Yardımın Niçini

Mayıs 25th, 2008

Yazının Yer Aldığı Kategori: Ayrıntı, Din

yardiminniçini

Yardım etmek gibi erdemli bir davranışı ifa etmeyi “başkalarının yapmıyor olması ya da o davranışın çok az kişide yaşıyor olması” nedenine bağlamak ne kadar doğrudur?

Böyle bir sebeple yardım edersem bu nereye kadar sürer..? Yormaz mı bir süre sonra bu nedenden dolayı yardım etmek insanı..?

Çirkin/kötü bir davranıştan, başkası öyle yapıyor diye kaçınmak ne kadar yapmacık ve samimiyetten uzaksa, “yapılmıyor diye iyi davranışları yaşatmaya/yerine getirmeye çalışmak” da o derece samimiyetten uzak ve insanın üzerine yüktür!

İyi davranışlara yönelip kötü davranışlardan kaçınmamızı, kendi içimizdeki bir nedene bağlamalı ve erdemli hareket etmemizi -mümkün olduğu kadar- dış nedenlerden bağımsız kılmalıyız…

Şüphesiz ki bir dış nedene bağlı olarak da olsa iyi/hakka uygun davranışlar sergilemek ve iyiyi yaşatmak; iyiye hiç sahip çıkmamaktan evladır ama iyiyi içimizde ve dışımızda mutlak hakim kılmak için bunun da ötesine geç(ebil)meli ve -başkasının yapmasına ya da yapmamasına bakmadan- sadece doğru/hakka uygun olan o olduğu için yapma/ma/lıyız…

İşin biraz daha elim tarafı, insanları iyiliğe çağırırken onlara yapılan seslenişte yatıyor:

–Kimsenin kimseyi düşünmediği, bananeciliğin hüküm sürdüğü şu çağda elinizi önce vicdanınıza koyun sonra cebinize sokun..!

Burda seslenişin hedef aldığı tarafımız çoğunlukla nefsimiz, biraz da vicdanımız… İyilik yapmamız sonucunda dünyayı sarmış bencil güruhtan farklı ve onlardan üstün olacağımız ima ediliyor ve nefs, kendini daha üstün ve farklı görme adına iyilik yapmaya davet ediliyor… (zekice)

–Ben, bananeciliğin hüküm sürdüğü bu çağda başkalarını düşünebiliyorum. Ben, o bencil güruhtan ayrı ve daha üstün bir insanım… Ben, halâ, yardımseverlik vb. erdemleri içinde yaşatabilen biriyim… Ben 1 şeyim, 2 şeyim, 3 şeyim :)

Diğer yandan kendini “bananeci”, “bencil” kümeye dahil olmuş görmek istemeyen vicdan “yardım etmeliyim, yoksa ben de bunun bir parçası olurum… Oysa olmamalıyım” diye düşün(dürtül)erek, birazın da ötesinde epey bir zorlama ile yardım etmeye itiliyor… (bu da zekice)

Durum böyle olunca, insanın içinde hak ettiği yere oturup, sürekliliğini koruyamıyor bu güzel erdem tabii… (ama kimin umrunda; yeterki gelsin paralar) Kendini sağlam bir kaynağa/nedene dayandır(a)madığı için de zamanla yoruluyor, bıkıyor, anlamsız buluyor yaptığını…

Peki o zaman n’apmalı..? Nasıl davranmalı…? Ve insanları yardıma- daha geniş anlamda iyiliğe- nasıl davet etmeli..?

Orasını da varın siz keşfedin

………………………

Bu Yazı, Kainatyolcusu adlı blog sahibinin bu yazısı okunduktan sonra yazılmıştır

Yazının Yer Aldığı Kategori: Ayrıntı, Din

4 Yorum Yapıldı Siz de yorumlayın

  • 1. Berceste&hellip  |  Mayıs 25th, 2008 at 11:38 am

    Böyle yapıcı eleştiriler ufkumu genişletimekte. Bunun için teşekkür ederim.

    Herkes elinden geldiğince yardım edecek. Yaşam vermek değil mi?

    Bu yazıda sadece dikkat çekmek istendi. Yoksa kimse bu nedenlere bağlı değil yardım etmek için. Ki böyle olursa samimiyet de kalmaz. Her yazının bir önsözü olur. Biz de böyle yaptık. Odak meselesi yani.

    İnsan zaten düşünen bir varlık. Gerisini getirebilir.
    Bu sadece bir başlangıç olsun.

    Selamlar.

  • 2. Arzu-hal&hellip  |  Mayıs 25th, 2008 at 1:36 pm

    “Bir iyilik yapmak istiyorsan hemen yap. Düşündükçe nefsin sana vesveseler verecektir.”

    Benim genel düşüncem bu. Düşündükçe insanın cimriliği tutuyor.

  • 3. ay-sima&hellip  |  Mayıs 25th, 2008 at 6:26 pm

    Kainatyolcusu
    kardeşime yaptıgınız yorumdan dolayı blogunuzu ziyaret ettim.
    Şu da bir gerçek çok dogru bir söz zira büyükler söylemiş
    ”RİYA İHLASIN KAPISIDIR”
    İş farklı boyutta başlar ama zamanla hakikate de döner

  • 4. açıkdeniz&hellip  |  Mayıs 27th, 2008 at 6:33 pm

    Ben de bu aralar eğitim bilimlerine çalışmaktan kafayı bozmuş biri olarak, yaşadığım olaylarda farkında olmadan o pencereden bakıyorum. Hemen duruma uyduruyorum. Sınava da az kaldı :S neyse diyeceğim o ki içsel pekiştireçler dışsal pekiştireçlerden daha etkilidir ve davranışın sürekliliğini sağlar. İçsel güdülenme dışsal güdülenmeden daha etkilidir. (Hilgard diyordu yanlış hatırlamıyorsam) bu işler de böyle olsa gerek diye düşünyorum.. ancak şöyle bir şey de var ki alıştırma aşamasında dışsal pekiştireçler de kullanılabilir. Kişi onun doğruluğuna inandıktan sonra zaten pekiştirece gerek kalmaz, içinden destek alır.

    nihat demirkol: tam yeni bir yazı eklerken yorumun geliverdi :) Kalkmam gerekiyor ama dar zamanımda kısaca şunu söyleyeyim Meryem: evet, dış nedenlere bağlı olarak belli bir şeye yönelmek bir basamak… ama hep o basamakta kalmamalı ve -yazıda da dediğim gibi- bunun ötesine geçebilmeliyiz… inan bana “içte(n) yaşamak” çok daha heyecan verici…

    Teşekkürler!

Yorum Yazın

Gerekli

Gerekli, Gizlenecek

İzin Verilen Bazı HTML Kodları:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Yazı Takvimi

Kasım 2008
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Eki    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Son Yazılar

Yazı Takibi
E-Mail Adresini Gir:

Delivered by FeedBurner



Clicky Web Analytics