tek bir) Tanrı vardır; bu noktada ise inanmak, inandığımız şeyin varlığına ulaşmamızı, mevcudiyetini keşfetmemizi kolaylaştırır… “Yok” dedikten sonra Avustralya Kıtası ve (tek) Tanrı, (bu hayat boyunca) varlığını bizimle kolay kolay paylaşmayacaktır…

İNANMAK, -kendini kandırmak şeklinde başlasa bile- var olan ama dokunup, işitip, göremediğimiz şeyin kapılarını açan bir ANAHTARDIR…

Koşulsuz inanmak zorundayız; o zaman göreceğiz ki, artık anahtar elimizde olduğundan ve bambaşka açılardan bakmayı öğrenip, kabullenici yaklaşarak gerçeği ötelemeyi reddettiğimizden; sır perdeleri teker teker açılacaktır…

İnanmak için delil bekleyenler, belki de gerçeği hiç yakalamayacaklar; oysa ki deliller insanın önünde, “sadece inan” dıktan sonra beliriyor; yeter ki “hani delil!” diye acele edilmesin ve şüpheci yaklaşılmasın! 

……………….

Blog arkadaşım wedaw, namı diğer cii ya da yeni adı ile wuuwww, bu yazısına yazdığım bu yoruma, bu yorum ile, imalı bir gönderme yaparak cevap vermiş… Ben de bana verdiği cevaba verdiğim cevabı yeniden yorum olarak eklemeyip yazı yaptım… Buyursun kendisi ve herkes burdan okusun!

Yazının Yer Aldığı Kategori: Ayrıntı, Din, Felsefe

9 Yorum Yapıldı Siz de yorumlayın

  • 1. uzaksevda1941&hellip  |  Ekim 6th, 2008 at 1:25 pm

    İnançsız başarılmış tek bir iş yoktur. Yaşamın kendisine inanmazsan yaşama ait algılamalarında yok demektir. Yaradana inanmayanlarda kendi yaradılışlarınıı çözümleyemeyenlerdir. Birgün inanmak zorunda kalınmaktan korkulmalı bence….

    Dostlukla…

    nihat demirkol: kısa ve öz(etleyen) ifadeniz için teşekkür ederim uzaksevda! ;)

  • 2. esra&hellip  |  Ekim 6th, 2008 at 9:27 pm

    Nihat bey merhaba,yazılarınızı takip etmeye çalışıyorum.Her biri diğerinden güzel.Yorumlar da en az yazılarınız kadar güzel.İyi akşamlar ve mutlu bir hafta diliyorum…

    nihat demirkol: bu güdüleyen ve şevk veren geridönütün için teşekkür ederim Esra!

    teşekkürler!

  • 3. -_-&hellip  |  Ekim 6th, 2008 at 10:08 pm

    Siz yazıya inanç yönünden yaklaştığınız için verdiği cevabı imalı görmüşsünüz. Bence konu farklı, adı inanmak ama siz inançtan o taddan bahsediyor. Bu, empati denen şeyin imkansızlığının bir örneği. O tat çocukluktaki, o atmosferdeki, o anda yakalanabilecek bir şey, her hissetmek istediğinizde ulaşamazsınız, ulaştığınıza kendinizi inandırabilirsiniz, ama bence ulaşmamışsınızdır.

    nihat demirkol: aslına bakarsanız cii’yi doğru veya yanlış anladım, önbilgimin esiri veya muzafferi oldum; bunun bir önemi yok… yazımın en altındaki notu koyma amacım, bu yazının doğma nedeni hakkında küçük bir bilgi vermekti; daha ötesi bir şey değil… bu yüzden, cii’nin ve benim söylediklerimle ilişkilendirilmeden ele alınırsa yazı, daha bir faydalı olur herkese… yoksa bir de bunun tartışmasına girerek, konuyu kişiselleştirmek istemem (amacım asla bu değildi… ama belli ki konu o noktaya kaymaya müsait; bu yüzden oraya vurgu yapan bir yorum daha gelirse, ben, yazımın en altındaki notu sileceğim)

  • 4. Arzu-hal&hellip  |  Ekim 8th, 2008 at 10:06 pm

    Eski tatlar neden hissedilmiyor artık. Gerçekten o tatlar yok belki. Biz büyüdük ve kirlendi dünya. Gerçi ben çocukluğunu arayan biri olmadım hiç. Hayatımdan çok memnunum. Eğer eskiye gitmek isteseydim 1400 sene öncesine gitmek isterdim. Herşeyin tadı ozaman daha güzeldi mutlaka.

  • 5. Aysima&hellip  |  Ekim 9th, 2008 at 11:57 am

    Dün yaşandı bitti, yarın henüz gelmedi. Elimizde bir bugün var, o zaman bugünün kıyemetini bilelim ve dolu dolu yaşıyalım. Eskileri sadece, gelecegimize ışık tutması için bulunduralım, yoksa halihazırda yaşadıgımız hayatı burnumuzdan getirmek için degil.

    Anı yaşa!

  • 6. Arzu-hal&hellip  |  Ekim 9th, 2008 at 9:05 pm

    Anı yaşa!
    Artık bu cümle beni o kadar etkilemiyor. O kadar diyorum çünkü bir zamanlar ben de buna inanırdım. Ama müslüman biri sadece bu gününü düşünemez. Geçmişini düşünmelidir ki tevbe etsin. Yarınını düşünmelidir ki imanını muhafaza etsin. Bugününü de düşünsün ki, ibadetlerini, hayrını vs. ne yapacaksa onu yapsın. Ben böyle düşünüyorum artık.

    nihat demirkol: anı yaşamak zaten sadece an’ı yaşamaktan ibaret olmamalı… bu görüşü ciddi ve bilinçli olarak savunanların ve yaşayanların ben sizin söylediğiniz gibi davrandığını düşünüyorum… bir yanı sağlam bir şekilde şimdi’yi yaşarken, bir yanı da (içinde kaybolmadan ve boğulmadan) geçmişin hesabını yapar ve (kendini kaptırmadan ve şimdi’sini unutmadan) geleceğini planlar, öngörür ve şimdiden tedbirlerini alır!

    teşekkürler!

  • 7. Aysima&hellip  |  Ekim 10th, 2008 at 1:45 pm

    Eger yazımı dikkat ederek okursanız şu ibareyi de görürsünüz orada: ” Eskileri sadece, gelecegimize ışık tutması için bulunduralım, yoksa halihazırda yaşadıgımız hayatı burnumuzdan getirmek için degil.”

  • 8. Arzu-hal&hellip  |  Ekim 10th, 2008 at 10:12 pm

    Anı yaşa! Bu felsefeyi sen uydurmadın ki Aysima neden üzerine alınıyorsun ki?
    Bu benim 10 sene önce duyduğum bir cümle. Belki daha da fazla. Yeni fikirler gerek bana. Çok çabuk sıkılırım.
    :-)

  • 9. Ay-sima&hellip  |  Ekim 10th, 2008 at 10:52 pm

    Duymak ayrı, okumak ayrı, hayata geçirmek apayrı birşey…
    Allah’u Teala kuranı kerimde de buyurmuyormu ” kitap yüklü hımarlar diye” sadece okuyup hayata geçmeyince konum bu oluyor. Bir şey okumak için, okundu denilsin için okunmaz ki…
    Bir güzel gönülden duymuştum, çokta hoşuma gider. Birşey sürekli karşınıza çıkıyorsa, bilin ki hayata geçirmediginiz için karşınıza çıkıyor. yani bizler daha bu kelimeleri duyup yaşamazsak çoook duyarız.

    nihat demirkol:

    “Birşey sürekli karşınıza çıkıyorsa, bilin ki hayata geçirmediginiz için karşınıza çıkıyor.”

    ne güzel bir söz… aynı düşünceyi ifade eden başka sözler biliyorum ama, bu düşüncenin bu şekilde ifade edilişi beni yeniden ve derinden etkiledi… yeniden etkilenme ve tazelenme için insan farklı ifadeleri araştırmalı ve okumalı (de mi?)

Yorum Yazın

Gerekli

Gerekli, Gizlenecek

İzin Verilen Bazı HTML Kodları:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Yazı Takvimi

Ocak 2009
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Son Yazılar

Yazı Takibi
E-Mail Adresini Gir:

Delivered by FeedBurner



Clicky Web Analytics