Sen, İnandığınsın
Haziran 19th, 2008
Yazının Yer Aldığı Kategori: Ayrıntı

Kuyumcudan çıkıyoruz… Oldukça memnun bir ifade ile yanımdaki arkadaşıma:
–Çok iyi bir esnaf… İkramda ve kibarlıkta üstüne yoktu… diyorum
–Tabii canım tabii… Tutup da 2000 YTL lik alışveriş yaparsam elbette ikramda bulunacak ve kibarlık edecek… karşılığını veriyor.
“Kendi acımızı nasıl da kendi içimizde yaratıyor ve sonra buna uygun şekilde hareket edip, bundan dolayı da bir güzel başkalarını suçluyoruz” şeklinde içimde hızlı bir fikir beliriyor ve ardından derin bir iç çekip ben devam ediyorum söze:
–Kuyumcunun gerçekten bu niyetle hareket ettiğini düşünsek bile senin bunu kabullenmen ve bu kabule göre düşünüp/duygulanıp hareket etmen ne kadar doğru..? Kendi içinde kendini layık gördüğün nokta bu mu; sen, yürekten ikram ve kibarlığa layık değil misin..? Ancak, yüksek miktarda alışveriş yaptığın zaman sana ikramda bulunulacağına, kibar davranılacağına inanırsan, kendi gerçeğin ve layığın olarak bunu görürsen, gerçekte de, yürekten nasıl ağırlanabilirsin ki..? (imkânsız yani)
Bırak, sen bilmem ne kadarlık alışveriş yaptığın için sana iyi davranılsın (üzerinde düşünme ve kimseye de söz etme bundan) Sen; sevildiğin, hoş bulunduğun için sana böyle davranıldığını düşün, buna inan ve bu duygu ve düşüncelerle hareket et (kendi içinde ve dışında çoğalt bu değeri… ilk başta inanmak ve sürdürmek zor gelse de) Göreceksin ki o tür insanları böyle varsaydığın ve kendini de bu tür (güzel) söz ve hareketleri hak ediyor gördüğün müddetçe, o insanlar sana gerçekten o niyetle yaklaşmaya başlayacak, sen de kendini nasıl görüyorsan, o görüşe/bakışa uygun yaşantıları kendine çekeceksin! (buna inan… ancak katıksız bir inançla bu işin nasılını öğrenebilirsin.)
Neyi hak ettiğine yürekten inanıyor ve bu inancını da içinde ve fiiliyatında yaşıyorsan, hak ettiğin senindir; sen, inandığınsın! Hak ettiğin şeyin, yaşamında olması gerekmiyor… Sen önce onu içinde oluşturursun; sonra o noktaya geleceğine inanırsın ve zihninde hep o noktada yaşar, o noktaya ait görüntüleri içinde hep canlı tutar, gerçek yaşamda da provalara girişirsin…
Sonrası mı..? Büyülü değişime hazır ol!
Yazının Yer Aldığı Kategori: Ayrıntı
26 Yorum Yapıldı Siz de yorumlayın
1. Berceste&hellip | Haziran 19th, 2008 at 11:14 pm
Yüreğinize sağlık.
Menfaatsiz, kavgasız ve gürültüsüz bir hayat lazım. Pek mümkün olmasa da dileğim bu. (En azından çalışıp, çabalayarak kendimizin ve çevremizin refah seviyesini %90′lara çıkarabiliriz)
Hey genç!
Haset etme.
Gerçekten sev! Kendini ve sevenlerini!
Kendine değer ver!
İçindeki çocuğun yanağını sulu sulu öp!
Çikolata dağıt. Gül. Ağla. Yardım et.
Niyetlerine ne zaman bir lağım suyu aksa hemen onu temizle! Topraktan gelip, yine toprağa döneceğini hep hatırla!
Herşey senin için seferber!
Sen olmasaydın, ne anlamı olurdu kuşların, ağaçların, dağların, nehirlerin!
Sen olmasaydın dünya olur muydu?
Değerlisin. Değersizlik kurşunlarını beynine yağdıranlara, onlara değer vererek en güzel karşılığı ver!
Bendensiniz Nihat bey,
Ben de sizden.
Sevgilerle!
nihat demirkol:
“Menfaatsiz, kavgasız ve gürültüsüz bir hayat lazım. Pek mümkün olmasa da dileğim bu. “
ben kendime bir iyilik yaptım ve bütün sınırlayıcı düşünce ve duygularımdan sıyırdım kendimi/sıyırmaya devam ediyorum… Hiçbir şey imkansız değildir ve yüzde yüzlük oranlar bile, en umutsuz anlarda, en umutsuz gözüken zamanlarda mümkündür… tüm sınırları zihnimizde biz yaratıyoruz; sınır yok…
bizler Allah tan birer nefes değil miyiz? o halde gücümüz zannettiğimizden çok çok çok daha ötedir… sınırını da bilmediğimize göre sonsuz olduğunu varsayabiliriz… zamandı, mekandı vs. yarattığımız bütün sınırları yıkarak ulaşabiliriz ancak Yaradan’a… Sınırlamaları yıkmanın yolu da, İNANMAK… ancak inanarak sonsuzluğa açılabiliriz; her şeyi başarabileceğimize ve inanmanın gücüne inanarak…
konuyla biraz alakasız oldu ama
iyi de oldu!
şiir ve en sonda yer verdiğin güzel iki tümce için teşekkür ederim kainat yolcusu!
sevgiyle kal!
2. Arzu-hal&hellip | Haziran 20th, 2008 at 4:36 am
Bu yazıyı okuyunca aklıma şu komik hadise geldi. Bu tür olaylar her çiftin başına geliyordur herhalde. Park vs. gibi açık alanlarda oturmuşsanız.
Yanınıza hemen bir kadın gelir ve bir çiçek almaz mısın? (Erkeğe hitab ediliyor) Yok cevabından sonra; -Bu güzel kıza çok mu görüyorsun bir çiçeği? (Manipulasyon)
Şimdi burada bu kadının doğru söylemediği aşikar. Herkese aynı şeyleri söylediğinden eminiz. Çünkü ticaret yapıyor.
Yine zan mevzusu hı?
İşin şaka tarafı bu. Ama gerçekten insanları yargıladığımız doğru. Ticari meselelerde bu böyle olabilir. İnsanlar, mallarını satmak için sizi övebilirler ama özel ilişkilerde de karşımızdakinin sözlerinden ve davranışlarından dolayı bir yerlere yerleştirdiğimiz doğru.
nihat demirkol: planlamamıştım ama, evet, zanna güzel bir örnek oldu!
teşekkürler!
3. Ay-sima&hellip | Haziran 21st, 2008 at 3:26 pm
Direk bu geldi aklıma,
Bkmayın insanların güler yüzüne, menfaatleri için gelirler vecde, cenneti vaad etmeseydi Allah’a bile etmezlerdi secde!
Şemsi Tebriziye aid bir söz…
4. Berceste&hellip | Haziran 22nd, 2008 at 9:50 am
Doğru söyledin Ay-sima…
5. E. Ali&hellip | Haziran 23rd, 2008 at 7:49 pm
@aysima ve berceste: Şems-i Tebrizi’nin sözü hakkında:
Çok yıllar önce bana bir Allah dostu demişti ki: Sen madem bu kapıdasın (filan tarikatı kastediyordu) o halde tasavvuf kitapları okumamalısın.
Ben söz dinlemedim okudum. Yıllar sonra gördüm ki haklıymış. Daha Farz nedir sünnet nedir, önemleri nelerdir, namazımı dosdoğru kılmak için ne yapmam gerekir, bulunduğum kapının iman kuran hizmetini neleri içeriyor bilmeden Mevlana’ları, Rabia Adeviyye’leri öğrenmek bana zarar vermişti. Bütün dindar müslümanları eksik ve kusurlu görmeye başlamıştım. Hâlbuki o mürşidin maneviyatı ile önceden sadece kendi işime bakıyordum. O zamanlar henüz öğrenmediğim bir ayet: Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.. İşte bu yolda yavaş yavaş ilerlerken her şeyim alt üst olmuştu.
İnsan dünyaya gelmiştir ama nasıl gelmiştir? Asli yaratılışından tamamen uzaklaştırılmış olarak. Esfeli safiline indirgenilmiş olarak.
Bu durumda her türlü çıkarcılığımızı en başta kabul etmeliyiz.
Bir hadis vardı, her hayırda önce kendinizden başlayın deniyordu. Rehberimiz bunlar olmalı.
Şu gibi rivayetler benim seviyemdeki insanlara zarar verir:
İki derviş sohbet ediyor. Biri diyor ki “biz bulduğumuz zaman şükrederiz, bulamadığımız zaman sabrederiz.”
Diğeri cevap veriyor:
Sizin yaptığınızı bizim Horasanın köpekleri de yapıyor. Biz ise bulduğumuz zaman dağıtırız, bulamadığımız zaman şükrederiz.
İşte bu son dereceden yüksek seviyeden olan hakikatleri benim gibi insanlar taşıyamaz.
Bir hayır bulursam kendi nefsimden başlamalıyım. Sonra derece derece en yakınlarıma yaymalıyım.
Peygamber efendimiz genel kitleye göre konuşmuş.
Tasavvuf kitaplarında ise çok çok özel, istisnai Allah dostlarının halleri yazar. Benim gibi insanlar okur onları örnek almaya çalışır sonra taşıyamaz.
6. Arzu-hal&hellip | Haziran 23rd, 2008 at 9:09 pm
Bence insanları bu kadar yargılamayalım. Yalandan da olsa güler yüz fena birşey mi? Ben alışveriş yaptığım yerlerde güler yüz ararım şahsen. Bu ticaretin bir gereği. O malını satmak için bunu yapacak, istemeden de olsa. Ben de güler yüzü seviyorum ne yapayım?
7. Berceste&hellip | Haziran 23rd, 2008 at 9:21 pm
İnanın sayın Arzu-hal, samimi gülüşle, iş icabı gülüşün arasında görünürde belli olmasa da derununda çok fark var.
Bana pek az satıcı “Bu mal açıkçası pek de iyi değil. Size şunu verirsem daha iyi olabilir.” şeklinde muamelede bulundu. Onlara değer veriyorum. Çünkü beni düşünüyorlar. Bu da onların zekasını ve aslında paramı değil beni satın aldıklarını gösterir. Böylelikle sürekli müşterileri olmuş olurum. Ticaretin usulü vardır elbette (güleryüz göstermek, kibar olmak gibi…) fakat gelin görünki çoğu satıcıda şunu gördüm : “Bu size gerçekten çok yakıştı. Evet! evet! bu tam size göre!” bu türden insanların samimi olmayan malı satma amaçlı tutumlarını tasvip etmiyorum. Mercek, müşteri olmalı. Mal değil. Konudan biraz uzaklaştım gibiyse de temelinde mesele aynı…
Selamlar…
8. Arzu-hal&hellip | Haziran 23rd, 2008 at 9:49 pm
Ben beğenmediğim bir şeyi sırf güler yüz olduğu için almam. Benim kastettiğim ısrarcılıkla malı satmak değil. Ben zaten hayatın her anında bunu arayan biriyim. Tebessüm ne güzel şey. Ne büyük bir nimet. Allah’ım beni böyle bir nimetten mahrum bırakmadığı için de minnettarım.
9. ay-sima&hellip | Haziran 23rd, 2008 at 10:47 pm
Hangi bir ALLAH dostu maneviyat büyügü ne söylemişse dogru ben hiç yanlışlarını görmedim.
Birisi müşterisine güler yüz gösterecekse bunu menfeatı için yapmamalı islamen bir düsturu olmalı….
Bir müşterisine çay felan ısmarlayacaksa girer girmez herkese teklif etmiyor müşteri alıcıysa ilgi ve alakasına göre teklif ediyor menfeatı icabı ben bu işlerin içindeyim nasıl oluyor şahidiyim yalandan olan işleri asla tasvip etmem
Bırak suratı sirke satsın ama menfeatı için iki yüzlülük yapmasın riya yapmasın herkese aynı muameleyi yapsın
MEHMET AKİF ERSOY’un bir sözü var sözü odun gibi olsun ama hakikat olsun tek vesselam..
SELAM VE DUA İLE
10. Abds'in&hellip | Haziran 23rd, 2008 at 10:56 pm
@Ay-sima’nın yazdığı söz de bana rind ile zahid arasındaki farkı anımsattı.Rind Yüce Allah’a olan aşkıyla O’nu zikreder ve sevgisinin karşılıksız olduğunu düşünür.Ama Zahid Allah’a olan ibadetini Cennet nimetleri için yapmaktadır….
@Arzu-hal’in bahsettiği mevzu da bana geçende dinlediğim bir radyo programını hatırlattı.Radyocu bayan her sabah evden çıktığında gazetesini aldığı büfe sahibinin tebessümünden kaynaklanan mutluluğunu anlatıyordu.
“Esnaf olmak zor…” diyordu.Hakikaten de zor.
Yalandan da olsa insan müşterisinden bir tebessümü eksik etmemeli…
11. ay-sima&hellip | Haziran 24th, 2008 at 12:20 am
Benim baglı bulundugum kapı, tasavvuf kitaplarını okumamızı tavsiye ediyor, hadis, fıkıh,tefsir,akaid, okurken bunların yanında tasavvuf kitaplarını ders olarak işliyoruz , mektubatı Rabbani gibi. kutsiye gibi, halidiye gibi ve hiç bir zarar görmedik inadına edep ögretiyorlar demem o ki size katılmıyorum…
Selam ve dua ile
12. E. Ali&hellip | Haziran 24th, 2008 at 2:03 am
Nasteddin Hoca ile ilgili bir rivayet var herkes bilir:
“Ye kürküm ye”
Nihat beyin arkadaşı doğru söylemiş.
Bizim gibi insanlar iyilik güzellik üzerinde çok dururken sokaktaki sade bir vatandaş daha isabetli gözlemlerde bulunabiliyor.
13. Berceste&hellip | Haziran 24th, 2008 at 9:19 am
14. Nihat Demirkol&hellip | Haziran 24th, 2008 at 10:38 am
Burada epey bir diyalog oluştu
Ama dopdolu diyaloglar… Akşama toparlarım şöyle hepsini bir… Bekleyin 
15. Nihat Demirkol&hellip | Haziran 24th, 2008 at 9:19 pm
Aslında menfaatçi yaklaşımlardan çok, bizlerin o yaklaşımı “menfaatçi” olarak değerlendirmemiz ve bu değerlendirme üzeri hareket etmemiz daha büyük hataalmayıp, bize menfaatçi yaklaşana ve kendimize karşı güzel zan beslesek, o kişideki o menfaatçi yaklaşım zamanla yok olacak ve bizdeki (kötü zan beslemediğimiz için) kötü tesirler de yayılmayacaktır etrafa…
Beş Numaralı Yorum; Erdal Ali
yalandan da olsa edilen tebessümün bence hiçbir sakıncası yok… yeter ki (bundan emin olsa bile) yalandan tebessüm edilen kişi o tebessümü gerçek gibi algılasın ve o şekilde davransın; görülecektir ki her şey o zaman (karşılıklı olarak) daha gerçekçi olacak…
Tasavvuf kitaplarının belli bir aşamadan sonra okunması gerektiğine dair vurgunda (sanırım) haklısın… Evet, insan kibre düşüyor, ister istemez kendini başkalarından daha üstün görüyor ve başkalarını da hor… (bu bende bile oldu; camii de diğer insanların gözüme çok bayağı gözüktüğü oldu; ne diye yalan söyleyeyim.. ama şükürler olsun ki kendimdeki bu tür marazları anında farkedip tedbirimi alabiliyorum)
Ne olursa olsun insan, belli bir basamağı yaşamadan daha üst basamağın gerçekleri ile karşılaşmamalı ve de o gerçekleri yaşamamalı… Verdiğin diğer örnek de bunun gerekliliğini çok iyi anlatıyor;
“Biz ise bulduğumuz zaman dağıtırız, bulamadığımız zaman şükrederiz.”
Bir insnın bunu yapabilmesi için, öncelikle bundan önce verdiğin anlayışı içselleştirmeli…
Berceste, ay-sima ve arzu-hal:
Bir satıcının gösterdiği güler yüzün nedeni ne olursa olsun (ister ürününü satmak isterse içinden geldiği için) güler yüz göstermesi tek başına anlamlı ve güzel bence… Burda herkes kendine bakmalı diye düşüyorum: eğer satıcı ürününü satmak için güler yüz gösteriyorsa bu kendisini ilgilendirir, içten bir tutumla güler yüz gösteriyorsa, bu da kendini ilgilendirir… he riki durumda da faydası ve zararı kendisine… Bizler, onun gülümsemesi ve güzel hareketleri arkasındaki nedenlerle uğraşmamalıyız.. Bizler de kendimize bakmalı ve onun güzel hareketleri ve güler yüzünün tadını çıkarmalıyız ve mümkünse onun bu hallerini iyiye yormalıyız (ki iyi olsun her şey; güzel düşünelim güzel olsun misali
de mi?)
abdsiin:
Yalandan da olsa edilen tebessümün ben -zamanla- yüze tam olarak yerleşeceğini düşünüyorum… yeter ki tebessüm edilenler, bu yalan üzerinde fazla yorum yapmasın!
12 Numaralı Yorum; Erdal Ali:
Biz yine de iyilik güzellik üzerine duralım.. Bırakalım sade vatandaş kendi tecrübelerinin karanlık zannında yaşasın… Ama lütfen bizler de usanmadan, bıkmadan güzel zanna ve iyilik ve güzelliklere devam edelim…
ay-sima: 11 numaralı yorum:
beş numaralı yorumu için erdal ali ye verdiğim cevabın ikinci paragrafını, sen 11 numaralı yorumuna cevap olarak kabul edebilirsin… dediğin doğru ama işin bir de (birçok insan için) öbür yüzü var inan… bu da yadsınamaz…
16. ay-sima&hellip | Haziran 24th, 2008 at 9:51 pm
İnsan ögrendikce acizligi artar kibri artmaz… siz de zanla hareket ediyorsunuz lütfen bunada siz inanın beni inandırmak yerine…
nihat demirkol: evet bu da bir zan… iyi yakaladın ay-sima
dediğini kabul ediyor ve inanıyorum sözlerinin gerçekliğine!
ama “insan öğrendikçe acizliği artar, kibri artmaz” da bir zan ona bakarsan.. belki söyle demeli; insanın, öğrendikçe; kibrinin azalması acizliğinin artması beklenir…
—yorumundaki yazım hatasını düzelttim
17. ay-sima&hellip | Haziran 24th, 2008 at 9:55 pm
”kibri artmaz” olacak eksik yazılmış ben kapımdan Rabbimin izniyle eminim, ve bize tavsiye eden ise, sıradan bir insan degil bir Allah dostu Allah dostunu bir veliyi yargılayacak iseniz siz bilirsiniz…
18. ay-sima&hellip | Haziran 24th, 2008 at 9:59 pm
Tarikat mensubu olan kişi zaten bir şeyhin tasarrufunda oluyor farklı şekilde yetiştiriliyor ve terbiye ediliyor o kişi aczini fakrini anlar ve uzakdan bakarak fikir yürüterek konuşmak insanı daha da hataya sürükler bazı şeyleri sırf eleştirmek için yola çıkmasak daha güzel olmaz mı?
19. e.d.&hellip | Haziran 25th, 2008 at 2:57 pm
benim fikrime gore; bi ticaret adami, dukkaninda donen her isten bi maddi beklenti icerisindedir.
ama bize yani musteriye gosterdigi ilgi ve alaka her zaman salt ticaret maksati tasimayabilir. yerine ve kisisine gore degisir bu tutumu.
yukaridaki olayda anlatildigi uzre: kendisine gosterilen her ilgi ve alakayi maddi cikarlara baglandiran kisi yanlislardadir bence. halbuki satici sirf o adami sevdi diye, ya da kendi kisiliginde olan sevimlilik ve sicakkanlilik yuzunden musterisine guleryuzlu ve ilgili yaklasiyor olabilir.
sahsen ben oyle dusunurdum. yani ben guleryuzlu bi insanim, bi yere girdigim zaman insanlara karsi gulumsememi ve muhabbetimi esirgemem. dolayisiyla onlardan da boyle yapmasini beklerim.
karsidakinin iyi davranisinin her zaman cikar amacli oldugunu dusunmek yanlistir. lakin, yorumumun basinda dedigim uzere, ozellikle ticaret adamlarindaki maddi beklentilerini her zaman tamamen goz ardi etmek de biraz safca dusunmeye kacar.
20. E. Ali&hellip | Haziran 26th, 2008 at 9:40 am
@ay-sima:
Benim kastettiğim kapıda da aynı çalışmalar yapılırdı ve de halen yapılmaktadır.
Kim bilir belki de aynı kapıdır.
Kutsiye dediğiniz eğer Risale-i Kudsiye ise kesin öyledir.
Hani “kabalıkla olsa hakka gidelim cemali bakemale seyredelim” beyitleri var içinde..
Benim durumum özeldi. Hem çok yeniydim hem de beni çok iyi tanıyan kişi benim düşeceğim hataları biliyordu. Ayrıca benim okuduğum tasavvuf kitapları piyasadaki her türlü tasavvuf kitaplarıydı. Bilinçsizce alıyordum.
Keşke biraz ayrıntılı yazsaydım ortalığı karıştırmasaydım.
Hepinizden Allah razı olsun. Teşekkür ederim.
Ama şu var ki siz herkesin sizin gibi olacağına dair zanda bulunmuşsunuz!!
Zannın çoğundan sakınınız ayetini hatırlatırım. Bunun içine iyi zanlar da dahil diye düşünülmeli.
Neyse, bu hatalar sayesinde aynı kapıdan olduğumuz açığa çıktı galiba.
21. E. Ali&hellip | Haziran 26th, 2008 at 10:26 am
@aysima:
Bir önceki cevabımda eksik bir iki kelime var.
Herkesin kendiniz gibi olgun ve güzel düşünebileceğini sanmak yönünde hüsnüzannınız var demek istemiştim. yanlış anlama olmasın.
22. Ay-sima&hellip | Haziran 26th, 2008 at 3:30 pm
Evet ‘’sıgındım zatı hakka gel gidelim ”
Risaleyi kudsiye İsmet garibullah hz.
23. E. Ali&hellip | Haziran 26th, 2008 at 9:15 pm
Evet aynı yer. Ben çok uzun bir süre her ne kadar uzak kalmış olsam da o sevgi hiç bitmedi. en önemlisi onların bütün fikirlerini, sözlerini olduğu gibi tasdik etmemdir. davranışlarım ne kadar allak bullak gitmiş olsa da itikadım aynı kalmıştır. tabi genelde üstü çok yoğun bir gaflet perdesi ile örtülü olarak…
nihat demirkol: yaşanan hiçbir şey boşuna yaşanmadı… her şey, tam da olması gerektiği gibi/için oldu… şikayet; ııhh!!! ders çıkarmak; eveett!!! başa gelen ve içine düşülen her durumu sevmek ve sahiplenmek gerek… ancak bu şekilde ötesine geçebiliriz şeylerin!
24. E. Ali&hellip | Haziran 27th, 2008 at 12:10 am
Evet, enerjiyi eyvahlara keşkelere sarfetmemeli, şimdi şunu yapmalıyıma sarfetmeli.
zaman çabuk geçiyor. değerlendirilmesi gerektiği gibi değerlendirilen her “şimdi” zamanla güzellikleri getirecek.
25. susuzbalık&hellip | Temmuz 1st, 2008 at 8:02 am
Bir düşünce eken bir eylem biçer,bir eylem eken bir alışkanlık biçer,bir alışkanlık eken bir kişilik biçer,bir kişilik ekende kaderini biçer.Eğer tebessümün kaynağı güzel görüp güzel düşünmek ise ne ala,yok öyle değilse…
nihat demirkol: her şey düşünce ile başlıyor… ve herkesin düşüncesi de kendini bağlıyor… bir başkasının düşüncelerinin art niyetli olduğunu hissetmemize/bilmemize rağmen bizim buna rağmen iyi düşünceler (ya da kötü düşünceler) içinde olmamız da (yalnızca) bizi bağlar… biz burda yalnızca kendimizin ne/nasıl düşündüğü, düşünmesi gerektiği ile ilgilenmeli, başkalarının davranışları (örn. tebessüm) arkasında yatan niyetlerle ilgilenmemeli ve bununla ilgili yorumlarda bulunmamalıyız (diye düşünüyorum)
yorum için teşekkür ederim susuzbalık!
sevgiyle!
26. Linda&hellip | Temmuz 16th, 2008 at 3:32 am
Hekesin gorusu kendinedir arkadaslar hepinize az biraz hak veriyorum ama ben E.aliye katılıyorum.
nihat demirkol: teşekkür ederim Linda!
Yorum Yazın
İzin Verilen Bazı HTML Kodları:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>
Trackback this post | Subscribe to the comments via RSS Feed